• $7,3561
  • €8,9358
  • 438.252
  • 1544.65
31 Ekim 2012 Çarşamba

Tecrübelerden ders alan yok

Herkes üç yıl öncesine kadar, Türkiye'nin kendi coğrafyasındaki Arap ve Müslüman ülke ve halklarına model haline dönüştüğünü konuşup duruyordu. Çünkü AKP yönetiminde Türkiye o sıralar bölgesinde tüm ülkelerle iyi ilişkiler kurmuş; etnik, mezhepsel ve hatta siyasal ve dinsel yapılarına bakmaksızın herkesle dost olmuş, farklı ve yepyeni bir Türkiye anlayışı sergilemişti. Hatta bir ara Batı medyası Türkiye'yi 'eksen kayması' ve 'yeni Osmanlılık'la suçlamaya başlamıştı. Ta ki 'Arap Baharı' denilen rüzgar esinceye kadar. Mart 2012'de 'Arap Baharı' ile ilgili bir kitap yazdım. Destek Yayınları'ndan çıkan ve adı 'Ortadoğu'da Kanlı Bahar' olan kitapta önemli şeyler yazdığımı düşünüyorum. Çünkü yazdığım her şey bu coğrafyada oldu ve kanıtlandı. Ama DERS alınmadığı için şimdi ya devamı oluyor ya da tekrarlanıyor. DERS alan yok.
Şimdi gelin 290 sahifalık kitabın özetine bir kez daha bakalım.
İSLAM alemi denilen ve onlara 'Türkiye'yi model alın' denilen coğrafyada 56 ülke var. Ama ben BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi denilen Amerikan Planı içinde bunları hatırlatmak istiyorum. Batıdan başlayarak:

Fas: Akdeniz'in Batı çıkışını kontrol etmenin ötesinde çok fazla stratejik önemi olmayan Fas 1956'da bağımsız oldu. O günden sonra hep Batı yanlısı krallar tarafından yönetildi ve arada bir İsrail dostu oldu. Krallara karşı darbe ve suikast girişimleri yaşadı ama ABD, Fransa ve İsrail'in desteğiyle hepsini atlattı. Kral'ın mutlak hakim olduğu ülkede 'Arap Baharı' ile birlikte seçimler yapıldı. Halkın ancak %45'nin ilgi gösterdiği bu bahar seçimlerinde AKP oyların % 30'unu, yani genel oyların % 20'sini alarak koalisyonla iktidar oldu. Ülkede değişen hiçbir şey yok ve turizm dışında hiç kimsenin ilgisini çekmiyor. Ülkede Berberi azınlık sorunu var ve laik-İslamcı kavgası devam ediyor.

Cezayir: Petrol ve doğalgaz zengini ülke 131 yıl Fransız işgalinden sonra 1962'de bağımsız oldu. Sol eğilimli iktidarlar tarafından yönetilen Cezayir 1988'de ilk demokratik deneyimini yaşadı ve İslamcılar zafer kazandı. Batı müdahale etti ve yolu kapattı. O günden bu yana ülkede yaşanan iç savaşta en az 200 bin insan öldü. 'Arap Baharı' ile birlikte Haziran 2012'de yapılan ve halkın ancak % 40 kadarının katıldığı seçimlerde bu kez İslamcılar fazla varlık gösteremedi. Ülkedeki farklı İslamcı gruplar arasında hem ideolojik, hem siyasal farklılıklar ve gerginlikler yaşanıyor. Yönetim de bunu iyi değerlendiriyor.

Tunus: Arap aleminin anayasal olarak ilk ve tek laik ülkesi. 1956'da bağımsız oldu. Ülkeyi 1987'ye kadar yöneten Atatürk hayranı Habib Burgiba, yardımcısı Zeynel Abidin Bin Ali tarafından görevden alındı. Ülke 2011'e kadar Bin Ali'nin yönetiminde Gestapo yöntemleriyle yönetildi, hep ABD ve Batı'nın desteğini aldı. 2011'de yapılan ve seçmenlerin ancak yarısının katıldığı  seçimlerde İslami Nahda partisi oyların % 30 kadarını alarak iki sol - liberal parti ile iktidar oldu. Her iki taraf ve zaman zaman da farklı dinci gruplar arasında sorunlar, kavgalar devam ediyor.

Libya: Petrol ve doğalgaz zengini Libya 1947'de İtalya'dan, 1951'de de İngiltere'den bağımsız oldu. 1969'da Muammer Kaddafi askeri darbeyle iktidarı ele geçirdi ve geçen yıla kadar koltuğunda kaldı. NATO tarafından işgal edilen ülkede yapılan ve halkın yarısının ilgi göstermediği son seçimlerde  karmaşık siyasal bir yapı ortaya çıktı. Liberaller, İslamcılar ve aşiretler arası  çatışmalar devam ediyor.

MISIR: Tarihi başlı başına bir okuldur. Tam anlamıyla 1952'de bağımsız olan Mısır hep çalkantılı dönemler yaşamış ve Arap aleminin en önemli ülkesi olması nedeniyle herkesin ilgisini çekmiştir. Özellike 1952-1967 döneminde Arap, İslam ve Afrika bölgesinde anti-emperyalist ve anti-siyonist mücadelelere destek veren Mısır, Enver Sedat'ın 1971'de başkan olmasıyla adeta ABD tarafından teslim alınmıştır. Daha sonra  ülkeyi 30 yıl Hüsnü Mübarek yönetti. 2012'de yapılan ve halkın yarısının sandığa gitmediği seçimlerde İslamcı Muhammed Mursi oyların yarısını alarak başkan oldu. Mısır son 60-70 yıl hem kendi içinde, hem de komşu  ve çevre ülkelerle kavgalar, çatışmalar ve hatta savaşlar yaşadı. Bu nedenle ülkede hala büyük yoksulluk, sefalet ve cehalet var. Türkiye modeli en çok Mısır için önemlidir. Çünkü Müslüman Kardeşler'in doğuş yeri Mısır'dır.

SUDAN: 2011'de parçalanmadan önce Arap ve İslam aleminin en büyük ülkesiydi. 1956'da bağımsız oldu, sonrasında hep darbeler, kavgalar, ideolojik ve dinsel çatışmalar yaşadı. Çok büyük ve zengin doğal kaynaklara sahip Sudan uzun süredir İslamcılar tarafından yönetilmekte ve  Darfur'dan dolayı parçalanma riski içinde.

SOMALİ: 1960'ta Fransızlardan bağımsız oldu.  Hep iç savaş ve kargaşa yaşadı. 2005'te İslamcıların kontrolüne giren ülkede el Kaide taraftarı radikal İslamcılarla ılımlılar arasında çatışmalar sürüyor.

<p>HDP’nin Esenyurt ilçe binasına düzenlenen operasyon  kapsamında terör örgütü elebaşı Abdull

HDP siyasette sona mı yaklaştı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Elazığ'da deprem konutları anahtar teslim törenine katıldı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...