• $9,5041
  • €11,0378
  • 550.412
  • 1508.98
28 Ağustos 2018 Salı

Sofistike sadelik

‘Japonlar kusurlu ya da kırık bir fincana büyük değer verir. Kusurlu eksik ve kısa ömürlü şeyler gerçekten güzel olabilir, çünkü gerçek dünyaya benzeyen sadece onlardır.’

Bu gözlem sadece mükemmeliyetçiliğe dair bir itirazı barındırmaz, aynı zamanda hayata karşı bir duruşu ifade eder.

Nitekim, aynı şekilde Japon mimarisinin, heybeti geri plana atan ahşap yapılar olduğunu görürüz. Çünkü bir mekanın yeni nesiller tarafından yeniden yeniden inşa edilmesi gerekir klasik Japon öğretisinde. Mesela Ise tapınağı her yirmi yılda yeniden inşa edilir. Önemli olan binayı kuşaklar boyu ayakta tutmak değil, insan eliyle yapılan yapılardan daha iyi direnebilecek gelenek ve görenekleri korumaktır aslolan. Gelenekler her şeyin üstündedir.

Gündelik hayattan bir örnek bunu teyit eder; Shinjuku metro istasyonunun yakınlarında, hâlâ asansör operatörüyle çalıştırılan bir süpermarket var. Aslında asansörler otomatik çalışabilir. Ama 2004’ten beri aynı işi yapan tek bir operatör vardır. Üstelik işini keyifle yapar. Görünüşte, işi -çok da gerekmediği halde- binenlere kapıyı tutmak, düğmeye basmak ve kabinden çıkarken eğilerek selamlamaktır. Ama aslında mesele bundan ötedir. Bütün mesele insanın yaptığı işin akışına kendisini teslim etmesi ve buradan hem iş kalitesi, hem de parçalanmamış bir hayat düzeni sağlamasıdır.

Modern insanın en büyük sorunlarından birisi, çoklu meşguliyetler. Aynı anda birçok iş ile ilgilenmek. Hepimizin ortak sorunu değil mi; TV izlerken bir yandan kitap karıştırmak, bir yandan sosyal medyayı takip etmek ve aynı zamanda gelen çağrılara cevap vermek.

Uluslararası çok satanlar listesinde yer alan Ikigai kitabı (İndigokitap yay.), işte çağın bu temel sorununa karşın Japonların uzun ve mutlu yaşam sırrı olarak insanın kendisine odaklanabileceği bir yaşam akışı oluşturmasının getirilerinden söz ediyor. Yukarıdaki örnekleri alıntıladığımız kitapta, Japoncada İngilizcede olduğu gibi ‘işi temelli bırakmak’ anlamına gelen bir emeklilik sözcüğü olmadığı ifade ediliyor.

Japonya özellikle II. Dünya Savaşı sonrası hızlı bir modernleşme serüvenine teslim olsa da, hâlâ geleneklerin kısmen korunduğu bir ülke.

Adanın kuzeyindeki Okinawa bölgesinde, insanlar en uzun ve sağlıklı yaşama sahip. Bu yaşam tarzının temel prensipleri ise, sebze ağırlıklı beslenmek, soyadan yapılan tofuyu bolca tüketmek, ikigai felsefesine bağlı olmak ve birbirine bağlı arkadaş grupları arasında sosyalleşmek.

Sofistike sadelik, geleneksel Japon yaşamının anahtar kavramı… Tüm kültürler, kendi inançlarından, geleneklerinden beslenerek değişen zamanların yeni yaşam tarzlarına refleksler geliştirip yön veriyorlar. Tıpkı bizim kültür ve medeniyetimizde olduğu gibi. Fakat bir gerçek var ki, modern yaşamın baş döndürücü hızına ve ürettiği karmaşaya karşı bir yaşam modeli, felsefesi inşa etmek hepimiz için artık kaçınılmaz.

<p>Yere yatırıp yumrukladılar. Polis  şiddetinin görüntüleri çevredekiler tarafından kaydedildi. Sos

Polis şiddeti tepki çekti

Hayvancılıktan sağladıkları gelirle 35 ülke gezdiler

Japonya'da Prenses Mako ile Komuro Kei evlendi

Yer siyah gök beyaz! İşte Beşiktaş'ın Galatasaray galibiyetinden en özel kareler