• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
1 Kasım 2016 Salı

İzlemeden, ‘Hz. Muhammed’ filmi vesilesiyle…

İranlı yönetmen Mecid Mecidi’nin, Hz. Muhammed (sav) filmini henüz izlemedim. Film hakkındaki asıl yazımı bir sonraki yazıda inşallah izlemiş olarak yazacağım. Şu aşamada film vesilesiyle üzerinde durmak istediğim birkaç husus var;

Her konuda olduğu gibi, Mecidi’nin filmini de yine taraftarlık ve karşıtlık üzerinden tartışıyoruz. Karşıtların ateşli söylemleri, doğal olarak hararetli taraftarların doğmasına da sebep oluyor. Bu, makul kritik imkânını ortadan kaldırıyor. Oysa sinema dili, sanatsal boyutu, tarihsel yaklaşımı ve diğer tüm unsurlarıyla, iyi ve doğru bulduğumuz yönleri iç içe geçmiş bir insani çabadan söz ediyoruz. İyi bulduğumuz yönleri olabileceği gibi, doğru bulmadığımız ya da beğenmediğimiz yanları da olabilir. Ne toptan övgü, ne toptan yergi… Makul bir mesafeyle yaklaşmak durumundayız.

Hz. Peygamber ile ilgili film yapmak hiç de kolay bir iş değil. Kaldı ki, bir de ‘kırmızı çizgiler’i koruma hassasiyeti olunca iş büsbütün zorlaşıyor. Hz. İsa ile ilgili yaklaşık 250, Hz. Musa ile 120, diğer peygamberlerle ilgili 80 civarında yapımdan söz edilirken, Peygamber Efendimizi anlatan sadece tek bir film var; Çağrı… Oysa çağın etkili aracı sinema, Tarkovski’nin göstererek değil, hissettirerek yakaladığı sinema dili ile neden etkin biçimde kullanılmasın.

Tarih boyunca, sevgisi her kalpte farklı şekilde mayalanmış Peygamberi, bir surete hapsetmeme yaklaşımı, haklı olarak bazı çekinceler ortaya koyuyor. Fakat Hz. Peygamber’le ilgili bir filmin illa ki tarihsel olma şartı yok. O(sav)’nun hayatını güncel bir hikâye üzerinden ele alma konusunda da yeterince çabamızın olmadığını kabul edelim. Çünkü Müslümanlar olarak sinemaya yatırım yapmak ve bu alanda yetkinlikle çalışabilecek senaristler yetiştirmek gibi bir derdimiz olmadı şimdiye kadar.

Öte yandan evrensel bir mesajı insanlığa taşıyan bir Peygamberi, tüm dünyaya anlatabilmek, evrensel bir dil kurmayı da gerektirir. İranlısı, Afrikalısı, Malezyalısı, Afgan’ı, Türk’ü, Kürt’ü, Boşnak’ı ve farklı kültürlerden herkesi kuşatacak bir dil… Mecidi’nin filmi için İran/Şii etkisinden çok söz ediliyor. Bu, yetiştiği kültürü göz önüne aldığımızda bir dereceye kadar anlaşılabilir fakat önemli olan buradan nasıl bir evrensel dil yakalamış olduğu… Bakalım bu etki, evrensel bir dilin neresinde, bunu izleyince göreceğiz…

Mecidi’nin filmi vesilesiyle, değerlendirilmesi gereken önemli bir konu da, toplumda Hz. Peygamber’in hayatına dair doğan ilgi ve merakın doğru şekilde beslenmesi. Bu ilgiyi karşılayacak doğru kaynakların tedavüle girmesi... Belki de, daha önce hiç okumamış nice insan, bu vesileyle Hz. Peygamber’in hayatını okumak isteyecek. Bu bağlamda farklı üsluplara sahip ama tarihsel güvenilirliği konusunda çoğu uzmanın ittifak ettiği iki önemli eseri ben de buraya not etmek isterim; Birincisi, Muhammed Hamidullah’ın İslam Peygamberi. Diğeri, Martin Lings’in Hz. Muhammed(sav)’in Hayatı… Biraz duygu bazlı bir okuma yapmak isteyenler için ise, Necip Fazıl’ın Çöle İnen Nur’u…

Umalım ki, bu okumalar ve seyirler, ateş topuna dönen dünyaya insanlığı yeniden hatırlatsın.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!