• $8,5102
  • €10,2964
  • 498.458
  • 1441.33
17 Eylül 2016 Cumartesi

PYD, ABD’nin siparişi üzerine kurulmadı mı?

Kurtuluş Tayiz
Kurtuluş Tayiz
YAZARIN SAYFASI

PYD’nin Suriye’de üstlendiği alanlara ABD bayrağı astığını gösteren fotoğraflar kamuoyunun hayli dikkatini çekti. Kimisi ABD bayrağı altında konumlanan PYD’ye çok şaşırdı; kimi de ABD’nin buna izin vermesine hayrette. Nasıl olur da Amerikan bayrağı, bir terör örgütünün karargahında dalgalanabilir?

Oysa bunda şaşıracak bir yan yok; PYD zaten 2003 yılında ABD’nin siparişi üzerine kurulan bir örgüt. Bu gerçeği bizzat Kandil’de PYD’nin kurulma kararını alan “Başkanlık Konseyi” üyesi beş kişiden biri olan, PKK liderinin kardeşi Osman Öcalan açıkladı.

Her fırsatta şu gerçeğin altı çizilmeli: PYD, 2003’te ABD’nin siparişi üzerine Kandil’de kurulan bir örgüttür. DAEŞ ile PYD aynı günlerde tarih sahnesine çıkmıştır. PKK’nın bugüne değin ABD’den bağımsız tek bir hareketi olmamıştır. Daha da önemlisi PKK, ABD’den habersiz nefes bile alamaz, örgütün ipleri doğrudan ABD’nin elindedir.

PKK’nın Irak ve Suriye’deki hareket planını ABD belirlemektedir; örgütün ikinci Kandil olarak anılan Sincar’a yerleştirilmesinden tutun, Suriye’nin Kuzeyindeki kantonların oluşumuna ve Güneydoğu’daki terör eylemlerinden Karedeniz’e açılmasına kadar PKK/PYD/HDP’nin her adımının arkasında ABD’nın kısa ve uzun vaadeli planlamaları, düzenlemeleri mevcut.

PKK/PYD’nin bulunduğu her yere Amerikan bayrağı asması işte bu gerçeğin itirafı anlamına gelir. Biat ettikleri asıl bayrak zaten Amerikan bayrağıdır. Kürt vatandaşların çoğu bu gerçeği yeni yeni anlıyor. FETÖ gibi PKK da bir Amerikan projesidir ve sadece bağlı olduğu o güce hizmet etmektedir.

PKK/PYD/HDP’ye yakın duran çevrelerin durumu da bu örgütten çok farklı değil. Solcuların PKK, liberallerin FETÖ hayranlığı bu ülkede bildiğimiz pek çok şeyin aslında yalan olduğuna delalet ediyor. Siyasi varlığını “anti-Amerikancılık”üzerine bina eden Türkiye solu uzun zamandır, ABD’nin paramiliter gücü olan PKK/PYD’nin kuyrukçuluğunu yapıyor. Kendilerine liberal etiketi yapıştırılan, akademide ve medyada hayli itibar gören bir kesim ise ABD projesi FETÖ’nün bu ülkedeki seküler misyonerleri durumunda.

Son yıllarda yaşanan gelişmeler ezberleri o kadar bozdu ki; kapitalizm karşıtı, anti-Amerikancı sandığımız solun asıl kavgasının Batı’ya karşı ülkeyi bağımsızlaştırma mücadelesi veren siyasi güçler ve toplumsal kesimlerle olduğu ortaya çıktı. Özgürlükçü liberallerin arka çıktığı, misyonerliğini yaptığı “cemaat”in ise uluslararası bir istihbarat ağının parçası olduğu, TSK içinde kurduğu cuntayla bu ülkeyi toptan ateşe atmaya çalıştığı anlaşıldı.

Yeni yeni anlaşılıyor ki, bu ülke yıllardır Amerikan imalatı ideoloji ve siyasi güçlerle güdülmeye çalışılıyor. Asıl kavgaları da bu toprakların bağımsızlaşmasını, kalkınmasını, özgürleşmesini isteyen milletle.

Ancak son beş yılda bu çevrelerin maskeleri tümden düştü; bu oyunu daha fazla sürdürmeleri imkansız hale geldi. Bundan sonra daha açık oynayacaklar; böylelikle millet de dostunu düşmanını daha net görme fırsatı bulacak.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı