• $7,5124
  • €9,0748
  • 442.974
  • 1523.51
24 Aralık 2011 Cumartesi

Ağzınızdan çıkanı alıyor!

Hülya Yıldırım
Hülya Yıldırım
YAZARIN SAYFASI

Çocuklarımız, doğru mesajlar, sağlıklı etkileşimlerle büyümeli. Ben çocuğumu büyütürken en çok yardımı eşimden ve profesyonel okul öncesi kurumlardan almayı tercih ettim. Ama tabii ki, buna rağmen okul öncesi dönemde çocuklar zamanın büyük bölümünü anneleriyle geçiriyorlar. Ve biz anneler de çocuğumuzu bütün gün yanımızda çanta gibi taşıyoruz, nereye gitsek çocuğumuzu da götürüyoruz. Üstelik bununla övünüyoruz da; 'Tuvalete gitsem çocuk yanımda' diyoruz.
Oysa bu masum bebekler her şeyden etkileniyor. 'Bebek o daha, çocuk o daha anlamaz' dediğimiz şeyler var ya... İşte o bebekler, o çocuklar her şeyi anlıyor... Sizin sinirli olduğunuzu, kocanızla kavga ettiğinizi, trafikteki itiş kakışı, şiddeti ya da huzuru, yan masada oturan ailenin gergin tavırlarını; her şeyi anlıyor ve sünger misali emiyorlar. Ve işte, girdikleri ortam bebek ve çocuklarımızın ruh ve beden sağlığını, hatta abartmıyorum bağışıklık sistemini doğrudan etkiliyor.
'Peki, ne yapacağız, bebek ve çocuklarımızla kapı dışarı çıkmayacak mıyız?' diyeceksiniz. Tabii ki çıkın, hatta çok çıkın dışarı; fakat mutlaka yavrunuzun ayına-yaşına uygunluk açısından atacağınız adımı önceden değerlendirin ve organize edin. Biliyorum, hiç kolay değil, biliyorum çok fazla enerji harcamayı ve her an tetikte olmayı gerektiriyor, fakat ne yapalım ki bu da ebeveynliğin önemli bir parçası.
Örneğin; markete mi gideceksiniz, büyük alışverişi bebeğinizle birlikte yapmayın, acil ihtiyaçlarınızı alın ve çıkın, alışveriş merkezlerine çocuk götürmeyin, parkları, bahçeleri tercih edin. Ailece bir restorana gittiğinizde yapbozlarını, resim yapabileceği malzemeleri, sevdiği oyuncakları yanınızda taşıyın. Özellikle ilk 6 yıl sizin gibi bebekli annelerle birlikte olun, oyun grupları yaratın...
Duman altı, gürültülü mekanlarda, hatta cinsel içerikli ortamlarda küçücük bebekler ve çocuklar görüyorum; uykusuz sersem bir halde ortalıkta dolanıp duruyorlar. Olmaz! Bir de çocuk oyun alanlı restoranlar var ya, o çocuk oyun alanları genellikle dostlar alışverişte görsün diye yapılıyor ve çoğu da çocuklara uygun değil bilmenizi isterim.
Sonra arkadaşınız geldi çat kapı, kocasıyla kavga etmiş bütün hikayeyi bebeğinizin yanında anlatıyor. Olmaz! Küçük çocuğunuzu uzun saatler boyunca kuaförde tutuyorsunuz. Olmaz!
Bir de boşanmış anne-babaların özellikle ayrılmanın ilk yaşandığı süreçlerde çocuğu çanta yapması var ki, bu da ayrı bir yazı konusu aslında... Çocuk hafta içi sende, hafta sonu bende kalsın. Olmaz! Anne ve babayla ve tüm aile hep birlikte geçirilecek zamanlar, çocuğun ihtiyaçlarına göre karşılanmalı! Çocuk hafta sonu özel bir nedenle annesine ihtiyaç duyuyor mesela ama 'hafta sonu illa babada kalacak' diye bir kural olmamalı.
Bu yazıyı da ebeveynleri değil, çocukları merkez alarak yazdığımı bilmenizi isterim. Çocuklarımız 20-25 yaşına geldiğinde, 'Günahıyla sevabıyla, anne-baba olarak bu varlığı ben büyüttüm, elimden gelenin de en iyisini yaptım' diyebilmeliyiz. Hangi anne-baba bunu söylemek istemez ki zaten. Tek sorun şu ki, çocukların bizim küçük bir versiyonumuz olmadığını bilmiyoruz.
Öyleyse, 'hayat bu, her şey var, o da küçücükten alışsın işte' rahatlığına lütfen girmeyelim. Evet, hayat bu ama dengeleri kurmak, çocuğunuz için belli çıtada bir düzen oluşturmak da sizin elinizde ve sorumluluğunuzda... Bu süreçte belki, kendinizle ve eşinizle olan ilişkinize, arkadaşlarınıza yeterli zaman ve enerji bile kalmayabilir. Ama yeni bir tohum, fidan oluyor, siz onun meyve veren bir ağaç olmasının en büyük desteğisiniz... Bir mucizeye imza atıyorsunuz; tüm fedakarlıklara değmez mi?
Sevgili ebeveynler, iş güç, yaşam gailesi malum, fakat ebeveyn olmayı biz seçtik! Hakkını çöp bırakmaksızın vermek, çocuklarımızın yaşam temellerini sapasağlam atmak durumundayız!

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı