• $ 5,2777
  • € 5,9785
  • 224.736
  • 102.715
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ana muhafetin siyasi iradesi var mı?

Bugün başlayan hafta yüksek olasılıkla yine çok heyecanlı olacak ve çok hızlı geçecek. Tabii tüm bu heyecanın demokratik coşku içinde olmasını, araya siyaset dışı yöntem ve müdahalelerin karışmamasını diliyoruz. Siyaset dışı olmayan her meşru arayış demokrasi kurallarının içindedir. Kimin kiminle ittifak yapacağı, hangi çizgide ve arayışta olacağı kendi bilecekleri işlerdir. Ama tabii, meşru arayışlar da millet karşısında, gönlünde ve rasyonalitesinde yeri yoksa, yenilgiye mahkumdur.

Peki seçimlerin partiler açısından anlamı nedir? Amaç iktidarı devralmak mı, yoksa varolan iktidarı devirmek mi olmalıdır? Her ikisinin de aynı duruma denk geldiğini ifade edenler olacaktır.

Oysa pek öyle değil. Muhalefet partileri, hele hele ana muhalefet partisi iktidarı devralmayı hedefler. Ülkeyi yönetmek için iştah ve istek duyarlar. Zaten varoluş amaçları da bu olmalıdır.

Ancak bizimkiler, AK Parti ve Erdoğan söz konusu olduğunda, son 16 yıldır “İktidar gitsin de yerine kim gelirse gelsin, ne olursa olsun” mantığından bir türlü çıkamadılar. Bu patetik ruh durumu ile başkalaştılar, güçsüzleştiler, tehlikeli ortaklıklara meyilli oldular. Halkı iknaya değil, siyaset mühendisliği yapmaya çalıştılar.

Tabii Sayın Erdoğan ve AK Parti’nin ezici üstünlüğüyle bu yola mecbur kaldıkları söylenebilir. Hatta bu argümanın oldukça alıcısı da olacaktır. Ama gerçekte doğru yol bu değildi. Ana muhalefet, iktidar güçlendikçe ufalandı, çizgisinden saptı ve başkalaştı. Doğru yol, iktidarın eksiklerini tespit etmek, topluma güven verecek projeler geliştirmek, halkın tüm kesimleriyle gerçek zeminde ilişki kurmak, kutuplaşma yerine istikrara ve milli menfaatlere odaklanmak olmalıydı.

Şimdi geldiğimiz noktada, bir ana muhalefet partisinin lideri, Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığına adaylığını dahi koyamıyor. Bunun nedeni basit: Bu seçimi kendi adaylığında kazanacağına inancı yok. Hem parlamento, hem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kaybedeceğini düşünüyor.

Oysa geçmiş on yılda, bırakın on yılı, üç-beş yılda, bahsettiğimiz gerçek zeminde, dürüst, milli ve emek dolu bir süre geçirilseydi, bekaya dönük kritik zamanlarda doğru yerde durulsaydı, böyle zaaflı ve zor bir duruma düşülmezdi.

Buna rağmen, CHP, bir ana muhalefet partisi olarak siyasetin mantığına sahip çıkmalı ve Kılıçdaroğlu’nu aday göstermelidir. Bunun dışındaki her türlü siyaset dizaynı, ittifaklaşan aktörleri milletin gözünden düşürecektir. En azından seçimlerden sonrasında yeni döneme iyi bir yerden başlamak için bu tavır trenin son vagonuna atlamak anlamı taşıyabilirdi.

Tabii eğer kendi iradeleriyle hareket etme şansları varsa…

Zeytinburnu´nda pazarı gezen CHP´nin İBB adayı Ekrem İmamoğlu yine benzer tepkiyle karşılaştı. Yaşlı

Ekrem İmamoğlu´na bir tepki daha: Partin 5 kuruş etmez

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor