• $8,5601
  • €10,0746
  • 495.495
  • 1351.59
5 Ekim 2013 Cumartesi

Çocuğunuzu övün, ama dengesini bozmadan!

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

“Aman ha kızmayın özgüvensiz olur!”, “Övmeyin başarısız olur!”, “Överseniz şımarık olur!” Anne babalar çocuklarına nasıl davranacaklarını şaşırmış durumda… Peki, çocuğu övmek ya da övmemek onun duygusal gelişimine zarar verir mi? Övgünün ölçüsü nedir? İşte size bu konuda ipuçları...

Günümüzde anne ve babalar ‘ödül de yok, ceza da yok’ prensibini uygulamaya başladılar. Anneoluncaanladim.com’un yazarı olan Psikolog-Eğitimci Birsen Özkan, Thomas Gordon’ın ‘Etkili Anne Baba’ eğitimlerini ülkemizde ilk uygulayanlardan biri olarak, ödülsüz-cezasız çocuk yetiştirmenin mümkün ve sağlıklı bir tutum olduğu konusunda bizleri ikna etti. Fakat geçtiğimiz hafta günlük gazetelerden birinde, çocukları övmenin zararlarının anlatıldığı bir makale okudum. Bu kadarını da fazla buldum açıkçası! Tamam; ödül yok, ceza yok, çocuğu birey olarak kabul edip demokratik bir iletişimi ön plana çıkarmak ve çocuğun biricikliğinden kaynaklanan ihtiyaçlara cevap vermek üzere hareket etmek var! Bu çok anlaşılır da; çocuğu asla takdir etmemek, dolayısıyla motive etmemek de neyin nesi! Kendi düşüncelerime geçmeden önce, Birsen Özkan’ın övgü konusundaki görüşünü özetle aktarmak istiyorum:  

KENDİNİ NASIL ALGILIYOR?

“Sen çok güzel bir kızsın. Yaptığın resim muhteşem, sen geleceğin sanatçısısın.” Bu gibi cümleler çocuğa kendinden beklenilenin çok fazla olduğunu düşündürür. İstenilen davranışı yaptırabilmek için, kullanılan bir manevra gibi algılanabilir. Çocuğun kendini algılayışıyla övgü birbirine uygun değilse kaygı ve kızgınlık yaratabilir.”         
Benim buradan anladığım, övgünün olmaması değil, dengeli olması!
Geçenlerde bir anne 5 yaşındaki kızı için benden danışmanlık almak üzere geldi. Konu, bu kız çocuğu bebekliğinden beri “Çok güzel bir kız” olduğuna dair yoğun övgüler alıyordu ve şimdi ise kendisi dışında kimsenin övgü almasına, beğenilmesine tahammülü kalmamıştı. Kıskançlık duygusu bu yavruyu esir almış, günlük hayatını sekteye uğratır olmuştu. Ve anne de ne yapacağını bilemez durumdaydı. 
Çocuklar 2 yaş civarında kendilerini bedensel ve cinsel olarak da ifade etmeye ve bu konularda sorgulamaya başlıyorlar. “Ben kızım değil mi anne?” “Ben güzel bir kızım değil mi anne?” soruları benim o yaşlarda kızımdan sıkça duyduğum sorulardı. “Evet sen bir kızsın. Güzel bir kızsın. Fakat güzellik dışında özelliklerin de var…” 
Güzel, akıllı, yetenekli olmakta ve çocuğu aynalamakta bir sakınca yok! Sakınca şu ki, çocuğun sadece varoluşuyla değerli olduğunu, bu dünyada biricik ve benzersiz olduğunu ve her birimizin de sadece varoluşumuzla değerli, biricik olduğunu ona hissettirmeksizin yapılan övgüler havada kalıyor ve çocuğun gelişimine destek değil, köstek oluyor. 
Hiç unutmam, 5-6 yaşlarındayken kızım yaptığı resimleri bana gösterir ve fikrimi almak isterdi. Ben de anneliğin verdiği duygusallıkla hepsini çok beğenir ve “Çok güzel olmuş” derdim. Bir gün bana, “Anne, sen de her yaptığım resmi beğeniyorsun ama…” deyiverdi! Ve anladım ki, çocuğum benden onay değil, gerçek bir değerlendirme istiyordu; ona destek olmama, yeteneklerini geliştirmesi için ona yol göstermeme ihtiyacı vardı. 

KOŞULSUZ SEVGİ…

Her çocuk, değerli olduğu bilgisini anne babanın koşulsuz sevgisiyle öğreniyor. Ve, övgü konusunda da anahtar bu! Örneğin; çocuğumuz başarılı olduğunda onu övmek yerine; sorumluluklarının bilincinde, elinden gelenin en iyisini yapan bir birey olduğu için onu takdir etmek; dolayısıyla da onu başarıya ve mükemmeliyetçiliğe sevk etmek yerine sorumluluk alan, artılarının-eksilerinin farkında, etkin bir birey olmaya yöneltmek yerinde olur. Sonuçta, çocuk başarılı ya da başarısız olabilir; fakat o elinden gelenin en iyisini yapan, sorumluluklarını bilen kendine ve diğerlerine sevgisi ve saygısı olan, farkındalıklı bir bireydir.

‘AFERİN’ GERÇEĞİ YANSITIYOR MU?

Yoksa, “Aferin çocuğum her dersten 100 alıyorsun” demek, yerinde ve sağlıklı bir övgü değil. Bu sefer, çocuklar başarı saplantılı ve başarısız olduğunda kendisini değersiz bulan, özgüvensiz bireylere dönüşüveriyorlar. Oysa çocuğun sadece o olduğu için sevildiğini bilmesi çok başka; bunu bilen ve hisseden çocuğun ise yerinde ve ölçülü övgüde şımarma ihtimali de sıfır… Tam tersi kendine emek vermek, yeteneklerini geliştirmek konusunda daha azimli, hayata pozitif bakan, sağlıklı bir birey olmak yolunda; ne istediğini ve ne istemediğini bilerek her geçen gün ilerlemesi demek…

 

 

<p>'Bir takım kuruluşlar Türkiye'deki medya kuruluşlarını  fonluyorsa bunun bir bedeli var. Bu kurul

Emin Pazarcı: Dijital vatan tehdit altında

2020 Tokyo Olimpiyatları görkemli törenle açıldı

Bayraktar TB3, TCG Anadolu'da birlikte görev yapacak

Metabolizmayı hızlandıran besinler nelerdir?