• $9,5425
  • €11,0972
  • 547.565
  • 1455.42
4 Kasım 2016 Cuma

Musul resti, Diyarbakır’ı elde tutmak için

Zor kararların eşiğindeki bir ülkenin aklını çelmek için başvurulan etkili yöntemlerden biri, bol bol korku yaymaktır. Tarihsel korkuları uyandırarak bir milleti atalete sevk edebilir, harekete geçmesi gerektiğinde o önemli ânı ıskalamasını sağlayabilirsiniz.

“Musul’a girerseniz Diyarbakır’ı verirsiniz” tartışması da devletin elini kolunu bağlamaya yönelik “masum” iddialardan biri.

Oysa Cumhurbaşkanı’nın, “sahada ve masada Musul’da olma” resti Diyarbakır’ı elde tutma, yani milli bütünlüğü koruma adına gündeme gelen, Türk devleti adına yapılmış önemli hamlelerden biri.

Suriye ve Irak’ta Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden gelişmeler yaşanmasaydı devlet Musul kartını masaya sürer miydi? Ankara, terör örgütünün Güneydoğu’yu Suriye ve Irak’a dönüştürme gayretlerine muhatap olmasaydı, Musul’la olan “tarihsel bağlarını” hatırlatma gereği duyar mıydı? Güney sınırlarımıza dayanarak Diyarbakır’ı elimizden almaya kalkışmasalardı devlet, güvenlik hattını Suriye ve Irak’ta kurma kararına yönelir miydi?

Türkiye’nin milli bütünlüğü tehdit altında olmasaydı devlet, konforunu bozarak başta ABD olmak üzere küresel güçlerle ve bölge devletleriyle karşı karşıya gelmezdi.

Musul resti, Diyarbakır’ı elde tutmak için gündeme geldi, vermek için değil. Şu sıralar yapılan Diyarbakır hatırlatmaları, “Musul için sahada ve masada olmaya kalkarsanız Diyarbakır’ı da elinizden alırız” tehdididir.

Batı sisteminin, tehdidi “Diyarbakır’ı elinizden alırız” boyutuna taşıması, başlı başına karşı karşıya kaldığımız tehlikenin büyüklüğünü göstermeye yetiyor. Aslında mevcut planın kendisi zaten Diyarbakır’ı bu ülkeden koparma üzerine kurulu. Tarihsel korkuları uyandırarak, geniş kesimleri bu korkuların esiri kılarak devleti, Diyarbakır’ın bu ülkenin parçası olmaktan çıkarılmasını seyretmeye zorluyorlar.

Türkiye’nin siyasal ve toplumsal bütünlüğünü bozmaya Suriye ve Irak’ta başladılar. ABD ve İran, Esed rejimi ve kukla Bağdat yönetimini de kullanarak terör örgütleriyle birlikte Türkiye’yi kuşatma altına almaya çalışıyor. Kâh terör saldırılarıyla, kâh tehdit ve korkutmalarla Türkiye’yi bu kuşatmayı izlemeye zorluyorlar. Kuşatma tamamlandığında ise yapılacak bir şey kalmayacak ve böylelikle son darbe gelecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kuşatmayı gördü ve bozmak için devleti koordine etmeye başladı. Bir süredir de devlet hem Suriye’de, hem Irak’ta etkin konumda. Devlet, gücü ve imkânı oranında Suriye ve Irak’taki etkinliğini artırmalı. Bunu engelleyecek, Türkiye’yi atalete sevk edecek her söz ve eylem, küresel güçlerin ülkemizi parçalamaya dönük algı operasyonuna hizmet etmekten öteye geçmez.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu