• $9,2639
  • €10,8148
  • 531.733
  • 1432.8
5 Ekim 2016 Çarşamba

At izini it izine karıştıranlar

Bir resim çiziliyor nicedir. Bu tabloda bütün renkler kötücül biçimde birbirine katıştırılıyor. Ortaya çıkan görüntü ise karmaşadan öte asıl görüntüyü gizlemek için yaratılan bir bulanıklık.

Şöyle ki resme biraz FETÖ’cü Emre Uslu, biraz Önder Aytaç ve biraz da Ayşe Hür katıştırıldıktan sonra, bunların yanına hedef alınan isimlerin görüntüsü ilave edildiğinde, tablodaki herkes FETÖ’cü oluveriyor, ne güzel, ne kolay!

İbrahim Karagül’ün müdürlüğünü yaptığı Yeni Şafak gazetesine bağlı dergi, ben ve birkaç gazeteci arkadaşımız için böyle bir kapak tasarlamış.

Bu işe imza atanların samimi ve dürüst eleştirileri olsa herhalde bunu algı oyunlarıyla yapma yerine dertlerini, şikayetlerini sade bir şekilde, herkesin rahatlıkla anlayacağı biçimde dile getirerek yaparlardı.

Fakat görüldü üzere amaçları eleştiri değil. Peki nedir? Medyayı yahut tuttuklarını düşündükleri alanı, kendilerince “diken” olarak gördükleri kişilerden temizleyerek, güya dikensiz bir gül bahçesine dönüştürmek istiyorlar. Bunun gerçekleşmesi için de ahlakî, vicdanî hiçbir kıstas gözetmeden, hedef aldıklarını suçlamaya, karalamaya, gözden düşürmeye çalışıyorlar.

Daha da kötücülü, 15 Temmuz sonrası iyice bulanan havayı fırsat bilerek, at izini it izine karıştırmaya çabalıyorlar.

Yazık, çok yazık. Mühim okur çevresi olan bir medya grubunun uğraşacağı işler bunlar olmamalıydı.

REİSÇİLİK ALERJİSİNİN KAYNAKLARI

Bugünlerde duyduğumuz şikayet konularından biri de “Reisçilik” akımı. Belirli isimlerden veya yazarlardan sık sık bu “Reisçilik” mevzusunu işitmeye başladık.

Medyada kendisini “Reisçi” olarak tanımlayan yazar pek olmadığı için, eleştirilerin odağında daha çok sosyal medya fenomenleri bulunuyor. Aralarında kendini fanatik Erdoğancı olarak tarif edenler de var, bunu rasyonel bir şekilde yapmaya çalışanlar da. Kimisi haklı, kimisi haksız suçlamalarla, eleştirilerle dikkat çekmiş olabilir. Günümüzde sosyal medyayı kontrol altına almak mümkün olmadığı gibi sosyal medya aktörlerini görmezden gelmek de makul değil.

Bunun nedeni, teknolojik yeniliklerle birlikte bütün vatandaşların siyasi hayata katılımının önünün açılması. “Reisçilik”, kanımca milletin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte siyasette özne haline gelmesinin sosyal medyadaki olağan tezahürü. Eskiden millet siyasetin öznesi değildi, Erdoğan ile bu olgu hayatımıza girmeye başladı. Erdoğan, siyaseti partisinden daha çok milletle yaptı. Gezi’de, 17-25 Aralık’ta ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimi sırasında bunu bizzat yaşadık. Sosyal medyanın da artık kurulu medya hâkimiyetine kafa tutacak seviyeye geldiği kısmen söylenebilir. Köşe yazarı veya muhabir olmasalar da sosyal medya aracılığıyla topluma ulaşabilme imkanına sahip aktörler belirdi. Bu yeni sosyal medya aktörlerinin çoğu da köşe yazarlarından, hatta genel yayın müdürlerinden etkili olabiliyor.

İsimsiz, kimliksiz, yüzsüz hesaplar bu çizdiğim çerçeveye dâhil değil.

Ne var ki peş peşe gelen “aşırı Reisçilik” yazıları, sosyal medya aktörlerini sindirme ve itibarsızlaştırma amacına kilitlenmiş görünüyor.

Reisçi olduğunu iddia eden bir hesabın bunu Erdoğan’a zarar verme gayesi ile yapıp yapmadığı araştırma konusu. Olayın bu yönü de görmezden gelinmemeli. Ancak bu bizim yazı konumuzun dışında.

“Reisçilik” şikayetleri bir anlamda “Reis”ten de şikayet etme anlamına geliyor. Reisçileri sınırlama amacı taşıyan bu şikayetlerin altında biraz da Reisi sınırlama isteği yatıyor olabilir. Yine de niyet okuması yapmayalım ve kimseye haksızlık etmeyelim.

Fakat şunu da hususiyetle belirtelim: Cumhurbaşkanı olduğu günden beri Erdoğan’a içeriden ve dışarıdan yapılan baskının özü, “Elini AK Parti’nin üzerinden çek” biçiminde. Yani bir yönüyle, pek bilmiş ‘karar vericiler’ Erdoğan’a, “elini ülkenin üstünden çek” talimatı veriyorlar.

“Reisçilik” eleştirileri de daha çok bu talebi açık-örtü dillendiren çevreden geliyor.

Elbette hiç kimse eleştirilemez değil, herkes eleştirilebilir; yeter ki bu eleştiriler açık, samimi ve dürüst şekilde yapılsın.

Hedefi inşa etmek değil, yerle bir etmek üzerine bina edilmiş ithal eleştirilerden bu milleti, bu ülkeyi, toplumun akıl ve ruh sağlığını korumak lazım. Çünkü bugün “reisçilik” olan konu yarın başka bir mevzu olur.

Önemli olan -reisçilik özelinde-, ister reisçilik yapanın, ister reisçilik eleştirisinde bulunanın makuliyet ölçüsünü elden bırakmaması ve gerçekleştirilen eylemle hangi değirmene su taşındığının bilincinde olunmasıdır.

Niyet, ülkenin ve milletin hayrına olan bir şeyi yapmak gayesiyle ortaya sunulan bir eleştiri ise bunu herkes sahiplenir. Yok eleştiri zırhına sığınarak, küresel aklın Türkiye aleyhine dönen değirmenine su taşımaksa, o değirmenin suyunu kesmek hem devletin hem de bütün vatandaşların boynunun borcudur.

<p>Trump için Rahip Brunson neyse Biden  için Osman Kavala o mu? 10 ülkenin büyükelçisinin yayınladı

ABD'nin Kavala ısrarı neden?

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor