• $7,3986
  • €9,0115
  • 441.027
  • 1539.63
31 Mart 2016 Perşembe

Batı için mi? Batı için mi?

1

Aslında teknolojik üstünlüğe ve silah gücüne dayanarak Batı’nın dünyaya dayattığı ‘evrensel medeniyete ait değerler’in tümü Batı’nın kendisi için ne evrenseldir ne de mutlaktır. Başta demokrasi olmak üzere her şey normatiftir, ütopiktir.
İdeal olarak tanımlanan bu değerler, bugüne kadar tanımlandığı bütünlük ve çerçeve içinde kullanılmadığı/kullanılamadığı gibi, görünen o dur ki bundan sonra da hep bir sonraki, hep bir sonraki evreye ertelene ertelene gidilecektir.
Çünkü; salt kuru aklın ürettiği söz konusu pozitivist değerler, hiçbir zaman sahici ve gerçek hayatla örtüşemeyecek, uyum sağlayamayacaktır.
Böyle olunca Batı, gerçekliğe her tosladığında ideallerinden vazgeçip, gününü kurtaracak acil ve aşağı tedbirlere başvurma mecburiyetinde kalacaktır.
11 Eylül saldırılarından sonra ABD’nin, Paris’ten sonra Fransa’nın, Brüksel’den sonra Belçika’nın yaptığı gibi.
2
Fakat; kendi zaruretleri karşısında askıya almakta hiçbir beis görmediği bu ütopik ve normatif değerleri Batı, kendi dışındaki dünyaya, insanlığın ulaştığı bu ‘evrensel ve mutlak doğru (!)’ değerleri kabul ettirmek için her yola başvurmaktan çekinmez.
Çekinmez, çünkü şu veya bu seviyede bu değerleri dünyaya kabul ettirdiğinde, bütün dünya aynı ilkelerin ve prensiplerin mensupları haline gelecektir. Yani tektipleşecektir.
Dolayısıyla, tektipleşen dünyayı yönetmenin maliyeti asgari düzeye inecektir, ki asıl murat edilen de budur.
Ayrıca tektip değerlerin bütün dünyaya dayatılması ve kabul ettirilmesi sürekli sallanan bir sopa işlevi de görecektir.
Batı, işine gelmediği (veya işine gelen) her halükarda, referans noktası kendisi olduğu için, ilkelere ve evrensel standartlara uymadığı gerekçesiyle her ülkeye ve her yönetime müdahale hakkını sürekli mahfuz tutabilecektir.
Başta Suriye olmak üzere, Ortadoğu’da, Afrika’da, Asya’da, dünyanın her tarafında bugün itibarıyla yaşanan çatışmaların tümü bu fasıldandır.
3
Bu tablo içinde Türkiye’nin özel bir yeri mevcuttur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan itibaren Batı’nın bu projesine gönüllü yazılmış ve AK Parti iktidarına kadar da bu tavrını sürdürmüştür.
Unutmayalım ki Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesi bütün sistemlerini Batı’nın bu projesine uygun olarak kurmuş ve işletmiştir.
Bu kurulum ve işletim süreci sonunda bu ‘dünya görüşünü’ bütün veçheleriyle kabul etmiş bir nesil yetiştirmeyi başarmıştır da.
Türkiye Milli Futbol Takımı’nın İsveç ile yaptığı müsabaka öncesi sahaya çıkan Suriyeli başörtülü kız çocukları nedeniyle küplere binen Enver Aysever isimli prototip, kendisine gösterilen tepkilerden sonra yaptığı bir konuşmada “ne yaparlarsa yapsınlar biz Batı ile aynı yolda yürümeye devam edeceğiz” diye açıklamalarda bulunmuştur.
Bu açıklamanın gerçek okuması şudur: Bizim millet olarak ve devlet olarak kendimiz kalarak/olarak var olmamız mümkün değildir. Bize düşen kayıtsız şartsız Batı’ya hizmet etmek, onların koyduğu şartlara uygun biçimde, onların gösterdiği yolda yürümektir.
Oysa AK Parti iktidarıyla Türkiye; bu sistem yapıcı ve ilke koyucu Batı’ya; senin niyetini anlıyorum ve yapmak istediklerini görüyorum. Bu nedenle, bu zulmü sürdürmeyesin diye bu sisteme itiraz ediyorum demektedir.
Son yıllarda başıma ne geldiyse işte bu nedenle gelmiş bulunmaktadır.

<p>Amerika Birleşik Devletlerinde 46. Başkan Demokrat Lider Joe Biden oldu. </p><p>ABD'de yeni

ABD'de yeni dönem başladı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi