• $8,2869
  • €10,0871
  • 489.431
  • 1444.87
01 Haziran 2013 Cumartesi

Kanlı coğrafya ve aşk

Aşk, sevgi ve dostluk yoğun emek ister. Emeksiz hiçbir duygu yaşayamaz. Belki de bu nedenle Karl Marx “Emek en yüce değerdir” demişti. Amaç yüce olunca emek de yüce olur, olmalıdır. Siz siz olun sevdiğiniz insana sevginizi hissettirin, kanıtlayın ve inandırın. Mutlu olmanın ilk ve belki de tek koşuludur... 
Şimdi diyebilirsiniz ki; bu da nereden çıktı? Kim istemez böyle yazılar yazmayı... 
Kim istemez sevdikleriyle oturup sohbetler yapmayı, mutluluk hayalleri kurmayı ve o yolda ortak mücadeleyi ve başarma hazını birlikte tatmayı... 
Aklı başında olan herkes... İnsan olmayı beceren herkes... Herkes ama bizim coğrafyada böyle olmuyor. 
Çoğunluk bırakın bunları yapmayı minimumda yaşamayı bile hayal edemiyor. Onlar böyle olunca biz gazeteciler de onların acılarını yazmak durumunda kalıyoruz. 35 yıldır ben böyle yapıyorum. Kendimi bildim bileli bu coğrafyada kan, gözyaşı ve acılar var. 
İsrail’in 1947’de Filistin toprağı üzerinde kurulmasından beri üç kez Arap - İsrail savaşı yaşandı. İsrail Mısır ve Lübnan’a saldırdı. Saddam ise İran sonra da Kuveyt’e savaş ilan etti. Arap ve Müslüman ülkelerin hepsinde iç savaş ve kargaşalar yaşandı, yaşanıyor. Askeri darbeler ortak özellik. ABD’ye bağlılık ya da kölelik övünülecek bir meziyet oldu. Türkiye’de 1960’ların sonundan başlayarak sağ-sol, Sünni-Alevi, Kürt-Türk gerginliği ve çatışması yaşandı. Demokrasi ya da demokrasisizlik bu coğrafyanın ortak hastalığı. 
***
Başa dönelim... Böyle bir coğrafyada insanlar acaba nasıl aşk, sevgi ve dostluktan söz edebilir ya da bu duyguları gerçek anlamda yaşayabilir. Özetlemeye çalıştığım yaşam biçimi insanın sosyal ve psikolojik yapısı üzerinde çok derin izler bırakmaktadır. 1991’de Bağdat bombalanırken gittiğim hastanede doktor ‘’En sık karşılaştığımız sorun doğum yapan kadınların korkudan sütlerinin kesilmesi” demişti. Ama bu kimsenin umurunda değildi. Hiç kimse o kadınların çocuklarının şimdi ne yaptığını merak etmiyordur. Bu coğrafya insanların neden daha az âşık olduğu, başkasını sevmeye çalışmadığını ve gerçek anlamda dost kazanmak için çabalamadığını şimdi daha iyi anlayabiliriz. Aşk, sevgi ve dostlukların neden kalıcı ya da uzun süreli olmadığı ise çok daha anlaşılabilir. Herkes yaşanan siyasal, ekonomik ve sosyal ortamların etkisiyle kişilik özelliklerinden taviz vermek zorunda kalıyor, bırakılıyor. Bazıları da hevesleniyor... En büyük ve tehlikeli hastalık kapitalist sistemin pompaladığı egoizm yani bencilliktir. Şimdi düşünün Irak’ta bir milyondan fazla dul kadın var. Irak gibi koşullarda bu kadınlardan nasıl ve ne tür aşk, sevgi ve dostluk beklenebilir. Ya da evlerinden uzak ülke içinde ya da dışında yaşamak zorunda bırakılan milyonlarca Suriyeli genç ya da yaşlı kadın ve erkekten nasıl ve hangi tür bir duygusal yaşam beklenebilir. Bu insanlar aşklarını, sevgilerini ve dostluklarını yüceltebilmek için takatları kalmamış ya da yok edilmiştir. Hepsi çok kirli siyasal oyunlara kurban edilmiştir. Bu coğrafyanın birçok yerinde benzer ama farklı düzeylerde acı gerçekler yaşanmaktadır. 
Peki bu tür insanların oluşturduğu toplumlardan nasıl bir gelecek bekleyebiliriz. Aşksız, sevgisiz ve dostluklardan yoksun insanların çocukları ne işe yarar? Bunlardan yoksun ve kendi içinde demokrat ve özgür olamayan bireylerin ne kendilerine ne de başkalarına vereceği hiçbir şey yok ve olamaz. Yani onlar insan kalıbında teneke robotlardır. İnsan gibi davransalar da aslında kendilerini aldatıyorlardır. Yani ikiyüzlü... Belki de bizim coğrafyada dönek ve yalaka bolluğu bundandır... 

<p>İşgalci İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere yönelik müdahalesi devam ederken,

Kudüs'te tepki çeken görüntü! Mescid-i Aksa'dan alevler yükselirken Yahudiler Kudüs Günü'nü kutladı

Demir yoluyla taşınan bor, seramik ve mermer miktarı arttı

Bakan Karaismailoğlu, Trabzon'da inceleme ve ziyaretlerde bulundu

Osmaniye'de tarlada bulunan yaban kedisi yavruları bakıma alındı