• $7,4151
  • €9,0194
  • 442.404
  • 1543.94
29 Mayıs 2012 Salı

Propaganda

Yaklaşık bir ay önce Hatay'daydım. Bölgede bulunan Suriyeli göçmenler ve orada bulunan Özgür Suriye Ordusu ile ilgili olarak inanılmaz hikayeler duymuştum. Dün de Gaziantep'teydim. Burada duyduklarım çok daha ilginç ve tehlikeli idi... Suriye'deki gelişmeler ve Ankara'nın Suriye politikasıyla ilgili olarak yorum yapanlar ya da daha doğrusu palavra atanlar mutlaka sınır illerini gezmeli ve insanların ne konuştuklarına kulak vermelidir. Ben başından beri ortada büyük oyun olduğunu söyleyip duruyordum. Hatay ve Gaziantep'te gördüklerim ve duyduklarımdan sonra bu oyunun çok daha büyük olduğuna inandım. Bu oyunun ilk perdesinde Türk-Suriye ilişkileri bozuldu. Bunun sonucu olarak da sınır illerinde ekonomik ve ticari faaliyetler tam olarak durunca insanlar perişan oldu.
***
Oyunun ikinci perdesinde ise Türkiye'nin Suriye politikasındaki radikal değişimler ve buna paralel olarak Özgür Suriye Ordusu'nın sınır illerindeki siyasal ve silahlı faaliyetleriyle ilgili çarpıcı hikayeler var. Suriye ile ilgili yazı yazanlar ya da televizyonlara çıkıp konuşanlar gelip buralarda 10-15 gün dolaşmalı ve hikaye, dedikodu ve propaganda söylemlerini dinlemeli. Dinlediklerinde de bu işin hem çok karmaşık hem de çok daha tehlikeli olduğunu göreceklerdir. Bu coğrafyaya ve tüm insanlarına çok yazık. Olup bitenlerin niçin ve kimler için tezgahlanıp yaşandığı ortada. Hala bunların birileri tarafından anlaşılmaması akıl işi değil. Korkarım ki; bu akıl tutulması devam ederse bu coğrafyada çok daha büyük acılar yaşanacaktır. Bu acılardan kimlerin nasıl ve ne kadar sevineceğini herkes biliyor.
***
Hepimize düşen görev bu sevinçlerini kursaklarında bırakmaktır. Çünkü bu coğrafya, üzerinde yaşayan biz tüm halkların malıdır. Coğrafyamıza sahip çıkmanın temel koşulu başkalarının oyununa gelmemektir. Oyuna gelmemek için de sınır illerindeki dedikodu, propaganda ve pis oyunlara son vermek ya da verdirmektir. Bunun önkoşulu ise Suriye'de provokasyona değil, Suriye sorununa barışçıl çözüm bulma çabalarına katkı sağlamak ve destek vermektir. Çünkü ancak böyle bir çözüm ile Suriye'ye gerçek demokrasi gelir. Çünkü bu saatten sonra kimin kimi öldürdüğü pek fazla önemli değil. Yani devletin muhalefeti ya da muhalefetin devlet güçlerini katliam yapmakla suçlaması giderek anlamını yitirmektedir. Tıpkı Irak'ta olduğu gibi. Çünkü artık bu ülkede ister Şii ister Sünni olsun ölen insanlar yalnızca birer rakamdır. Böyle giderse Suriye'de durum bundan farklı olmayacak ve biz o zaman oturup bugünleri hatırlamaya çalışacağız. O zaman da kimin haklı kimin haksız olduğu pek önemli  olmayacak. Tıpkı Bosna ve Çeçenistan'da olduğu gibi.
***
Bugün Türkiye'nin Rusya ve Sırbistan ile çok iyi ilişkileri var ve kimse onlara 'Yahu siz Çeçen ve Bosna Müslümanlarını yok ettiniz' demiyor. Oyun ortada... Her zaman kazanan yine Çeçen, Bosna, Suriye, Türkiye, İrak, İran ve bölge halkları değil, onların ortak düşmanı haçlı ve siyonist inançlı devlet ve güçler olacaktır. En az son yüz yıllık tarihe bakanlar bunun ne denli net bir gerçek olduğunu göreceklerdir. Tabii olup bitenlere ve şimdi yaşananlara o devlet ve güçlerin gözüyle değil, Hatay ve Gaziantep'teki sade ve onurlu insanların göz, yürek ve vicdanıyla bakabilirlerse.

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Beş asırlık Tarihi Maraş Çarşısı'nın dış cephesi yenileniyor

Dünyayı şok eden iddia! ''Yolcu uçağı lazer silahıyla vurularak düşürüldü!''