• $8,1262
  • €9,7146
  • 455.29
  • 1378.37
16 Temmuz 2015 Perşembe

‘Asabi’den ‘Asabiyet’e dönüşmek var da…

1

Daha önce bu sütunlarda, 7 Haziran seçim sonuçlarını anlama babında iki yazı yayımlandı.
Hatırlatmak amacıyla zikredersek; ‘asabi lümpenler’, ‘asabi dindarlar.’
İki kelime arasında bir akrabalık var mıdır sorusunu dil bilimcilere bırakarak, bu kez ‘asabiyet’ kelimesini merkeze alarak, yine 7 Haziran seçimlerini vesile kılarak toplumsal yolculuğumuza bir kez daha bakalım istiyorum.

2

‘Asabiyet’i sözlükler; “bir babaya bağlı insan toplulukları, o topluluk içindeki fertleri birbirine yaklaştıran duygu…” olarak tanımlar, malumunuz.
Asabiyet çerçevesinde ele alacağımız her şey, her duygu ön kabule dayanır, tartışılmaz ve ‘bize göre’dir.
Tartışılmayan ve bize göre olansa çoğu kez ‘hakikat’le mesafeli bir konumdadır.
Zaten, “bizim babamız” diye söze başlayıp, tartışmaya açık olmayan şeyler söylediğimizde ‘baba’yı kutsallaştırmış oluruz.
Böylece asabiyetin oluşması için öncelikle etrafında toplanılacak şeyin kutsallaştırılması gerekliliğini yerine getirmiş olursunuz.
Kuşkusuz ‘kutsama’ sadece babaya bağlılık bağlamında söz konusu olamaz…
Başka başka şeylerde kutsanır, kutsanmıştır.
Buradan hareketle; her kutsanan şey etrafında meydana gelen gruplaşmaları da ‘asabiyet’ kavramı içinde değerlendirebiliriz.
Bu kez de, Türkiye’de sadece ‘Kürt asabiyet’inden, sadece ‘Türk asabiyeti’nden bahsetmek hem eksik kalır, hem de haksızlık olur.
Çekinmeden adını koymalıyız ki; çok rahatlıkla cemaat/tarikat asabiyetinden bahsedebiliriz.
Hemşericilik asabiyetinden bahsedebiliriz.
Futbol kulüpleri etrafında oluşmuş taraftarlık/tarafgirlik asabiyetinden bahsedebiliriz.
Hatta ideolojilerin etrafındaki yapılanmaların tümünü de bu bağlamda değerlendirebiliriz.
En yeni, en absürt ve en katı olanlarından biri de ‘yaşama biçimi asabiyeti’dir, son zamanlarda kendini iyice hissettirdiği veçhile.
7 Haziran seçim sonuçları çerçevesinde bir kez daha Türkiye’ye baktığımızda en net gördüğümüz şeylerden birinin ‘asabiyet’in yükselmekte olduğunu görmek olacaktır ki;
Bu bir ülkenin, bir toplumun geleceği açısından hiç de sağlıklı gösterge değildir.

3

Acaba,
Tam bu noktada;
Mademki asabiyet yükselen bir değer haline gelmiş…
Asabiyetçiliğin yıkıcı etkilerini asgari seviyede tutabilmek için…
‘Neseb asabiyeti’, ‘sebeb asabiyeti’ni ikame edemez miyiz?
Körü körüne bir babaya, bir şeyhe, bir efendiye, bir abiye, bir uyarıcıya bağlanmak yerine;
Üzerinde konuşabileceğimiz, tartışabileceğimiz, gerektiğinde hakikat terazisinde tartabileceğimiz;
Bir ‘sebep’e bağladığımız bir üst değer etrafında toplanamaz mıyız?
Mesela; ‘babam’ demek yerine ‘adem’ diyemez miyiz?
‘Kavmim’ yerine ‘milleti İbrahim’ diyemez miyiz?
‘Türkiye’ diyemez miyiz?
‘Ortadoğu’ diyemez miyiz?
‘Biz dünyalıyız, bütün dünya bizimdir’ diyemez miyiz?
Bütün yüreğimizle ve bütün samimiyetimizle; bütün Müslümanlar kardeştir, insanlık kardeşliğe muhtaçtır diyemez miyiz?
Ramazan Bayramınız mübarek olsun.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler