• $ 5,7593
  • € 6,3504
  • 272.38
  • 104581
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Küresel siyasette üç eksik

İlginç, ilginç olduğu kadar endişe verici bir devirde yaşıyoruz. Dünya ismi koyulmuş veya henüz koyulmamış krizlerle boğuşuyor. Bir taraftan terör, mülteciler, iç savaşlar, ticaret savaşları gibi hızlıca tanımlanacak sorunlarla yüzleşirken; diğer taraftan da günü yaşadığımızdan dolayı tanımlayamadığımız orta ve uzun vadeli, yapısal ve yakın-uzak her uluslararası aktörü ilgilendiren sorunların içerisindeyiz. Küresel siyasetteki büyük kırılmalardan sonra galip liderler, ortak değerler ve kırmızı çizgiler üzerine uzlaşır ve diğerlerinin de kabul etmek zorunda kalacağı bir küresel sistem ortaya çıkardı. Sorunumuz tam da burada başlıyor:

2018 dünyası İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma, birtakım yama ve güncellemelerle bugüne ulaşan ama böceklerinden (bug) kurtulamayan bir sistemle idare edilmeye çalışılıyor. Tabiatıyla güncelle ne sistemin ruhu ne de bedeni uyuşuyor. BMGK’da yer alan beş daimi üye, mevcut güç mücadeleleri, ekonomik ve demografik gerçeklikler ve geniş coğrafya içerisinde kusurlu da olsa bir denge sağlamaktan çok uzak. Temsil ve adalet konularına girmeye gerek bile yok. Küresel sistemin hâlâ 1945 gerçeklikleri ve güç dengeleri üzerinden işlemesi elbette beklenemez. Sorun kozmetik değil, yapısal. Pratikte soykırımlar, katliamlar, etnik temizlik, zorunlu göç, dini/mezhepsel suçları önleyecek bir yapının olmayışı belki de küresel siyasetin en büyük eksikliği ya da kimlik arayışıdır.

Liderlik, doğal bir süreç. An itibarıyla küresel siyasetin en büyük eksikliklerinden. Bundan elli yıl sonra 2000’lerin başlarının tarihi yazıldığında satırlarda birkaç liderden başkası kalmayacak. Sistem yıkan, sistem kuran, ülkesini yeniden inşa eden, kıtayı birleştiren, birleşik kıtaları bölen, siyaset becerisiyle, diplomatik yetkinliğiyle ön plana çıkmış ve yaşadığımız sistemsel sorunların çözümüne liderliğiyle katma değer oluşturan birkaç lider dışında kimse tarih kitaplarında “büyük liderler” kategorisinde kendisine yer bulamayacak. İyi ya da kötü özellikleriyle Bismarck’ları, Churcill’leri, De Gaulle’leri, Kohl’leri, Walesa’ları, Monnet’leri, Adenauer’leri çıkaran Avrupa maalesef popülizme teslim. ABD kendi iç sorunlarıyla boğuşuyor. Sistemin kendisi Batılı liderliği de ifsat ediyor. Avrupa’nın doğusunun karnesi bu alanda daha iyi.

Ve bir diğer eksiklik ortak değerler ve kırmızıçizgilerin aşınması, subjektifleşmesi, değişkenlik göstermesi. Kimyasal silah kullanımı ve soykırım hatta demokrasi de dahil olmak üzere küresel siyasetin hilafsız ve “pratikte” üzerinde birleştiği bir ortak değer ve kırmızıçizgi kalmadı. Ortak değerler siyasileşti, kırmızıçizgiler koza dönüştü. Sistem çöküntüsü, liderlikle birlikte ortak değerleri de aşağı çekti.

Küresel siyasetteki tıkanmayı başka yerde aramamak lazım.

İşte Başkan Erdoğan´ın ABD´de Trump´a İzlettiği O Video

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Akraba olduğunu bilmediğiniz ünlüler

2019 futbolda veda yılı oldu