• $9,4552
  • €10,9823
  • 547.853
  • 1507.08
13 Ocak 2015 Salı

Bir sabah kendini böcek olarak bulanlar

Bay Samsa bir sabah uyanır ve kendini bir böcek olarak bulur. Kafka’nın ‘Dönüşüm’ adlı romanında çağdaş Batı uygarlığının baskı ve ayrımcılığından bunalan bir Yahudi’nin dramı anlatılır. Batı’da azınlık olarak yaşamak Almanya’daki gurbetçilerin de tanık olduğu bir durumdur. Sistem aşağıladığı grubu her gün ırkçı propagandayla döverken, ara sıra da asimilasyon umudu verir. Onların kendi kimlik, kişilik ve değerlerini bırakıp tamamıyla egemenlere benzemesi istenir. Ama bu hiçbir zaman tam anlamıyla mümkün olmadığından aşağılanan insanlarda bir suçluluk duygusu uyanır. Onlarda öyle bir duygu yaratılır ki, bu kötü durumu doğuranın bizzat kendi hataları olduğunu sanırlar. Yabancı olduklarını, ayrı kültürel kodları bulunduğunu saklamak, gizlemek isterler, adeta utanırlar. Ve bundan, yani beklenilen gibi olamamaktan hicap duyarlar.

Kafka’nın Yahudi kahramanı, toplumuna yapılan suçlamalardan, hakaretlerden o kadar bunalmıştır ki artık kendini böcek gibi görmeye başlamıştır. Türkiye’de de bazı medya mensupları ve siyasetçiler Paris baskınından sonra aynı duygulara kapıldılar. Bir işgüzar kahya gibi Fransa adına konuşarak ‘Paris baskınını kınayın’ diyorlar. Yetmiyor. Kınayanların ‘ama’ demeden kınamasını istiyorlar. Yetmiyor. Televizyonlarda bas bas bağırıp ‘Paris olayından ötürü utanmamızı’ istiyorlar. Sanki o gençleri (tabii eylemciler eğer onlarsa) biz yetiştirmişiz gibi adeta Türkiye’yi suçluyorlar. Fransa’da büyümüş, okula gitmiş, üstelik öksüz çocuklar... Tamamen Fransız değerleriyle eğitilmişler. Olayın ayrıntıları dahi ortaya çıkmadan, birileri neden Türkiye halkını sorumlu tutmak ister? Üstelik Hollande ‘konu İslam’la ilgili değil’ derken.
Türkiye’de 30 yılda terör saldırılarında on binlerce insan öldü. Başbağlar’da olduğu gibi köyler basıldı, kadın ve çocuklar diri diri yakıldı. Amerikan medyasında üzüntü görülmedi. 2003 yılındaki Irak müdahalesinden sonra 3 milyona yakın Müslüman öldü. Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de, Afganistan’da, Somali’de ölenlerin değil adları, sayıları bile belli değil. Onlardaki her ölüm erken ölümdür ve bir trajedidir. Bizdekiler ise olağan ve istatistiktir, öyle mi?
Bizden 2. Dünya Savaşı öncesi Yahudileri gibi suçluluk duygusuna kapılmamız isteniyor. Önce aydınlarımız bu duyguya kapılacaklar, sonra bunu halkımıza yayacaklar. “Batı’da İslamofobya var ama bu yine sizin suçunuz, çünkü sizin gibi Müslümanlar 11 Eylül’de İkiz Kuleler’i vurdu. Terör eylemleri yaptınız, İslamofobya’yı uyandırma suçunu işlediniz. Bu yetmiyormuş gibi, şimdi bir de Batı düşmanlığı yapıyorsunuz. Üstelik iyice radikalleşip çağdaş ve uygar dünya sistemini değiştirmek isteyen , ‘One Minute’, ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen liderin arkasındasınız. Utanın.” diyecekler.
Bizi suçluluk duygusuna sürüklemek istemelerinin basit bir nedeni var: Müslümanları, koşarak mezbahaya giren yumuşak başlı uysal koyunlar haline getirmeye çalışıyorlar. Tıpkı eskiden Yahudilere uygulanan ‘kendini suçlu ve böcek hissettirme’ taktiği gibi. Kolektif sorumluluk ve utanç kavramını yeniden piyasaya sürenler ancak eski senaryoları tekrarlamış olmaktalar. Öldürülen her SS askeri için 1000 Rus köylüsünü kurşuna dizen Nazilerden Neo-Conlara geçen bir alışkanlıktır bu. Ama Türkiye insanı, boşuna uğraşılmasın, kendini hiçbir zaman böcek olarak hissetmez. Amacı jeopolitik olan bu tertip ise Müslümanlardan çok Amerika’yı tecrit edecektir.
Kafka, ilerde kendi toplumunun başına gelecek olayları 100’üncü yılını andığımız Metamorfoz (Dönüşüm) romanında öngörmüştü. 2. Dünya Savaşı filmlerinde rastlanan bir sahnedir: Bir tek çavuş onlarca insanı önüne katıp toplama kampına götürür. Müslümanları da önce kendilerinden utandırıp, sonra istedikleri yere gönderme hayali kuruyorlar. Gerçi sonunda Yahudiler de durumu anlamış, Varşova ayaklanmasını gerçekleştirmişlerdi. Bugün, Türkiye’de bu oyunlara kanacak insanların sayısı, Gülen grubunun seçimlerde alabileceği oy kadardır, onları da mezbahaya ancak Gülen götürür.

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

Mersin Uluslararası Limanı'nda 60 kilo 950 gram kokain ele geçirildi

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi