• $ 8,2933
  • € 9,6931
  • 498.87
  • 1126.99
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Portreler/1

-1-

Anadolu’nun ücra bir köşesinden, mütedeyyin bir ailenin yeni yetme oğlu İstanbul’a gelir.

Başlarda İstanbul’un cangılında oldukça zor günler geçirir.

Sonradan kendi anlatımına göre; belediye otobüsünde yolculuk yaparken; ne kadar yorgun olursa olsun, ne kadar uzun bir zamandır ayakta seyahat ediyor olursa olsun yine de bir kadın yolcu koltuktan kalkıp indiğinde, o boş koltuğa oturacak başka kimse olmasa dahi bizim delikanlımız o koltuğa oturmaz; kadının sıcaklığı ona geçecek diye.

Sonra bu delikanlı medya sektöründe iş bulur. Cabbar ve çalışkan birisi olması hasebiyle kısa süre sonra yönetici pozisyonunda işler görmeye başlar.

Dolayısıyla toplumun göz önünde bulunan, hatta toplumlara, yeri geldiğinde yön veren kanaat önderleri, üstat, usta sayılacak kimselerle dostluk kurar.

Gel zaman, git zaman Ak Parti iktidarında bu tipler mutlaka sistemin hasseten onlar için mevki ve para üretmesini beklerler.

Bizim kahramanımızda bekleyenler arasındadır ve payına düşeni alır.

Ancak zamanla talepleri sınır tanımaz ve karşılanamaz raddeye gelince arsızlaşır, saldırganlaşır, çatışmaya girer ve sonunda sanki intikam almak istercesine öbür mahalleye ışınlanır.

Geçenlerde izledim, bir televizyonda diyordu ki; “Görünen o ki Azerbaycan, Nahçıvanla arasındaki Ermeni toprağını işgal edecek… Sonra sormak lazım, Azerbaycan bir devlet mi ki, Azerbaycan bir devlet değil, kabile devleti…”

İmdi; söz konusu delikanlının belediye otobüsünde boş koltuğa oturmayışı ne kadar saçma, ahmakça, aptalca ise;

Seneler sonra televizyonda yukarıdaki lafları etmesi de o kadar saçma, ahmakça ve aptalcadır.

(Not: Dilim söylemek istemiyor ama, acaba bu arkadaşın, Azerbaycanlılara husumetinin altında kendi etnik kimliğinin terörize olmuş biçimi yer alıyor olabilir mi?)

Söz konusu delikanlı dün ne kadar asosyal ve hayatın çeperine zor tutunmuş birisi ise,

Bugün de geçmişte kendisini çepere itenlerin, ezenlerin aferinine ve hoşgörüsüne sığınan,

Dünkü inancını, imanını, vicdanını, insafını bir paha karşılığı pazara çıkaran kişidir.

Aynı savrulmayı yaşamaktadır.

Allah yardım etsin, Allah ıslah etsin.

-2-

Yıl 2003

Ak Parti iktidarının ilk yılı, ilk ayları, belki de ilk günleri…

Genç bir adam, ortak tanıdıkların adını zikrederek yeni seçilen bir vekille tanışır.

Tanışıklık zamanla arkadaşlığa, dahası dostluğa dönüşür.

Genç adam başlarda; yetenekli ve çalışkan olmasına rağmen, kendi inancınca kendi dışındaki nedenlerle iş konusunda pek başarı şansı yakalayamadığından dem vurmaktayken;

Zamanla, milletvekilinin dostluğu sayesinde yeni kişilerle ve çevrelerle tanışır; işleri açılır, başarı yeni ilişkilere, tanışıklıklara vesile olur, yeni ilişkiler yeni başarılara derken…

Hayır! Hayır! Yapmayacağım.

Devam etmeyeceğim.

1969’dan itibaren aktif siyasetin içinde yer almış;

1966-67’de Cağaloğlu’nu tanımış, (Ki, o yıllarda bütün gazeteler, yayınevleri hatta matbaalar Cağaloğlu’nda idi) dolayısıyla edebiyat ve sanat ortamlarına girmiş;

Çeşitli yıllarda arkadaşlarıyla dergiler çıkarmış;

Dergi yazarlığı, gazete muharrirliği yapmış;

1970 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girdikten bir yıl sonra S.S.K. Gedikpaşa (Sultanahmet) Dispanseri’nde çalışmaya başlamış… bir kez daha Cağaloğlu sakinleriyle muhatap olmuş;

Bir süre birlikte çalıştığı o gün itibariyle Dahiliye Mütehassısı olan Güngör Eroğlu sayesinde İslamcılardan ve sağcılardan sonra sosyal demokratlarla ve Marksistlerle tanışmış…

(Güngör Eroğlu daha sonra Türkiye’de ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ‘hematoloji’, ‘alerji’ ve ‘immünoloji’ ihtisası yapmış ve bir profesör olarak yaş haddinden emekli olduktan sonra yazarlığa başlamış, ‘Oğlum Irak’ta’ isimli bir romanı ve ‘Senden Gelen Ölüm’ isimli bir hikaye kitabını yayınlamıştır.)

Birisi olarak tanıdığım onlarca, yüzlerce ilginç tipleri sonradan gelenlere anlatayım istemiştim.

Ama daha ikinci teşebbüste anladım ki (şimdilik) bunu yapamayacağım.

Yalnız kalmaktan ve tehdit edilmekten korktuğumdan değil;

‘İçimde merhamet adlı bir çınar’ olduğunu bir kez daha gördüğümden,

Mızrap değmediği halde gönlümün tellerinin titrediğini duyduğumdan,

İnsanın, insandan, insanlık adına utanabileceğini fark ettiğimden,

Yapamadım;

Yapmayacağım;

Çünkü ben;

Altı oğlunu karanlıklar prensine kaptırmış bir babanın yedinci oğluyum…  

Halk TV, İslam'ı hedef alan Fransa'yı savundu: Erdoğan Macron'a karşı gelmemeli

Halk TV, İslam'ı hedef alan Fransa'yı savundu: Erdoğan Macron'a karşı gelmemeli

Tarihi şehirleri ve savaşları yaptığı diorama çal&#

Tarihi şehirleri ve savaşları yaptığı diorama çalışmalarıyla canlandırıyor

Atatürk'ün katıldığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kut

Atatürk'ün katıldığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarından fotoğrafları

Katar'da Türkiye'nin katılımıyla düzenlenen 'NASR 2020' askeri

Katar'da Türkiye'nin katılımıyla düzenlenen ''NASR 2020'' askeri tatbikatı sona erdi