• $7,4247
  • €8,9878
  • 438.155
  • 1445.9
30 Temmuz 2011 Cumartesi

Her ebeveyne bir ebeveyn polisi gerek!

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

Yaz gelince fazla kilolarımız gibi ebeveynlik konusundaki defolarımız da gün yüzüne çıkıyor. Sahilde oturup çevremdeki anne-babaların yaygın olarak yaptığı hataları derledim, bakın neler çıktı ortaya...

Bir zamanlar hepimiz bebektik... Bir zamanlar anne ve babalarımız bizi de ilk kucaklarına aldıklarında; 'İşte mucize!' duygusunu yaşadılar. Sonra mucize olduğumuz bilgisini yavaş yavaş unuttuk, çünkü giderek gözlerimizin içine 'İşte mucize!' diye bakmamaya başladılar. Bizleri büyütme telaşı, hayat gailesi, çoğu kez de seçilmeden yaşanan ebeveynlikler buna engel oldu. Şanslı olanlar mucize olduklarına hep inandılar elbet; çünkü onlar çocukluk çağı boyunca anne ve babalarından koşulsuz sevgi ve ilgi gördüler, anne ve babalarının gözlerinde hep 'Sen bir mucizesin, teksin ve çok özelsin' bilgisini okudular. Ama her birimizin birer mucize olduğu bilgisini ne değiştirebilir ki? Hiçbir şey... Yine de çocukluk, bir muhtaçlık dönemi işte!
Çoğu zaman kendimizin de bir mucize olduğunu hatırlamaktan çoktan uzaklaşan güya biz yetişkinler, çocuklarımızın bizlere emanet olduğunu, onları hayata katmak için elimizden gelenin en iyisini yapmak üzere her an emek vermemiz gerektiğini, onların biricikliklerine ve mucize olmalarına daima sevgiyle ve gönüllülükle hizmet etmemiz gerektiğini unutuyoruz. Hatta biraz ileri gideceğim, bu gerçekleri hiç hatırlamayanlarımız da var.
Bu yazıda anne-babalıklarımıza dair madalyonun öbür yüzünden bahsetmek istiyorum ama yok, aile içi tacize-tecavüze uğrayan, şiddet gören sabilerden falan söz etmeyeceğim. Günlük hayatlardan örnekler vereceğim sadece... Her gün yaşadığımız, normal ve sıradan saydığımız haller bunlar...

YANLIŞ YAPANA CEZA KESİLSİN!
Geçen gün deniz kenarında otururken kendimi 'ebeveyn polisliği' yaparken buldum. Mesleki deformasyonum had safhaya çıktı sanırım, zihnimin her köşesinde anne ve babalara ceza kesip duruyordum. Trafik cezaları gibi, ebeveyn cezaları olmalı, her köşe başında bir ebeveyn polisi, anne-babalara ceza kesmeli... Mümkünse bu ebeveyn polislerinin ebeveyn polisi olduğunu kimsecikler bilmemeli.
Madem dünyamızda ebeveynlik ehliyeti olmadan her isteyen, -bu isteğinin temeli neye dayanırsa dayansın- çocuk sahibi oluyor ve çocuk sahibi olmasının en basit gereklerini bile yerine getirmiyor, bu çocuklar maddi-manevi 'harcanmadan' ağır cezalar kesilerek bu anne- babalar uyandırılmalı. Çünkü uykuda olmasalar, çocuklarına hemen her gün tekrarladıkları yanlış davranışlarıyla zarar vermezler. Yani çocuklarına zarar verdiklerini bilseler bunları yapmazlar.
Toplumda birçok şeyi yapmak için ehliyet gerekiyor. Araba kullanmak için ehliyet isteniyor; motor kullanmak için, kayık kullanmak için, ava gitmek için... Ama aile kurmak için, evlenmek için, çocuk sahibi olmak için hiçbir belge ve öncesinde de eğitimden geçmiş olma şartı yok! Aile kurmanın ve çocuk sahibi olmanın da bir eğitimi ve ehliyeti olmalı oysa... 'Bir çocuk doğar ve o çocuk bütün köyündür' der Kızılderililer... Bu çocuklar hepimizin. Onların iyilik hali hepimizi ilgilendiriyor, ilgilendirmeli!
Ama biz çocuk sahibi olduktan sonra bile yaşam tarzlarımız değişsin istemiyoruz. 'Ben çocuğa göre yaşamımı düzenleyemem, çocuk bana uysun, alışsın' anlayışı yaygın... İzlemedim ama izleyenlerden dinledim, Gülben Ergen canlı yayında konuğu Prof. Üstün Dökmen'e soruyormuş: 'Hocam, benim çocuklar da söz dinlemiyor, mesela sürekli salonun ortasındaki cam sehpaya tırmanıyorlar, günde kaç kez uyardığımı inanın bilmiyorum. Ne yapmalı?' Çocuk bu, tırmanır tabii! Sen çocuklu hayata geçince o camlı sehpayı ortadan kaldıracaksın, hepsi bu! Çocuk 'yapma, etme'den anlar mı? Duygusal gelişimleri iyiyi-kötüyü ayırt etmeye henüz yetmiyor işte! Sonuçta, çocuk bana uysun, diyerek geçirdiğimiz yaz tatili deneyimlerimiz de dudak uçuklatıcı cinsten oluyor elbet! Çocuklar hayattaysa kimse sorun etmiyor. Kalan sağlarla da aile olmaya devam ediliyor. Eskiler söylerdi, bizler de ileride söyleyeceğiz ne yazık ki, 'Kel mi oldunuz, kör mü oldunuz, büyüdünüz işte!' Eee, durum böyleyken, her ebeveyne bir ebeveyn polisi gerek...

İŞTE CEZA KONUSU EBEVEYN DAVRANIŞLARI
- Bebek ve çocuklar, 11.00-17.00 arasındaki saatlerde sahillerde şapkasız, güneş kremsiz, çırılçıplak korumasız bir şekilde oturtuluyor. Sahil kenarlarında yaşamayanları da görüyorum, çocuklar kucaklarında güneşin altında dolanıp duruyorlar. 11.00-17.00 saatleri arasında şapkalı, güneş kremli, şemsiyeli de olsan, çocuğu güneşin altına çıkarmayacaksın! Güneş çarpması hayati risk taşır. Çocuklar güneşte yanmaktan ıstakoz gibiler, tabii anne ve babaları da...
- Hiç bu yaz gördüğüm kadar şişman çocuğu bir arada görmedim! Küçücük bebeklerden gençlere her çocuk obez! Yeterli ve dengeli 3 ana, 3 ara öğün yemezlerse, ellerine abur cubur verilir, öğünler geçiştirilirse olacağı bu! Yazık değil mi bu çocuklara? 2-3 yaşındaki çocukların bile öğlen öğünleri en iyi ihtimalle tost-meyve suyuyla geçiştiriliyor.
- Çocuk dediğin hamburger, cips ve gazlı içecek, hatta meyve suyu yiyip içmemelidir. Ara öğünler yoğurt, meyve gibi destekleyici; ana öğünlerse dengeli ve kaliteli olmalıdır. 'Ay, ne yapayım yiyor' demekle olmuyor, çocuğun eline uygunsuz yiyecek ve içecekleri tutuşturan da yine bizleriz! Anne karnından itibaren çocuklar yeterli ve dengeli beslenmeye ihtiyaç duyarlar. Lütfen, marketlerdeki abur cubur reyonlarını ailece boşaltmaktan vazgeçip sağlıklı ürünlere yönelin. Ülkemiz sağlıklı ürünler konusunda bir cennet.
- Gece saat 11.00 büfenin önünde bir anne baba, kucaklarındaki çocuk 3 yaşında var yok, uykusuzluktan gözleri kan çanağı gibi; anne, babaya sesleniyor; 'Şeker al çocuğa, ağlamaz o zaman, şeker istiyor.' Oysa o saatte çocuğun eline bir torba şeker tutuşturacağına, bir bardak süt verse ne güzel olur. 
- Günlük yemek öğünlerinin dengelenmemesinin en önemli nedenlerinden biri de çocukların aylarına-yaşlarına uygun saatlerde uykuya yatmamaları, yatırılmamaları. Mazeretimiz yine hazır: 'Ay, ne yapayım uyumuyor.' Çocuk yatak yüzü görmüyor ki uyusun! Türk çocukları gececi, gece yarısında bebekler bile ayakta! Bir anne-baba gördüm, çocuk 2-3 yaşında, uyumasın diye çocuğu çimdikliyorlar! Çocuk, bebek arabasında ağlamaktan perişan olmuş, çift sahil gezintisi yapmanın derdinde, anne çocuğa; 'Uyuma, sabah erken uyanıyorsun, benim de uykumu bozuyorsun'  diyor.
- Bebekle, çocukla asla girilmeyecek mekanlara bebek arabalarıyla girip oturmuş insanlar görüyorum her yerde... Genellikle barların açık mekanları! Açık hava ama bangır bangır müzik, sigara dumanı, alkol, cinsel enerjinin kol gezdiği ambiyanslar... Ve bizimkiler pusetlerinde bebekleriyle eğleniyorlar!
- Tamam, havalar sıcak, siz uyumakta güçlük çekiyor olabilirsiniz ama çocukların uykularına asgari özen göstermek gerek! Üstelik büyüme hormonu uykuda salgılanıyor! Uyumayan çocuk büyüyemiyor! Obez olması ise iyi büyüdüğünün değil, sağlıksız büyüdüğünün işareti.
- Çocuğun varsa yanına bir meyve, bir yoğurt, bir salatalık almak bu kadar mı zor? Gerçi yanında bebek bezi, içme suyu taşımayan anneler de biliyorum...
- Yemek konusu açılmışken, çöpler yemek yeme alışkanlıklarımız hakkında ziyadesiyle bilgi veriyor. Her çocuğun elinde bir cips, bir bisküvi, bir meşrubat... Ve hop çöpler denize... Her yiyip içtiğimizin çöpünü yediğimiz, içtiğimiz yerlerde bırakıyoruz. Çocuklarımız da böyle görüyor, böyle öğreniyor. Üstelik çocuğun yanında püfür püfür, ev-sokak demeden sigara tüttürmek de bizde çok doğal! Sigara izmaritleri de yerde ya da sahildeyse kumların içine söndürülüyor. Çocuğun yüzüne yüzene sigaranın dumanını üflüyorsun, bir de çocuğunun oynadığı kuma izmaritini tıkıştırıyorsun, yer-gök izmarit!
- Bir de yolculuk konusu var... Sizin uçuş korkunuz yoksa çocuk uçağa binmekten korkmaz. Sadece basınç değiştiğinde rahatsız olabiliyorlar hepsi bu! Çocuk ağlamasın diye, 9-10 aylık bebeklerin ağzına ne bulursa tıkıştıran mı istersin, çocuğa yol boyunca hoppala yaptıran mı? Çocuklar perişan oluyor, kimsenin haberi yok...
- Türkiye'de çocuk oto koltuğu kullanan aile sayısı bir elin parmakları kadar... Geçen gün bir motosikletli çift gördüm, ne şekerler diyecektim ki, aralarına bir bebek sıkıştırdıklarını fark ettim!
- Yaz kazaları sadece yollarda olmuyor elbet... 'Çocuğa kolluk taktım, denizde bir şey olmaz' diyorsanız yanılıyorsunuz, kolluklu bir çocuğun bile bir karış suda boğulması üç dakikasını alır.
- Bizde yine sıradan bir alışkanlık küçük çocukları büyük çocuklarımıza emanet etmek... Adı üstünde çocuk! Çocuk çocuğa emanet edilir mi? Biz ediyoruz; daha çocukken anne-baba olmayı öğreniyorlar...

ANNE-BABALARA ÖNERİLER
Uzman Dr. Banu Balçermik- Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

- Tatilinizi planlarken yer ve zaman seçiminde; gidilecek yerin iklim koşullarını, çocuğunuzun yaşını, sağlık durumunu ve ilgi alanlarını göz önünde bulundurun.
- Seyahate çıkarken yolculuğun da tatiliniz kadar güzel geçmesi için uygun aracı kullanmak önemlidir. Küçük çocuğu olanlar uzun yolda uçak tercih etmeli. Uçakta rahat giriş-çıkış açısından koridor tarafında oturmak önemlidir. Uçuş ve yolculuk sonrası 24 saatte ihtiyaç duyacağınız her şey kabin bagajınızda olmalıdır. Otomobil yolculuğun da ise dikkat edilmesi gereken en önemli unsur, arabadaki herkesin emniyet kemeri kullanması, bebeklerinse araç koltuklarında seyahat etmesidir.
- Yolculuk sırasında anne-babaların en çok dikkat etmeleri gereken konulardan biri de yiyecek güvenliğidir. Yolculuk sırasında bozulma riski olmayan, buzdolabında saklanması gerekmeyen, taşınması kolay, kuru ve çabuk bozulmayan gıdalara ağırlık verilmelidir.
- Tatilde beslenmede en çok dikkat edilecek konulardan biri çocukların fast food yiyeceklere yönelmelerinin önlenmesidir. Evde sürdürülen beslenme alışkanlıkları çerçevesinde benzer öğün saatleri ve beslenme öğeleri devam ettirilmelidir. Dondurma gibi gıdalar, güvenilir kaynaklardan temin edilmediği takdirde birçok hastalığa sebep olabilir. Aynı şekilde içme suyu temizliği de çok önemli bir konudur.
- Çocukların kıyafetleri pamuk veya keten gibi doğal maddelerden üretilmiş ince kumaştan olmalıdır. İkinci önemli noktaysa elbiselerin bol ve rahat dikilmiş olmasıdır. Özellikle gündüz giyilecek kıyafetlerin güneşten korunmak amaçlı uzun ve kolları kapalı olması tercih edilebilir. Şapka mutlaka kullanılmalıdır.
- Böcek sokmaları açık mekanlarda daha fazla zaman geçirildiğinden sık görülür. Arı sokmasında iğne ciltte kalmışsa, iğneyi bir cımbız yardımıyla çıkardıktan sonra sabunla yıkanmalı, amonyak veya antiseptik bir maddeyle temizlenmelidir. Tüm böcek sokmalarında acıyı azaltmak ve şişliği hafifletmek için ısırılan bölge üzerine buz konulabilir. Reaksiyon şiddetliyse bir doktora başvurmak gerekebilir.
- Deniz, ırmak veya havuz kenarlarında yaşanabilecek önemli kazaların başında boğulma gelir. Bebeklerin birkaç santimetre derinliğindeki suda bile boğulabileceği unutulmamalıdır.
- Düşme veya çarpmayla yaralanma, yaz aylarında sık görülür. Bu durumda yaralının el veya ayağını kullanması önlenmeli, eğer şişlik veya morarma varsa bölgeye 'soğuk' tatbik edilmelidir. Ciltte yaralanma oluşmuşsa uygun şekilde önce temiz su, sonra mikrop öldürücü sıvıyla yara temizlenmelidir.

<p><span>MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. HDP E

PKK'nın bir kolu gibi çalışan HDP kapatılacak mı?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yıldırım çarpmasının vücutta bıraktığı ilginç izler

Ankara'da80 yaş ve üzerindeki vatandaşlara aşı uygulanmaya başlandı