• $9,4902
  • €11,0491
  • 542.569
  • 1455.42
11 Kasım 2019 Pazartesi

13 Kasım'ın önemi

Türkiye-ABD ilişkileri tarihinin en kırılgan dönemini yaşarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın daveti üzerine bir kez daha Washington’a gidiyor.

İki tarafın bu ziyaretten önemli beklentileri var. Trump, “azil süreci”nin baskısı altında Türkiye’yi Suriye’de sınırlamak istiyor. Pentagon ve Demokratlar’ı Ortadoğu’da başarısız göstermek, Amerikan askerlerini Suriye’den çıkarmak yaklaşan seçimler dolayısıyla Trump’ın işine geliyor. Ancak, Türkiye’nin Suriye’de etkinliğini ve gücünü artırması da Pentagon ve İsrail’i ciddi şekilde rahatsız ediyor. Bu da Trump üzerindeki baskının artmasına yol açıyor.

Trump, bir işadamı olarak tek kazananın kendisi olmanın hesabını yapıyor. Trump’ın sabah ayrı akşam ayrı, bir sağa bir sola salınmasının, gidip gelmelerinin arkasında işte bu ince “kazanma” hesabı yatıyor. İçeride kazanmak isterken, dışarıda da kaybetmemek niyetinde. “Azil süreci”nin hız kazanmasının sebebi, Trump’ın Suriye politikasını değiştirmesi ve Türkiye’yi hedef tahtasına koymamasıdır. Trump, kaybetmemek için hem Suriye politikasını değiştirmiş görünmek istiyor, hem de -Pentagon’un baskısından kurtulmak için- Türkiye’ye yönelik tutumunu sert tutmaya çalışıyor. Fakat, her sıkıştığında Türkiye’yi harcamaya yeltendiği de gözlerden kaçmıyor.

Pentagon, “terör koridoru”nun Türkiye tarafından yerle bir edilmesini engelleyemedi ve bundan da Trump’ı sorumlu tutuyor. Trump üzerindeki baskıyı artırarak en azından terör örgütü YPG’nin varlığını -tümden imha olmadan- koruma altına almasını sağlamaya çabalıyor. Trump, bu beklentinin farkında ve Erdoğan’ı durdurmaya çalışıyor. Trump’ın “13 Kasım daveti”nin asıl nedeni de bu.

Trump Yönetimi, Ankara’dan, terör örgütü YPG/PKK’yı tümden imhayı öngören Barış Pınarı’nı durdurmasını ve harekatı sınırlamasını bekliyor. Harekatın başlamasının ardından Trump’ın Mike Pence’i buraya göndererek Erdoğan’la anlaşma yapmaya çalışmasının sebebi budur. Pentagon, Ankara’yı ne Esed rejiminin ne de Moskova’nın durduramayacağını biliyor; bu yüzden de tüm kozları, yaptırım tehditlerini masaya koyarak, Trump’ı köşeye sıkıştırarak Erdoğan’ı durdurmasını sağlamak için uğraşıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ABD ziyareti öncesi Türkiye’nin -diğer devletler çıkana kadar- Suriye’de kalıcı olduğunu ve son teröristi etkisiz hale getirene kadar buradan çıkmayacağını açıklayarak bundan sonraki pozisyonunu yeniden belirledi. Erdoğan, Türkiye’nin de en az ABD ve Rusya kadar Suriye’de söz sahibi olduğunu dünyaya kabul ettirmiş durumda. 13 Kasım’daki görüşmede de Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’de elde ettiği mevcut pozisyonunda ısrar ederek bundan geri adım atılmayacağının altını çizecek. İki ülke arasındaki 10 maddelik anlaşmaya uyulmasını ve bu anlaşmanın gereklerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesini isteyecek. 13 Kasım’daki ziyaret, 17 Ekim’de Ankara’da varılan 13 maddelik anlaşmanın pekiştirilmesini getirecektir.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu