• $8,2683
  • €10,0611
  • 487.489
  • 1451.57
28 Kasım 2015 Cumartesi

Çevre, şehir ve bir kadın bakan

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Türkiye’yi 2019’a taşıyacak Bakanlar Kurulu içinde dikkat çeken bir husus var; Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın bir kadın olması. Bakanlığın kendi özgül ağırlığından öte anlamları olan bir tercih.

Adana Milletvekili Sayın Demet Sarı, kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir isim değil. Fakat inanıyorum ki, bundan sonra toplumun hararetle beklediği çevre ve şehircilik seferberlikleriyle kendisini daha çok tanıyacağız.

Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın bir kadın olmasında, geçtiğimiz haftalarda sonuç bildirgesi yayımlanan G20 bünyesinde etkili çalışmalar yapan Women-20 ajandasının bir vizyon etkisi görülüyor. Zira bir yıl boyunca Women-20’nin her toplantısında yaygın şekilde altı çizilen bir konu vardı; sürdürülebilir tüketim eğilimlerinin ve yeşil büyümenin oluşturulmasında kadınların öncülüğünün desteklenmesi. Yeşil iklim fonuyla finanse edilen projelere kadınların daha fazla katılımının sağlanması, yeşil büyüme endüstrilerinde kadınlar için iş imkânları yaratılarak, kadınların yeşil fonların karar alma organlarına katılımının artırılması gibi… Nitekim, çevrenin korunmasında, iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelede, yenilenebilir enerji çözümlerinde kadın liderliği tüm dünyada da teşvik ediliyor.


Her ne kadar çevre duyarlılığı, sadece kadına ihale edilecek bir konu değilse de, kadınların bu konuda daha hassas olacağı öngörülüyor. Bu öngörünün gerekçelerini şimdilik bir tarafa bırakıp, çevre-enerji ve kadın üçlemesinin dünyanın geleceği adına ne anlama geldiğine bakalım.


Önümüzdeki 50 yılın en ciddi meselelerinden birisi, enerji kaynaklarının kullanımı ve ekonomik büyümenin doğal dengeyi bozmayacak şekilde nasıl gerçekleştirileceği… Ekonomik büyümeye odaklanan büyük Asya şirketlerinin son yıllarda çevre sorunlarına özel yaklaşımlar geliştirme çabaları, alarm veren çevre sorunlarına yaklaşıma dair önemli bir gösterge.
Çevre konusu, uzun yıllar sol ideolojinin gölgesinde kalmış, sadece kendisi için var olan bir muhalefet ideolojisine dönüşmüş, toplumla buluşmamış bir mesele. Oysa etkili bir çevre hareketi toplumla bütünleştiği oranda başarılı olabilir. Bu anlamda yeni Bakanımızın liderliğinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın çevre meselesini ve duyarlılığını toplumun kılcal damarlarına yayacak bir çevre yaklaşımı geliştirmesi beklenir. İyi çevre, en az güvenlik, özgürlük ve refah gibi kamu politikaları kadar sahici bir hedef haline gelmelidir. Öte yandan, yeni yetişen nesillere tüm dünyayı insanın kendi bedeninin bir parçası olarak görebilme bilinci aşılanmalıdır.


Kuşkusuz Bakanlığın bir diğer faaliyet alanı olan şehircilik ise, başka bir yazının konusu olacak kadar önemli bir konu. Engelliler, çocuklar ve yaşlıların yok sayılmadığı, insan merkezli şehircilik yaklaşımı olmazsa olmaz. Fakat madalyonun diğer yüzü de en az onun kadar önemli; Tarih dostu bir şehircilik yaklaşımı... Türkiye’de son 10 yılda ekonomik büyümenin temel dinamiklerinden birisi olan inşaat sektörü ne yazık ki kimi zaman tarihi dokuya da zarar verdi. Hem bunların telafisi, hem de 90 yıldır yok sayılan tarihi dokunun ihyası adına atılması gereken büyük adımlar var.
Yeni Bakan’dan insanın eşref-i mahlukat olduğunu yeniden hatırlatacak bir çevre seferberliği ve mimariyi insanın yücelme noktalarından birisi haline getirecek bir çevre ve şehircilik yaklaşımı bekliyoruz. Ve yeni görevinde içtenlikle başarılar diliyoruz.

<p>Mescid-i Aksa'yı savaş alanına çeviren İşgalci İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünya

Mescid-i Aksa'da 'Erdoğan' sloganları

NATO tatbikatına katılacak askerler yola çıktı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti