• $8,2499
  • €10,0438
  • 485.437
  • 1441.33
21 Kasım 2015 Cumartesi

Hepimiz mülteci olmadık mı?

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Suriye trajedisi kadar büyük bir trajedi, mültecilerden kurulu düzenlerin mültecilere böylesine insafsızca yaklaşması. Hangimizin geçmişinde bir iltica, bir sürgün, bir göç hikayesi yok ki?

Küreselleşen dünyanın milli kimliği değil mi, göçmen, mülteci ya da sürgün olmak?

Bütün farklılıklarımızın tek ortak noktası değil mi mültecilik? New York’un yerlisi var mı mesela? İstanbul’un, Paris’in?... Ya da hangi Cezayirlinin, hangi Vietnamlının, hangi Filistinlinin hikayesi bin yıllık yerleşiklik?

Mülteciler çağında yaşıyoruz. Totaliter yöneticilerin hırslarıyla kurulan düzenlerde, emperyalizmin kıskacında, kapı komşumuzun göç hikâyesini dinleyerek büyüyor, yaşlanıyoruz.
Sömürgecilik dünyanın üçte birini yerinden etti.

Üstelik Batı şehirleri, yerlerinden edilenlerin teriyle inşa edilmedi mi? ‘Parmak izimi taşımayan tek bir parçası yok şu dünyanın, topuk kemiğim gökdelenlerin sırtında ve kirim taç mücevherlerin pırıltısında’ diyor sürgün edebiyatçısı Cesaire.

Londra metrosunda yüzünü ekşiterek mülteci haberleri okuyanların ne kadarı Britanya yerlisi? İçinden geçtiği tünelleri kazan siyahi bedenlerin teri değil mi, vagonları raylarda kaydıran?

‘Bir medeniyetin ilk çürümeye başlayan yeri kafası değil, kalbidir.’ (Cesaire)
Göçü, sürgünü, ilticayı sadece siyasetin ya da istatistiğin konusu gördüğümüz sürece, mültecileri anlamak mümkün değil. Çünkü mülteci meselesi bir ahlak meselesidir.

Bugün hepimiz büyük dedelerimizin yaşadığı acıyı, sürgünü hamasi bir tarihî anlatıya dönüştürmüş olabiliriz. Hatta oradan kendimize sofistike kimlikler inşa etmiş de olabiliriz. Ama kendi göç hikâyelerimizi unutup, izzetin sahibi biz, düşkünlüğün sahibi onlar olarak görüyorsak, kendi hikâyemizin de sahte kahramanıyız.

Şunu hiç unutmayalım; herkesin hor gördüğü, korktuğu mülteciler de, dilini konuşamadığı bizlere tahammül gösteriyorlar. Yerlisi değilken hiçbir coğrafyanın, dünyanın efendisi gibi davranmamıza, küstahlıklarımıza tahammül ediyorlar.

Geçmişte çoğumuzun yaşadığı ve belki hepimiz yaşamadan kıyametin kopmayacağı dünyada, yurtsuzluk hissini, eve dönüşe özlemi, sürgünün en büyük şairlerinden olan Filistinli Mahmut Derviş’ten okuyalım. Ve adı ister sürgün, ister iltica, ister göç olsun, tüm yerinden edilmeleri önce insanî bir mesele olarak ele alalım;

‘Ama ben sürgünüm
Gözlerinizle damgalayın beni.
Neredeyseniz oraya götürün
Her neredeyseniz oraya.
Yüzümün rengini geri verin bana
Ve vücudun sıcaklığını, kalbin ve gözün ışığını,
Ekmeğin tuzunu ve ritmi.
Toprağın tadını... Anavatanımı.
Gözlerinizle siper olun bana.
Hüzün malikânesinden bir kalıntı diye
alın beni.
Trajedinden bir dize diye alın;
Bir oyuncak diye alın, evden bir tuğla diye,
Alın ki çocuklarımız geri dönmeyi hatırlasın.’

<p>Irak kuzeyindeki Gara bölgesinde tespit edilen 8 PKK'lı terörist, Hava Kuvvetleri tarafından etki

MSB: 8 PKK'lı terörist etkisiz hale getirildi

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti

Hobi diye başladı! Şimdi tanesini 2 bin liradan satıyor