• $8,1216
  • €9,7122
  • 455.518
  • 1378.37
26 Temmuz 2015 Pazar

Hala umut var mı?

1

Geçtiğimiz yıllar içinde tarihin döngüsü Kürtlere bölgenin kaderini değiştirme ve dünya tarihinin bu bölümünü yazma fırsatı vermişti.
Bu fırsat, çözüm süreci ve Suriye üzerinden Kürtleri tarihi bir sınama ile karşı karşıya bırakmıştı.
Eğer çözüm süreci başarıyla tamamlansaydı, yani Türkiye ile Kürtler arası barış gerçekleşseydi…
Eğer Kürtler Suriye’de devam eden olaylar bağlamında Esed rejiminin yanında durmak yerine Özgür Suriye Ordusu ile beraber hareket etseydi…
İddia ile söylemek isterim ki;
Bölge bugünkü bölge olmayacaktı.
Suriye Esed’den kurtulmuş, halkın iradesine dayanan devlet bütünlüğünü muhafaza edebilmiş, daha demokratik bir yönetim biçimi kurabilmiş bir ülke olacaktı. Irak kesinlikle bugünkü parçalı ve kaotik durumundan kurtulmuş, yeraltı yerüstü zenginliklerini bütün vatandaşlarına eşit biçimde paylaştıran saygın bir devlet olabilecekti.
Şayet, çözüm süreci tamamlanabilseydi, Türkiye bugün kendi iç sorunlarıyla uğraşan, enerjisini ve kaynaklarını iç güvenliğini sağlamak için harcayan, kendisi için kurulan oyunları bozmaya çalışan bir ülke olmak yerine; bölgede huzuru ve barışı sağlamaya yönelik uluslararası oyun kurabilen, gündem belirleyen, belirlenen gündem çerçevesinde sonuç alıcı pozisyonlara ve imkanlara sahip bir Türkiye olacaktı.
Eminim Mısır bile başka bir Mısır olacaktı.
2
PKK gerçekten barışı isteseydi…
Kürtler, bu kadar yaklaşmışken, Türkiye ile barışmış olsaydı…
PKK’nın Suriye kanadı PYD Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket etseydi…
Müslümanlar böylesine vahşi bir biçimde Müslümanları öldürmeyecekti.
Araplar, Arapları katletmeyecekti.
Kürtler, Kürtler üzerinde baskı uygulamayacak, birbirlerini yok etmeye yönelik eylemler kendini gerçekleştirme imkanı ve fırsatı bulamayacaktı.
Türkiye bölgeden elde ettiği güç ve temsiliyetle dünya baronlarına, daha adil bir dünya kurmak için meydan okumaya devam edebilecekti.
3
Ne yazık ki Kürtler bu fırsatı değerlendiremedi.
Suriye’de zalim Esed’in yanında yer aldı.
PKK, baştan beri barışın hep bir sonraki evreye ertelenmesi için çalıştı.
Bu arada PKK, çözüm sürecinin devletle oluşturduğu ‘barış beklentisi’ nedeniyle kimi olup-bitenleri görmezden gelmesini fırsat olarak değerlendirerek alan genişletmeye ve gücünü yükseltmeye çalıştı.
Üstüne üstlük, bu dönemde Türkiye’de, iktidarda onlarca yıldır süren güvenlikçi yöntemlerle Kürtlerle mücadele esasına dayanan devlet görüşünü değiştirerek; Ret, inkar ve asimilasyon politikalarını ortadan kaldıran, Kürtleri özgür ve eşit vatandaşlık haklarını kullanan bireyler olarak gören ve buna göre söylem ve politikalar geliştiren bir iktidar vardı. Buna rağmen, HDP seçim kampanyasını tamamen bu iktidar partisinin yıpratılması ve geriletilmesi üzerine kurdu.
Bu gerçekten anlaşılmaz ve ironik bir durumdu.
Ne yazık ki bize anlaşılmaz ve ironik gelen bu durum Kürtlerce böyle görülmedi, aidiyetlerini kullanma imkanına kavuşan Kürtler, aidiyet duygusunu asabiyete çevirerek, 7 Haziran da kitlesel olarak HDP’ye oy verdi.
Mümkündür ki, HDP’ye oy veren Kürtlerin büyük bir çoğunluğu ‘barış bir an önce gelsin’ , bölgemiz huzura kavuşsun, ölümler bitsin diye hareket etti. Ama PKK, 7 Haziran seçim sonuçlarını Türkiye’de ki bütün Kürtlerin kendi savaşçı politikalarını onaylıyor diye yorumlayarak daha da pervasızlaştı, daha da azgınlaştı.
Son olarak ta, çözüm süreci nedeniyle devam eden çatışmasızlığın bittiğini ilan ederek Kürtleri silahlanmaya çağırdı. O meşum saldırılarını yeniden başlattı.
4
Geldiğimiz noktada; içerden ve dışardan iyice sıkıştırılan Türkiye, içerde ve dışarda operasyon başlattı.
13 yıldır; artık bölgeden şehit haberleri gelmesin, analar ağlamasın, kan dökülmesin, barış olsun diye çaba gösteren; bunun için baldıran zehiri içmeyi göze alan, bütün gövdesini sürecin altına dayanak kılan iktidar şimdi operasyon yapmakta.
5
Geldiğimiz noktada; çatışma sürecini durdurmak, tarihin akışını yeniden barış mecrasına çevirmek yine Kürtlerin eline geçmiştir.
7 Haziran’da, aidiyetlerini deklare etmek adına bütün katmanlarıyla HDP’ye oy veren Kürtler;
Hangi yol ve yöntemlerle olur bilemem ama, HDP’ye ve PKK’ya savaşı tırmandırmak için oy ve destek vermediklerini, (eğer öyleyse tabi ki) bir an önce barış gelsin diye güç aktardıklarını anlatıp;
PKK’nın Türkiye’ye karşı çatışmasızlık ilanını ve arkasından bütün silahlı unsurlarını Türkiye dışına çıkaracaklarını ilan etmesini temin etmelidir.
HDP, yeniden ve/veya kaldığı yerden barış sürecinin devamından yana olduğunu ortaya koymalıdır.
6
Henüz geç kalınmış değildir.
Bu saatten sonra dahi Türkiye-Kürt barışı gerçekleşecek olursa…
Bundan bütün Kürtler onur ve izzet kazanacaktır. On yıllardır süren kan ve gözyaşı bitecektir.
Kürtlerle barışmış Türkiye bölgede huzur ve istikrar unsuru olarak büyüyecektir.
Bölgenin yapısı ve kaderi değişecek, başta Amerika olmak zere emperyal güç ve ülkelere istismar alanları ve imkanları kapanacaktır.
Müslümanlar bir güç ve denge unsuru olarak dünya sistemi içinde yer alacaktır.
Bütün bunlar adına uğraşmaya değmez mi?

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler