• $7,4159
  • €8,9875
  • 437.811
  • 1467
29 Kasım 2020 Pazar

Ağırlık-hafiflik

1

O,

Nahif mi nahif biriydi.

Ama onun nahifliği;

Azgın bir akarsuyun içinde bir o kıyıya bir bu kıyıya, yetmedi kayalara çakıllara vura vura oluşmuş bir nahiflik değildi.

Onun nahifliği feleğin çemberinden geçerek kazanılmış bir incelik değildi.

Onun nahifliği iki silindir arasında ezilen bir metalin kazandığı türden kavi, düzgün, sert, parlak bir incelmişlik değildi.

Onun nahifliği örs üzerinde dövülerek yapılan kılıç gibi keskindi belki, ama ne zaman kınına girmesi gerekir, ne zaman çıkması gerekiri tayin edemeyen bir naiflikti.

Velhasıl onun nahifliğinin de, naifliğinin de dayanılmaz bir ağırlığı yoktu.

Onun nahifliği fırtınalı diyarlardan gelmiş gibi görünse, bilinse de korunaklı alanlarda gelişip büyümüş bir nezaketti.

2

O;

Kendisi, kendisinde var olduğuna inandığı özgül ağırlığından söz ederdi.

Siyasi bir aktör olarak gerçektende ağır gözüküyordu.

Ama katmanları aşacak bir bakışla bakıldığında görüldü ki;

Mesela onun ağırlığı ufuk açıcı, yol gösterici eylemlerde bulunup, bu tavır alışın bedelini ödemekten gelmiyordu.

Onun ağırlığı düğümlenmiş meseleleri çözmekle oluşan bir hafiflik değildi.

Ancak tam zamanında, olması gereken yerde durmasını biliyordu.

Bu vasıf yabana atılacak br şey değildi. Meselenin çatallandığı anı süzmek/görmek ve çatalı kıracak hamlede bulunmakta önemliydi.

Belki; dışardan bakılınca zannediliyordu ki; bütün gelişmelere vakıf, tüm olgulardan ve onların illetlerinden haberdar, geçmiş yaşanmışlıkların bilgisine sahip ve o bilgiyle hale dair çözüm önerileri sunacak kadar bilge...

Keşke öyle olsaydı ama değildi.

Var olan meziyetleri (ki vardı) sayesinde olmayanlar da varmış gibi görülebiliyordu.

Abi biliniyordu ama abilere has olması gereken ağırlığını yerli yersiz, zamanlı zamansız çıkışlarıyla hafifletiyor, inceltiyor, giderek yok kılıyordu.

Ve en önemlisi; kendisi, kendisi hakkında “benim özgül ağırlığım var” demekle,

Özgül ağırlığının dayanılmaz hafifliği altında ezildiği de çok oluyordu.

3

Onun iyi niyetinden hiç şüphe etmedim…

Hz. Ali’ye atfedilen bir söz vardır.

“Doğru kelimelerle yanlış söylüyorsunuz!” diye.

O da, biraz da bağnazca;

Doğru olmak, doğru söylemek, doğru durmak, doğruculuğu kimseye bırakmamak gibi bir haleti ruhiye içindeydi.

Oysa her zaman doğru söylemek hakkı söylemek anlamına, hakikati terennüm etmek manasına gelmiyordu.

Maslahat diye bir şey vardı.

Yani söylediğin doğrular aynı zamanda halkın faydasına, toplumun birliğine ve dirliğine işaret etmeli ve güçlendirmeliydi.

Bir de ‘tevriyeli okuma’ diye bir şey olduğunu bilseydi keşke.

O zaman muhatap(lar)ına ve zamanın ruhuna uygun konuşmak gerektiğini de bilirdi.

Yani her düz okumanın sahici okuma anlamında sayılmayacağını, her doğrucu davranışın insanları doğruya ulaştırmayacağını da bilir; böylece naif olarak çakılıp kalmaz gerçekten nahif olabilirdi. 

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, AK Parti'nin Erzurum Olağan Kongresi'ne canlı bağlantı ile katıldı

Define için 45 metre tünel kazmışlar! Suç üstü yakalandılar