• $12,5779
  • €14,2284
  • 727.662
  • 1782.04
6 Haziran 2015 Cumartesi

Nefret partisi

O bir nefret partisi militanı. Seçkin konumundan kaynaklanan kişisel iktidarla büyüdü. Güç ondaydı. Güzel günlerinde onun kafasınca esnaf saygılı, başörtülüler hizmetçi, dindarlar cahil, Araplar pis, yoksullar çirkin, korkak ve yalancı, kendisi gibi olanlar ise güzel, cesur ve dürüsttü.
Mademki aydındı, gazeteciydi, yazardı siyaseti o yönetecekti, o ne derse haklıydı. Herkes gibi bir partiye üye olup, kademe kademe yükselmeye çalışıp o cahil halktan oy ve destek dilenemezdi. Onu almalı, pamuklara sarmalı ve bir yerlere getirmeliydiler. Sözleri gümüş değil altın, sükûtu ise tehdit değerindeydi.
Yıllardan 1960’tı, vurdu, kırdı ama yine de iktidarı aldı ama iktidar elinden kaydı.Halkından nefret etti. 1971’e doğru askerle beraberdi, kışkırttı, vurdurdu, kırdırdı ama yine başaramadı, geç kaldı. Devletinden nefret etti. 1980’de onu sofraya bile çağırmadılar, askerlere saldırdı. Ülkesinden nefret etti.28 Şubat’ta manevi değerleri hedef aldı dininden, kültüründen nefret etti. 2000’lerde okyanus ötesine sığındı, insanlıktan nefret etti, 2010’dan itibaren başladığı yere geri döndü.
İktidar kaybı en derin nefret duygularına yol açar. Derin nefrete yakalanmış olanların artık kendi hayatları yoktur. Onları ayakta tutan nefrettir ve tüm yaşamları bu nefrete bağlıdır. Nefret onların kimlik ve kişiliklerini kemirir ve sonunda yok eder. İktidar kaybı büyük bir bunalım, bir girdaptır, ona kapılanların olumlu düşünmeleri ve tutarlı olmaları mümkün değildir.
Artık, ne esnaf saygılı, ne başörtülüler hizmetçi, ne dindarlar cahil ne de Araplar pis. Olumlu veya olumsuz özelliklerin bir gruba aidiyetle ilgisi kabul görmüyor. Nefret partisi militanı için buna dayanmak zordur. Bu nedenle, tüm sorunlarından, mağduriyetlerinden, iktidarının sarsılmasından bir kişiyi ya da bir kavramı hedef seçip sorumlu tutar. Bundan sonra tek amacı nefret hedeflerini yok etmek, ortadan kaldırmaktır ve bunu tek bir hamlede değil sürekli bir uğraşıyla gerçekleştirmeye çalışır. Bu gibiler Türkiye kendileri için yaşanmaz hale geldiğinden ‘yaşanılacak bir Türkiye’ isterler, halka ‘oy verin de gitsinler’ diye bağırıp çağırırlar, bölücülük ruhlarına işlemiş olduğundan ‘biz geleceğiz, biz, biz, bizler’ ifadesini kullanırlar. Daha önce ‘Türkiye’nin Asker Sorunu’ diye kitaplar yazıp Amerikancı darbeleri ve oligarşiyi kasten gizleyenler, bu kez ‘Türkiye’nin tek sorunu Erdoğan’dır, nokta!’ derler. Cumhuriyet mitinglerinde kalpaklı bayrak sallayanlar, PKK teröristleri için oy toplama yarışına girerler. Bu amansız çelişkiler, nefret hastalığına tutulmuş insanlara özgüdür. Akıl, mantık, gerçeklik onlar için hiçbir şey ifade etmez, onlardan her an her şey beklenir, her kılığa girebilirler.
Bazıları onlara ‘vatan haini’ diyorlar. Vatan haini, sözcüğün tanımı gereği başka bir ülkenin çıkarları için kendi ülkesine ihanet edene denir. Oysa dünyadaki hiçbir ülkenin hükümeti bu nefret partisi militanları kadar Türkiye düşmanı değildir. Çünkü dünya dengesinde herkesin bir miktar bir diğerine ihtiyacı vardır. Onlar hain değil basbayağı düşmanın en azılısıdır. Nefret onları bu düzeye kadar düşürmüştür. Türkiye üzerinde yeniden eski hegemonyayı kurmak isteyen küresel güçler bunu çok iyi biliyor ve onların bu duygularını ustaca kullanarak ülkemizin ve demokratik güçlerin üzerine saldırtıyorlar. Bunun da bir işe yaramadığı görülünce son destekleri de bitecektir, nefret girdabına kapılanların çıkışı yoktur. Yeni Türkiye’de her görüş, her akım yerini alacaktır, ama nefret partisine yer yoktur.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle seyirci tarafından tanınıp benimsenen Mekin Sezer, iki

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 3: Mekin Sezer

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Omicron varyantının semptomları açıklandı

Zor şartlarda mangal kömürü üretip ailelerinin geçimlerini sağlıyorlar