• $7,4178
  • €8,9932
  • 419.73
  • 1473.34
09 Ocak 2012 Pazartesi

Yeni Ankara, yeni devlet

Ne AKP on yıl önceki AKP; ne de devlet on yıl önceki devlet...
'Yeni bir Başkent' oluştu.
Aktörlerin replik ve rolleri değişti.
'Farklı bir kurulu yapı' şekillendi. 
Dönüşümler karşılıklı.
Güçlü bir unsur, sistemi dönüştürüyorsa; olup bitene maruz kalan sistem de onu dönüştürür.
MİT Müsteşarı Dr. Hakan Fidan'ın 2 saate yakın sunumu ve soru-cevap bölümünde bu sürecin izleri saklıydı. MİT'in yapısal reformlarından tutun da Yenimahalle'deki efsanevi karargahının taşınmasına kadar hemen her hamlesinde Başbakan Erdoğan'ın bire bir ilgi, destek ve yönlendirmesi vurgulanıyordu.
Başbakan, bütün kurumlardan sonra MİT'e de tamamen hakim olan bir siyasetçi-devlet adamı profili sergiliyor.
Fidan-medya buluşması, Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı'nın (GES) MİT'e devredildiği günlere denk geldi. Müsteşar, 'Genelkurmay'la bir yıldan fazla görüştük, çalıştık ve beraber neticelendirdik, tarihi olaydır' dedi.
Aynı gün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in Fikret Bila'ya verdiği röportajda, terörle mücadelede son aylarda emniyet özel kuvvetlerle işbirliğinin altı çizilmişti.
Bir süredir Ankara'da terörle mücadelede devletin bütün birimlerinin işbirliğinin en üst noktaya çıktığını duyar olmuştuk. 'Sözde değil, özde işbirliği'...
Kaynaklar, bunun sebebini, 'artık taraflar karşısındakinin kafasının arkasında gizli planlar olduğunu düşünmüyor' diyerek açıklıyorlar.

NE DARBE NE ŞERİAT...

Denilen şu:
Asker son dönemde sivillerle otururken, 'dini referansları daha güçlü bir ülke yaratmaya çalışıyor' şüphesi taşımıyor.
Hükümet ise askerle konuşurken, 'seçilmişleri devirerek askeri vesayeti sürdürmek niyetinde' endişesi yaşamıyor. Ortak düşman ve hedeflere kilitlenilmiş durumda.
Elbette bu noktaya kolay gelinmedi. Bahsettiğim, 'karşılıklı dönüşüm sürecinde' taraflar birbirlerine yaklaştılar. AKP kadrolarından tasfiye edilen nice isimler oldu. Tutuklu yargılanan askerler de... Onlar için, 'kurban oldular' demeyelim de 'fedakarlık yaptılar' diyelim.
Kendi döneminde bu kadar darbe girişimi olduğunu düşünen ve onca generalin hapse düşmesine şahit olan bir iktidar, varlığını hiç değişmeden aynen muhafaza edebilir miydi?
Aynı mantık asker için de geçerli.
Emniyet'le Genelkurmay'ın ilişkileri şaşırtıcı bir olumlu eğilimin içinde.
Asker-polis yakınlaşmasını sağlayan en önemli kırılma noktası 'KCK operasyonları' oldu. Polisin tavizsiz ve ciddi yaklaşımı 'bölücü terörü en önemli tehdit olarak gören askerin' gözlüğündeki sis perdelerini tamamen kaldırdı.

YÜCE TÜRK MİLLETİNİN TAKDİRİ

Bu tabloyu şekillendiren ana tema, sivil otoritenin 1 numaralı güç kullanıcısı Başbakan. Buraya kadar her şey belli bir akışa göre şekilleniyor.
İstisna, İlker Başbuğ'un tutuklanması.
Belki, yeni kurulu yapıda suyun akışı yine de değişmeyecek.
Ancak iki yıl öncesinin Genelkurmay Başkanı'nın tutuklanması, -yargılanması demiyorum- zirvelerde uyumu önemseyenler açısından dikkate alınması gereken bir gelişme. 
Hatası varsa, cezasını çeker. 
Ama bazı noktalar gözardı edilmesin. Evvela, Başbuğ için 'silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek' suçlaması asla inandırıcı değil. Şahsen, 'tanıdığım Başbuğ'un' darbe taraftarı olacağına hiçbir şekilde inanmam.
İ-nan-mam.
'Benim için en büyük ceza' diyor, Başbuğ. Yanlış, o suçlama bütün Türk milleti için, kabul edilemez ve sindirilemez ağır bir ithamdır.
İnternet andıcı konusunda kusuru veya sorumluluğu varsa onun yasadaki karşılığı neyse, gereği yapılır. Kimse itiraz edemez.
Ama neredeyse bütün hukuki alanı düzenleyen 12 Eylül referandumuna göre Yüce Divan'da yargılanması gerekiyor. Çok açık. Kargaşa için gereksiz bir hukuki tartışma çıkarılıyor. Suçluysa Yüce Divan heyeti de cezasını vermeyecek mi? Hala oraya da mı güvenmiyoruz?
Devletin-milletin çıkarlarını önceleyen anlayışa göre kurulan 'Yeni Ankara' yine de yoluna devam edecektir. Başbuğ, belki bu uğurda feda edilen komutanlar arasında yer alacak. Ama zirvedekiler bu oyunu kimin kurguladığına dikkat etmeli. Memleketin geleceği için... Gelinen nokta, 'güç savaşlarına feda edilemeyecek' kadar kritik. Son zamanların en umut verici gelişmesi de askerlerle görüşen ve olumlu mesajlar veren Arınç'ın 'Başbuğ'un tutuklanmasına kimse sevinmemeli' sözleridir. Öyle, alkış tutanları anlamak mümkün değil.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Dünyanın en büyük tam panoramik müzesi 1 milyon ziyaretçi ağırladı

Mavi vatan nöbetinde geçen yıl 12 bin 655 hayat kurtarıldı

Bakan Karaismailoğlu, Filyos Limanı'nda incelemelerde bulundu