• $7,4234
  • €9,0356
  • 439.755
  • 1528.21
21 Temmuz 2011 Perşembe

Yeni Erdoğan

Artık, başbakan olmak için halktan oy istemek durumunda değil. Üçüncü dönemini doldurduktan sonra ya mola verecek ya da 'Köşk'e çıkacak'.
Üst üste üç genel seçim kazandı, üstelik oylarını arttırarak... Şimdi 'yeni bir dönem' başlıyor ve onun önünde 'yeni bir sayfa' açılıyor. Söylemlerinde ve politikasında belirgin değişiklikler hissediliyor. Bundan sonraki adımları 'seçim kazanmaktan ziyade tarihe nasıl geçeceği' açısından önem taşıyor. Bunun farkında.
Haa, derseniz ki cumhurbaşkanı olmak için halkın karşısına çıkmayacak mı? Haklısınız ama hükümet kurma iddiasıyla vatandaştan oy istemekle, cumhurbaşkanı adayı olarak destek aramak arasında dağlar kadar fark var.
Artık kurulu yapıyla daha barışık bir Erdoğan izliyoruz. Biraz da o yapıyı 9 yılda kendisi şekillendirdi. Bu kadar uzun süre başbakanlık yapmak kişinin devlete ve ülkeye bakışını elbette değiştirir.
En güncel örnek Kıbrıs...
Kürt sorunuyla ilgili paradigma değişimi de benziyor.
KKTC ziyareti, 61'inci hükümet başkanı olarak ilk yurtdışı seyahati. Bu kez çok özel hazırlık yaptırdı. Bütün ekibini önceden adaya yolladı. Özellikle kendisine seçim kazandıran, kampanyasını yürüten isimleri... Halkla ilişkiler çalışması yürütüldü. Bunun da anlamı var. Besleme krizinden 'yeniden yavru vatan' çizgisine görkemli dönüş yapıldı. KKTC'ye sahip çıktı. Doğrusu buydu.

MİT MÜSTEŞARI ALANDAYDI...
Bakın manidar bir şey oldu. Dün Cumhuriyet gazetesinin manşeti 'Denktaş gibi konuştu' şeklindeydi.
Üst başlık şöyleydi:
'Serdar Denktaş; Erdoğan'ın, babasının yıllardır savunduğu çizgide mesajlar verdiğini söyledi.'
Hatırlatayım, Erdoğan iki üç gün önce de Denktaş'ı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini yüz yüze iletmişti.
Dikkatle dinledim, Kıbrıs'a hareket etmeden önce dünyaya vermek istediği mesajları da çok net biçimde duyurdu. Canlı yayında çok ilginç bir detay dikkatimi çekti. Erdoğan'ı dinleyenler arasında MİT Müsteşarı Hakan Fidan da vardı. Bazen Erdoğan veya Gül'ün sıkışık takvim içinde havaalanında görüşme yaptıkları bilinir. Dün Fidan, Erdoğan'ın basın toplantısının bitmesini bekliyordu.
Ankara Temsilcimiz Çiğdem Toker'i arayıp, o görüntüyü sordum ve Fidan'ın Kıbrıs'a Erdoğan'la gitmiş olup olmadığına bakmalarını rica ettim. Kıbrıs'taki muhabirimiz Mahmut Gürer baktı, adada yoktu. Çiğdem, Başbakan'ın basın danışmanı Lütfullah Göktaş'la görüştü, 'havaalanına gelip bizi uğurladı' bilgisini aldı. Bence çok ilginç, yakında detayları ortaya çıkar...
Kıbrıs, milli konulardan birisidir.
Siyasal iktidarlar nüans koysalar da çerçeve çok fazla değişmez. Geçmiş sekiz yılda çok tartışmalar yapıldı, söylemler çok değişti ama yine de ana yol aynı kaldı. Şimdi söylemlerde de tutarlılık sergilendiğini söyleyebiliriz.
Gelelim Kürt sorununa...

'DEVLETİ BÖLDÜRMEM' DURUŞU
Erdoğan'ın güneydoğu meselesine yaklaşımında da son dönemde farklılaşma yaşanıyor. Bu da kesin.
5 Temmuz'da, yol arkadaşlarından biriyle yaptığı görüşmeden anekdot aktarmıştım. Güneydoğu listeleriyle ve Kürt konusundaki söylemleriyle ilgili görüştüklerinde, Erdoğan'ın 'Hayır; çizgimiz doğru. Ben bu ülkeyi böldürmem. Başkanlığım döneminde böyle bir gelişmeye izin vermeyeceğim' dediğini yazmıştım. Güneydoğu'da doğrudan vatandaşı muhatap alacaklarını, demokratikleşme adımlarını sürdüreceklerini ama BDP-PKK çizgisine taviz vermeyeceklerini söylüyordu. Sanırım diyalog sürecindeki taleplerle ilgili rahatsızlık duyuyor.
Bence 'yeni bir Erdoğan' ile karşı karşıyayız.
Bir yanda demokratikleşme açılımına devam etmek isteyen ama diğer yanda devletin birliği ve beraberliği konusunda kritik bir sürece gelindiğini gören...
KKTC ile ilgili, inisiyatifi Rumlara bırakmak istemeyen ama daha atak davranırken, 'geri dönülemez tavizler vermenin tehlikesinin' farkına varan...
AB yörüngesinde kalmanın Türkiye'deki standartları yükseltmedeki rolünü önemseyen ama Brüksel'e teslim olmanın sancılarını anlayan...
Devleti ve onun kurumlarını yenilemek gerektiğine inanan, ancak dönüşüm sürecinin yıpratıcı etkilerini bertaraf etmenin de zorunluluk olduğunu hisseden...
Washington ile pazarlık yapmaktan çekinmeyen ama çerçevesi iyi çizilirse bunun Türkiye lehine kullanılabileceğini gören ve ABD'ye daha yakın duran...
Liberallerin, demokrasi derken bir anda aslında anti demokratik ve baskıcı çizgiye ne kadar kolay kaydığını, tahammülsüz olduklarını kavrayan bir Erdoğan...
Cemil Çiçek'in Meclis Başkanlığı'na getirilme iradesi yeni Erdoğan'ın siyaseti konusunda önemli bir ipucu. 2011 Haziranında seçimle birlikte 2014'e kadarki süre için 'yeni bir Erdoğan' profili izleyeceğiz. Kuşkusuz bunu biraz da 'yüzde 50'lik halk desteğinin' verdiği özgüvene bağlayabiliriz.

<p>Samsun'da arazide ağzı tel ile bağlı başıboş eşek kurtarıldı. Eşeğin ağzındaki teli kırarak çıkar

Ağzına demir teli bağlayıp ölüme terk ettiler... Zavallı eşeği, baba ve kızı kurtardı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gaziantep'te tır kazası! Yol trafiğe kapandı

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor