• $ 5,8119
  • € 6,4342
  • 273.295
  • 108786
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

İdeal cumhurbaşkanı aranırken

Önümüzdeki seçimlere giderken ‘nasıl bir cumhurbaşkanı’ sorusunun gündem olması için epeyce uğraş verildi. Bu sorunun önemli olduğuna ikna olunursa, Erdoğan’a benzemediği apaçık olan bir ‘ideal’ cumhurbaşkanı tahayyülü yaratılacağı öngörülmüştü. Böylece adaylar söz konusu ideal ile karşılaştırılacak ve tabii ki epeyce kişi Erdoğan’ın rakibini destekleyebilecekti. Hele o aday aynı zamanda İslami kesimden de oy alabilecek nitelikte ise muhtemelen AKP oylarından da bir miktar kayma olacak ve (kim bilir) belki de Erdoğan’ın bu kez alt edilebilmesiyle gerçekten ‘ideal’ bir cumhurbaşkanına kavuşulacaktı.

İnsanlar nasıl bu kadar yüzeysel olabiliyor diye sorabilirsiniz. Ama sorun bireysel yeteneksizlik değil. Yaşananın derinliğini kavramamış iseniz zaten yüzeyde gezinirsiniz. Toplumun beklentilerini, kaygılarını ve hayallerini anlamakta zorluk çekiyorsanız, onun zaten ideali gerçekliğin içinde aradığını, gerçekliğin içinde oluşturduğunu da idrak edemezsiniz. Bu nedenle Erdoğan’a karşı ‘ideal’ olanı koymak, kendinizi gerçekliğin dışına atmakla özdeşti… Bunun sonunda tabii ki ancak başak tarlasından Türkiye motifiyle ‘ekmek’ sözcüğüne dayanan bir slogan üretmekle kalındı. ‘İdeal’ cumhurbaşkanının kendi toplumuna bu denli yabancı kalmış olmasının garipliği akıllara gelmedi, çünkü bu idealin aranmasının zaten bir yabancılaşma olduğunun bile farkında değildiler…

Kıssadan hisse, gerçekliği anlamayan bir analize dayanılarak ‘idealin’ üretilemeyeceğidir. Çünkü ‘ideal’ denen şeyin onu duyan ve görenlerin zihnindeki ve gönlündeki ideale uygun olması gerekiyor. Sonuçta insanlar oy verecek, adaylardan birini seçecekler. Teorik olarak, ya da evrensel değerler bunu talep ediyor diyerek onların dünyasındaki idealin değiştirilebileceğini sanmak epeyce cahilce bir tutum. Öte yandan kimse Erdoğan’ın muhafazakar kesimin teorik açıdan ‘ideal’ cumhurbaşkanı olduğunu da öne süremez. Bu kesimin kendi içindeki çeşitlilik zaten tek bir idealden söz etmeyi anlamsız kılıyor. Ama muhtemelen o cenahta bir yandan tüm toplumu kuşatıcı ve kapsayıcı özelliklere, diğer yandan dini ve geleneksel değerlere sahip birinin arzulandığı yanlış bir tespit değildi. Ancak aynı zamanda bu ideal cumhurbaşkanının kendi tabanından çıkan, sahici ve bu niteliğiyle ötekilere uzanan biri olabilmesi de isteniyordu.

Erdoğan’ın bu işlevi ne kadar iyi yansıttığı sorguya açıktır. Sahiciliği konusunda bir tereddüt olmasa da, dindar olmayan kesime bakışı ve yaklaşımında muhafazakar kesimi rahatlatan bir tutum sergilemekte çok da başarılı görüldüğü söylenemez. Ne var ki Türkiye’nin içinden geçtiği tarihsel çatışma dönemi sahiciliği ve cesareti daha önemli kılmış durumda. Dolayısıyla muhafazakar dünyada ideal bir cumhurbaşkanının sahip olması gereken nitelikler arasında bir simetri bulunmuyor. Hele 17 Aralık sonrasında bu denge tamamen sahicilikten yana döndü. AKP iktidarının tehdit altında olması, cumhurbaşkanlığı makamının ‘fethedilmesi gereken bir kaleye’ dönüşmesiyle sonuçlandı. Eğer bu darbe arayışı yaşanmamış olsaydı, muhafazakar kesimin meseleye daha az kimlikçi yaklaşması mümkün olabilirdi. Ancak AKP karşıtları bir kumar oynamayı tercih ettiler. Çünkü cumhurbaşkanlığına ‘normal’ bir ortamda girildiği takdirde AKP oyunu azaltmak mümkün olsa da seçimi kazanması engellenemezdi. Oysa eğer AKP hükümeti düşürülerek yerel seçime girilse oyların yüzde kırkın altına gelmesi sağlanabilir, ardından gelen cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın adaylığı bile engellenebilirdi. Bu da AKP’yi ‘ehil eller’ tarafınca yoğrulabilecek bir hamura dönüştürebilirdi…

Ancak Erdoğan ve hükümet dik durdu. Tehdidi savuşturmakla kalmayıp, onun süreklilik taşımasını bir avantaja dönüştürdü. Tehdidin devam etmesi muhafazakarlar açısından evrensel ve hayalci ideallerin zaten anlamsızlaşması demekti. Bu denli gerçek bir tehlike yaşanırken, söz konusu tehlikenin daha da büyümesini ima eden bir tercihi ‘ideal’ diye sunmak düpedüz akılsızlıktı… Ama anlaşılan o ki bu akılsızlığı beklemek epeyce gerçekçi imiş…
İhsanoğlu’nun ideal aday vasfıyla sunulması bu projeyi üretenlerin gerçeklerden bihaber olduğunu göstermekte. Bu tercih yabancılaşmanın itirafı olmakla kalmıyor, muhafazakarları kendileriyle ve koşullarıyla yabancılaşmaya davet ediyor! Erdoğan tabii ki ilk turda ve rahat bir biçimde kazanacak. Ama konu tam olarak kapanmayacak… Çünkü muhafazakarların sadece küçük bir bölümü gerçek olanı idealize ediyor. Herkes Erdoğan’ın kapsayıcı olmaktaki maharetini, böylece zihinlerdeki ve gönüllerdeki ideale ne denli yaklaşabileceğini merak ediyor…

<p>Adana´da Karataşlı balıkçılar, ağları parçalayan insan yüzlü sapan balığının, toksini siyanürden

Balıkçıların Yeni Kabusu! İnsan Yüzlü Balık Siyanürden Bin 200 Kat Daha Zehirli

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

İçinden çıkanlar tüylerinizi ürpertecek

PKK'nın patlayıcı deposu bulundu