• $8,4746
  • €10,2751
  • 499.323
  • 1441.33
25 Haziran 2017 Pazar

Bayram yazısı

Bu yazı; babasız geçireceğim ilk bayramda torunlar(ım)a ithafen yazılmıştır.

1

Bayram ol bayramdır ki,

O günde büyükler büyük, küçükler küçüktürler.

Kimse kimseden rol çalmaya kalkışmaz.

Herkes kendi yerinde kendi oyununu oynar.

Mesela; başka zamanlarda; başkalarından daha fazla mal biriktirdiği için, kariyer basamağının yukarılarında durduğu için, iyi dirsek atmayı ve çelme takmayı bilmesi sayesinde daha görünür siyasetçiyim diye; ayaklarını sertçe yere vurarak yürüyen, ‘alçak dağları ben yarattım’ edasıyla yeryüzünde dolaşanlar dahi; bir-kaç günlüğüne de olsa, ulu çınarlara tepeden bakarak, dallarını yukarıdan aşağıya budamaya kalkışmazlar bayram günlerinde.

Hatta gölgesine sığınıp serinlemek ve nefeslenmek ister.

Durup bakmak ister, görebileceği kadarıyla.

Durup bakmak;

Sahiden, durup bakabilmemiz için bir fırsat(mı)dır bayram günleri?

2

Bir Cuma namazı sonrasıydı.

Çengelköy, Çınaraltı’nda;

“Selahattin Abi bize biraz çocukluğundan, gençliğinden bahsetsene” teklifine Furkan’ın,

Selahattin;

“Benim çocukluğum olmadı” diye cevap verince, muhtemelen Furkan içinden ‘hastalık işte, en basit soruyu bile kavrayamadı’, diye düşünmüş olacak ki;

“Ama olur mu Selahattin Abi, herkesin çocukluğu, gençliği vardır” demesi üzerine,

“Bak!” demişti Selahattin.

“Bak, insanın çocuk olması için büyüğünün olması lazım. Oysa benim hiç büyüğüm olmadı.”

3

Fert olarak, toplum olarak, millet olarak, devlet olarak bir gelecek beklentimiz ve geleceğe dair tasavvurlarımız varsa eğer;

Bizim çocuklarımız olmalı çok çok;

Sahici ve gürbüz çocuklarımız.

Çocuklar için de büyüklerimiz olmalı.

Yoksa; gün gelip etrafımızı şizofrenler sardığında ‘bunlar da nereden çıktı?’ demenin hiçbir kıymeti harbiyesi olmaz.

Hal böyleyken;

Sonsuz ihtiraslarımız, biraz daha fazla para kazanma yolunda bilediğimiz hırslarımız, biraz daha yüksek statü ve itibar arayışımız, siyaseten bitmeyen kavgalarımız, TEOG’larımız, YGS’lerimiz, twitterlarımız, facebooklarımız, instagramlarımız, projelerimiz, evlerimiz-arabalarımız, yarış atlarımız yüzünden...

Şişkin egolarımız, kör inatlarımız, gem tutmaz nefislerimiz, övündüğümüz çokluklar, evladüiyalimiz, kulak diktiğimiz dünyalarımız, yüksek duvarlar arkasında korumaya aldığımız mezheplerimiz-meşreplerimiz, yarıştırdığımız kavimlerimiz, derneklerimiz, vakıflarımız, STK’larımız, fetişleştirdiğimiz bireyselliklerimiz yüzünden

Çocuklarımız için oynayabilecekleri bir alan,

Koşabilecekleri bir saha,

Var olabilecekleri bir dünya kalmadığının farkında değil miyiz?

Oysa;

Çocuklar, çocukluk yoksa eğer gelecekte olmayacaktır;

Bu kadar net ve açık.

4

Ben ise bugün;

Varlığının farkına varmaya çalışan bir insan olarak.

Bir aylık orucun imanı cilaladığına inanan bir Müslüman olarak.

Geleceğe dair umutlarımı seslendirmek istiyorum.

Aile fertlerimle, yakın dost ve akrabalarımla, arkadaşlarımla, komşularımla kucaklaşmak;

Herkesle bayramlaşmak istiyorum.

Bayramınız mübarek olsun.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Bakan Varank, Ankara Şehir Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi'ni ziyaret etti

Tüm bildiklerinizi unutun! Seyahat ve deniz yolculuklarını kökten değiştirecek

Filistinli aileler, işgalci İsrail saldırılarından korunmak için okullara sığındı