• $7,5066
  • €9,0754
  • 443.182
  • 1521.34
04 Şubat 2012 Cumartesi

Dünya düzeni

Bir haftadır BM Güvenlik Konseyi harıl harıl çalışıyor. ABD, Fransa, İngiltere ve işbirlikçi Arap yönetimleri Suriye konusunda karar çıkarmaya çalışıyor. Rusya, Çin, Lübnan, Güney Afrika, Hindistan ve Brezilya karşı çıkıyor. Çin ve Rusya ise önerilen karar tasarısının oylanması için üç temel koşul ileri sürüyor:
Kesinlikle yabancı askeri müdahale olmayacak, Esad'a iktidarı bırak çağrısı yapılmayacak ve ülkede orduyla çatışarak terör estiren silahlı grupların varlığına ve komşu ülkelerin bu gruplara yardım ettiğine dikkat çekilecek.
Bu koşulları kabul etmeyen ABD ve müttefikleri, yeni önerilerle Rusya ve Çin'i ikna edemiyorlar. ABD ve Batılı ülkeler toplantılara dışişleri bakanları düzeyinde katılıyor. Bölgenin yeni Şerif Hüseyin'i Katar Emiri Şeyh Hamed ve Arap Birliği'nin Mısırlı Genel Sekreteri Libya'da olduğu gibi Suriye'nin de işgal edilmesi yönünde karar çıkması için özel çaba harcıyorlar. Özetle ABD ve müttefiki ülke ve güçler ne pahasına olursa olsun Suriye konusunu kendi bildikleri ve istedikleri şeklide çözmeye kararlılar. BM Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Çin vetolarını aşamayan ABD ve müttefikleri bundan böyle daha hırçınlaşacaklardır. Suriye'yi zor günler bekliyor. Olayların ilk gününden itibaren silahlı gruplarla ve onların bir zamanlar güney doğuda olduğu günlük çatışmalarıyla uğraşan Suriye ordusu ve güvenlik güçleri şimdiye kadar en az iki bin kayıp verdi. Silahlı gruplar 'demokrasi ve özgürlük' adına akıl almaz terör eylemlerine başvuruyorlar. Okullar, hastaneler, devlet daireleri bombalanıyor, yollar kesiliyor ve insanlar kaçırılıyor. Kaçırılanların bazıları işkence görüyor, bazıları da feci şekilde öldürülüyor... Ama uluslararası medya bundan hiç söz etmiyor ve etmeyecek. Çünkü oyunun kuralları böyledir. Silahlı gruplar ya da artık resmen kendilerini tanımladıkları gibi 'Hür Suriye Ordusu'na göre bu bir silahlı kalkışmadır ve Esad iktidarını yıkmak için yapılması gereken eylemlerdir. Oysa biz olayların başladığı ilk günlerde silahlı grupların varlığına dikkat çektiğimizde birçokları bize çok kızmıştı. Şimdi ise Hür Suriye Ordusu'nun Antakya'daki Komutanı yabancı medyaya verdiği demeçlerde ''Her türlü silahlı eylemlere devam edeceklerini'' söylüyor ve ''Suriye'yi cehenneme çevirme'' tehdidinde bulunuyor. Amerikalı sözcü Victoria Nuland ise Suriyeli muhaliflere 'Sakın silahlarınızı bırakmayın' diyor. Amerika'nın demokrasi ve özgürlük anlayışı bunu gerektiriyor. Tıpkı Irak'ta olduğu gibi. Tıpkı şimdi Libya'da olduğu gibi. Libya yerle bir edildi ve 60 bin kişi öldü. Diktatör olduğu için yıkılan Kaddafi zamanında hapishanelerde 'siyasi' nitelikli tutuklu sayısı 3 bin civarındaydı. Şimdi ise Uluslararası Af Örgütü bu sayının  70 bin olduğunu söylüyor ve yeni yönetimin bu insanlara akıl almaz işkenceler uyguladığına dikkat çekiyor.Ama kimin umurunda... Nasıl olsa Kaddafi yok artık ve ABD ile müttefikleri bu ülkede istedikleri her şeyi yapıyor ve yapacak. Tıpkı Mısır'daki futbol maçında olduğu gibi!  Yeni dünya düzeni bunu gerektiriyor. Bu düzende Büyük Patron ABD'nin istediği her şey oluyor. ABD isterse insanların bırakın politik çizgilerini, din ve imanlarını bile değiştiriyor ve değiştirecek. Ama bir tek sorun kalıyor. O da Rus vetosu... Bir zamanların Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi... Ki o Sovyetler Birliği İslami Yeşil Kuşak ile yıkılmıştı!

<p>Özel harekat polislerinden oluşan Taktik Su Altı Operasyon Grup Amirliği, su altı ve üstünden düz

Suyun altında da 'özel harekat'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı

Rıdvan Dilmen: Beşiktaş şampiyonluğa inanmış