• $8,4106
  • €9,9812
  • 489.27
  • 1408.81
22 Ekim 2015 Perşembe

‘Mesele’ hâlâ mesele midir?

1

2003 yılına gelene kadar gerçekten can yakıcı bir meseleydi ‘mesele’.
Ta Cumhuriyet’in kuruluşuyla başlamıştı,
İddiaya göre Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı’nda Kürtleri kandırmıştı.
Yani kurulacak devletin Türklerden ve Kürtlerden mürekkep olacağı sözü, savaş kazanıldıktan sonra unutulmuştu…
O günden itibaren, bir tarafta, Cumhuriyetin kuruluşundan Dersim’e kadar irili ufaklı 20’ye yakın Kürt isyanları olmuş, öbür tarafta; Koçgiri İsyanı’nın bastırılması sırasında Nurettin Paşa’nın aşırıya gittiği iddiaları, 38 Dersim olayları, 1943’te Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın Van-Özalp’te 33 kişiyi kurşuna dizdirmesi gibi devlet güçlerinin yaptıkları çerçevesinde gelişen olaylar, 1980’lerden sonra PKK ekseninde yol aldı.
PKK’nın bizatihi varlığı ortada bir mesele olduğunun tek başına göstergesiydi zaten.
Ta Osmanlı devrinde yörüngesinden çıkmış şiraze bir türlü yerine oturmuyordu.
Cumhuriyet;
Önce varlığını inkâra kalkıştı Kürtlerin. ‘Kürt’ kelimesinin, dağlarda yaşayan Türklerin karda yürürken ‘kart-kart’ çıkardıkları seslerden kinaye ortaya çıktığına dair kocaman kocaman kitaplar yazıldı.
Bir şeyin kendisi yoksa, dili de olamazdı doğal olarak; gelenekleri, örfleri, kendilerine has kültürleri de olamazdı.
Bu anlayış Cumhuriyet boyunca Kürt meselesinin derinleşmesine sebep oldu kuşkusuz olarak.
O kadar ki; bu mesele üzerine yazılan yazılarda bile ‘Kürt’ kelimesinin kullanılması yasaktı.
‘Şark Meselesi’, ‘Güneydoğu Sorunu’ gibi kavramlarla çalının arkasından dolanarak bir şeyler söylemek mümkündü.
Nihayet 80’li ve 90’lı yıllarda PKK’nın eylemleri ve PKK ile mücadele anlayışı ve yöntemleri ‘meseleyi’ daha da ağırlaştırmıştı.
Tek başına Diyarbakır Cezaevi örneği bile nasıl ciddi bir meseleyle karşı karşıya kaldığımızı gösterebilecek ehemmiyetteydi.
‘Kürt meselesi’nden bahsedilememesi, ‘Kürt meselesi’nin varlığını tescilden başka bir şey değildi zaten.
2
Basitinden başlayalım.
Bugün, önüne gelen, her yerde Kürt meselesinden bahsedebiliyorsa açık açık ortada ‘mesele’ kalmamış demektir.
2002 Kasım’ında AK Parti’nin iktidar olmasıyla kategorik olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Kürt meselesi kalmamıştır.
Ondan sonra vuku bulan hadiseler eski alışkanlıkların henüz ortadan kaldırılmamış olmasıyla ilgilidir.
Kürt bölgesinde olağanüstü halin kaldırılmasıyla başlayan, Kürt varlığının kabulü, kültürünün saygın görülmesi, giderek Kürtçe üzerindeki yasakların bertaraf edilmesiyle devam eden süreçte eski alışkanlıklarda tedricen ortadan kalktı.
An itibarıyla Kürt meselesi bağlamında, devletin eski teamülleri ortadan kaldırması sadedinde zikredebilecek bir tek hususu kalmıştır: Anadilde eğitim.
Bunun ötesinde yapılması gereken her şey yapılmıştır diyebiliriz.
Kaldı ki; zaten kategorik olarak Kürtlük bir mesele olarak çoktan ortadan kalkmıştı.
3
Şimdi izan sahibi, aklıselim sahibi, vicdan sahibi bütün Kürtlere ve PKK ve HDP’nin destekçileri Türklere sormak geremez mi?
Sadece, zamanlama olarak henüz halledilmemiş ‘anadilde eğitim’ hakkı nedeniyle bunca ölümlere, kana, gözyaşına değer mi?
4
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını ve Misakı Milli sınırlarını kabul eden herkes için olduğu kadar Kürtler için de silahı haklı gösterecek hiçbir neden kalmamıştır, yoktur.
Buna rağmen PKK Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırıyorsa ortada başka hesaplar, başka planlar, başka beklentiler var demektir.
Herkesin hesabı kendisine…
Allah’ın hesabına teslim olanlara
selam olsun.

<p>Sosyal medyadan #HelpTurkey etiketiyle yayılan ve bir kesimin devletin mücadelesini hiçe sayarak

'Help Turkey' provokasyonu

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor