• $7,4381
  • €9,0498
  • 440.313
  • 1526.6
11 Şubat 2012 Cumartesi

Değişim

Ocak 2009'da ABD Başkanı olan Obama 'Değişim' sloganıyla seçimi kazanmıştı. ABD'yi değiştirip değiştirmediği tartışılan Obama'nın bizim coğrafyayı değiştirmeye çabaladığı kesin. Bu çaba içinde Obama, Nisan 2009'da Türkiye'ye haziranda da Mısır'a gitmiş ve hep İslam ve Müslümanlık vurgusu yapmıştı.
Kasım 2010'da ise bildiğiniz WikiLeaks dünyanın her yerindeki Amerikan elçilik ve konsolosluklarının gizli belgelerini yayınlanmaya başladı. Belgelerin yayınlandığı ilk günleri hatırlayalım. İlk yayınlanan belgeler daha çok Türkiye, Mısır, Tunus, Libya, Suudi Arabistan, Yemen ve Katar gibi ülkeleri hedefliyordu. Yani 300 bin Amerikan belgesi 100 kadar belgeyi seçen dönemin medyası sözü edilen ülkelerle ilgili ilginç, kafa karıştırıcı ve sinirli bir tartışma yaratmıştı. Tartışma kısa bir sürede işe yaramış ve hala yarıyor. Örneğin WikiLeaks'in hedefinde olan Mısırlı Mübarek kafese, Libyalı Kaddafi mezara, Tunuslu Bin Ali Suudi Arabistan'a gönderildi. Yemenli Salih ise ABD'de misafir edildi. Yani 'değişim' sloganının kahramanı Obama, Yemen'de değişim sağlayamadı ama Başkan Salih'i Washington'a getirterek beraber gat çiğnemeyi deniyordur.
WikiLeaks'in hedefinde olan diğer Arap ülkeleri yani Katar ve Suudi Arabistan'da değişim olmadı ama bu iki ülkenin yönetiminde ABD'ye bağlılık konusunda radikal değişiklikler sergileniyor. Obama'nın asla değiştirmeyi düşünmediği Suudi Kral Abdullah ile Katar Emiri Hamed şimdi ABD'nin tüm projelerinde inanılmaz bağlılık sergiliyorlar. ABD bizim coğrafyamızdaki 'değişimi' bu ikili üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyor. Hayırlı uğurlu olsun!
Gelelim Türkiye'ye...
Obama'nın Nisan 2009'daki ziyaretinden bu yana Türkiye'de çok şey değişti, değişiyor... İç ve dış politikada ilginç gelişmelerin yaşandığı geçen süre içinde Türkiye, bölgenin değişim sürecinde etkin rol oynamak istiyor. Obama'nın  'Türkiye yapar, Türkiye girer, Türkiye çözer'' gibi provokatif söylemlerine rağmen Amerikan sistemi hala Kral Abdullah ve Emir Hamed'i tercih ediyor. Çünkü onlar 250 yıllık bağlılığın bir devamıdır. Türkiye ise birçok nedenden dolayı zaman zaman 'kendi başına' bir şeyler yapmaya kalkışıyor. Bu ise Amerikan kölelik kriterlerine uymaz... İşte bu nedenle AK Parti hükümeti zorlanmaktadır. İşte bu nedenle Türkiye kendi iç politikasında inanılmaz şeyler yaşıyor, yaşayacak... İç verilerle değerlendirilen gelişmelerin mutlaka dış bağlantıları vardı ve olacaktır. Daha açık bir ifadeyle MİT'e yönelik son operasyon ile bölgesel dış politika gelişmeleri arasında bağlantı kurmak pek zor olmazsa gerek. Çünkü PKK yöneticileriyle buluştuğu iddiasıyla savcılığa çağırılan ve daha ilk günden itibaren İsrail'in tepkisiyle karşılanan MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Suriye lideri Beşşar Esad ile de bir araya gelip önemli şeyler konuşmuştu. Hakan Fidan ise tüm bu görüşmeleri Başbakan Erdoğan adına yapıyordu. Bu görüşmelerin kimleri rahatsız ettiği ise başka bir konudur. Örneğin

CIA... Örneğin MOSSAD...
Bir düşünün WikiLeaks herkesle ilgili belge yayınlıyor ama İsrail ile ilgili hiçbir şey yok... WikiLeaks belgeleri yayınlandığında söylemiştim: WikiLeaks İsrail ile ilgili ciddi bir şey yayınlamadığı sürece bu işte bir iş vardır demektir. Yine o zaman ''Yayınlanan belgelerde Amerikan ulusal güvenliğini zedeleyecek herhangi bir bilgi yayınlanmazsa ben yine bu belgelerde bir gariplik olduğunu düşünürüm'' demiştim...
15 ay geçti, İsrail ya da ABD'nin güvenliğiyle ilgili hiçbir belge yayınlanmadı. Adı geçen ülkelerde ise çok şey oldu, oluyor...
Türkiye'de de olup biten her şeyi bu çerçevede görmekte yarar var.

<p>Başkan Erdoğan: Türkçe'de kelime katliamı oldu </p><p>KÜLTÜR VE TURİZM ÖZEL ÖDÜLLERİ </

21 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı