• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
24 Eylül 2017 Pazar

Benim anladığım…

1- Ne usul açısından ne de asıl yönünden TEOG tartışmalarına katılmak niyetinde değilim.

Varsın onları isimlerinin önünde koca koca unvanlar bulunan akademisyenler ve sayılarına bereket eğitimciler yapsın.

Ben, anladığım kadarıyla ‘nereden çıktı bu şimdi?’ sorusuna cevap vermeye çalışacağım…

2- Bir hatırlayalım isterseniz;

Dershane tartışmalarında Sayın Cumhurbaşkanı’nın en hassas olduğu husus ne idi?

Mesele daha sonra FETÖ mücadelesine evrildi. Başlangıçta Sayın Erdoğan, dershanelerin paralel bir eğitim sistemine dönüşmesi ve ailelerin dershanelere verdiği paralardan duyduğu (hatta yapılan senetlerin ödenememesi nedeniyle ailelere hacizlerin uygulanması) rahatsızlık nedeniyle konuyu gündeme getirmişti.

Yani; Sayın Cumhurbaşkanı’na göre aileler okulun haricinde bir eğitim sistemine ihtiyaç duyup mahkum olmamalı, bunun için para harcamamalıydı.

Eğer öyle olacak ise, mevcut eğitim sistemi ne diye vardı, üstelik bütçeden en büyük pay Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılmışken…

Yaşanan süreçte dershaneler kapanmasına kapandı yasal olarak. Ama Etüt Merkezi, Yetiştirme Kursları vs. isimlerle paralel eğitim sistemi zayıflamış olsa da varlığını korumaya devam etti.

Öyle ki TEOG sınavları nedeniyle bu kurumlara devam eden öğrenci sayısı ikiye, üçe katlandı.

Bu kabul ve tahammüle imkansız bir şeydi. Öyle ya bunca mücadele boşuna mı verilmişti?

3- İstesek te istemesek te bir şekilde konuya girmişken…

Her yıl orta okullardan 1.300.000 öğrenci mezun oluyor, yani liseye başlıyor.

Türkiye’de seçkin dediğimiz; Robert Koleji, Galatasaray Lisesi, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Lisesi gibi okulların toplam kapasitesi taş çatlasın 50-60.000 civarında.

Yani bütün tantana, TEOG’lar, dershaneler, özel dersler vs. bu 40-50 bin kişinin arasına girecek öğrencileri seçmek için yapılıyor.

Eğitim buna göre formatlanıyor.

Buna bağlı bir ekonomi oluşuyor.

4- Kimi uzmanlardan aldığım bilgiye göre Bakanlık ‘adrese dayalı sistem’ diyebileceğimiz bir yöntem üzerinde ağırlıkla durmaktaymış. Yine uzmanlara göre eğer bu sistem uygulanırsa, aileler adreslerinin yakınında istedikleri cinste ve vasıfta okul bulamayınca özel okullara kayabilirlermiş.

İşte beni heyecanlandıran ve bu yazıyı yazmaya iten neden de bu.

Çünkü öteden beri eğitimde özelleşmeyi savunan birisiyim.

Umarım bir mecburiyet nedeniyle de olsa sistem buraya evrilir.

Devlet bu konuda panik yapmamalı. Aksine böyle bir gelişmeyi teşvik etmeli.

Nasıl olsa sistem içinde her öğrenci için bir para harcamıyor mu devlet? Özel okula gitmek isteyen öğrencilere bu miktarı burs olarak vermeli.

Farkındaysanız bu modelin kamu maliyesine getireceği bir yük te olmayacak.

Sistem içinde harcayacağı parayı verecek burs olarak…

Bilmem anlatabildim mi?

<p>İstanbul Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer, terör örgütü DHKP-C operasyonuna i

Kılıçdaroğlu'nun iddiası yeniden gündemde

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi