• $12,879
  • €14,5887
  • 742.978
  • 1808.79
21 Eylül 2014 Pazar

Eşik aşılmıştır

1

Kuşkusuz bir devletin gücünü oluşturan sayısız etkenler mevcuttur.
Ülkenin ekonomik büyüklüğünden, coğrafyasının büyüklüğüne,
Politika üretme becerisinden, entelektüel birikimine, Doğal kaynaklarından, tarihi derinliğine kadar birçok unsuru sayabiliriz.
Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi de ülkenin ‘operasyon yapabilme gücü’dür.
Operasyon yapabilme gücü ve kabiliyetini ise o ülkenin ordusu, emniyeti, istihbarat teşkilatı, özel kuvvetleri v.s. oluşturur.
2
Türkiye 101 gün aradan sonra IŞİD unsurları tarafından esir alınan rehineleri hiç bir zayiat vermeden kurtarmıştır.
Bu operasyon, rehinelerin ve kurtarma elemanlarının hiç bir kayıp vermeden gerçekleştirilmiş olması hasebiyle çok önemli olduğu kadar,
Asıl değerini Türkiye’nin psikolojik bir eşiği aşmış olmasından almaktadır.
Evet çok önemli bir eşik aşılmıştır.
3
Ak Parti iktidarları döneminde Türkiye’nin dış politika anlayışının değiştiği bir gerçek.
Eskinin içine kapalı, çevresinden habersiz, çevresinde ve dünyada meydana gelen gelişmeler karşısında özgün düşünce, söylem ve tavır geliştirmektense, Birleşmiş Milletler, NATO gibi üst kuruluşların ve ABD gibi ülkelerin geliştirdiği politikalar bağlamında hareket eden ‘peyk ülke’ durumundan çıkmış,
Özellikle bölgesinde cereyan eden olaylar konusunda kendi gerçeklerinden ve dinamiklerinden yola çıkan bir dış politika izler hale gelmiştir.
Bütün dünyaya inat Gazze’nin yanında yer almıştır. Arap Baharı çerçevesinde diktatörlüklerin yerine halka dayalı yönetimlerin kurulmasına destek vermiştir.
Mısır’da darbecilere alkış tutmamıştır.
Irak’ın siyasi ve toprak bütünlüğünü savunmuştur. Suriye’de Esad zulmünün karşısında durmuştur. Bosna-Hersek’ten, Somali’ye, Myanmar’dan Afrika içlerine kadar hep mazlumların yanında olmuş ve onların sesini dünyaya taşımaya çalışmıştır.
BM’ye kafa tutmuş, NATO’da inisiyatif kullanmıştır.
Ancak itiraf etmeliyiz ki bütün bunlar Türkiye’yi birinci lige çıkarmaya yetmemiştir. Çünkü eksik olan bir şey vardı.
Türkiye gördüğü her haksızlık ve zulüm karşısında tavır alabiliyordu ama, haksızlığı ve yanlışlığı ortadan kaldıracak bir güç ortaya koyamıyordu.
Suriye’den, Irak’tan kaçan mültecilere kucak açmak,
Çatışma ortamlarına insani yardım ulaştırmak güzeldi, önemliydi ama, yanlış yapanı cezalandırmaktı asıl olan.
Zulmeden azgının tepesine binebilmekti tayin edici olan.
Türkiye bir türlü bunu yapamıyordu, yapmıyordu. Belki de böyle bir gücü yoktu.
İşte bu ‘yok’ algısı Türkiye’nin birinci sınıf olmasını engelliyordu.
Türkiye, konsolosluk rehinelerini, başka hiç bir ülkeden yardım almaksızın kurtaran bir operasyonu gerçekleştirmekle bütün dünyaya gerektiğinde caydırıcı ve cezalandırıcı operasyonları yapabileceğini göstermiştir.
Türkiye birinci sınıf ülke olabilme eşiğini aşmıştır.
Hayırlı olsun.
Bu arada Nihat Ergün’e de selam olsun.

<p> </p>

Sergen Yalçın'ın istifasına ret kararı

Uşak'ta dere yatağında patlamamış top mermisi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2021)

Kuvvetli lodos hayatı olumsuz etkiliyor