• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
17 Ekim 2017 Salı

Baba bir okuldur

İlk insan/ilk peygamberden bu yana insanoğlu, hayatı eline verilen kılavuzdaki işaret levhalarına göre yaşamakla mükellef. Bu mükellefiyetin farkındalığı ise ekseriyetle evlerde inşa ediliyor. Anne ve babanın öğretmen olduğu evlerde…

Ev, her yönüyle bir okul demek. Bizim evimiz de, bu gerçeğin hep canlı olarak yaşandığı bir okul oldu her zaman. Babamın ve annemin duvarlarını birlikte ördüğü bir okul. Babamın kritik aklı ve rasyonel bakışı, annemin ruhun inceliklerini ve kalbin duyarlılıklarını temsil ettiği bir okul...

Muhakeme eden bir aklın, hayatta insana sağlam ve güçlü bir kale olduğunu babamdan, aklın aldığı kararları kalpte tartmanın, vicdanda sağaltmanın anlamını annemden öğrendik.

Ne var ki, bu okulun başöğretmenini, babamı 4 Ekim tarihinde kaybettik. 5 Ekim’de onu ahirete uğurladık. İnsan babasını hayatta bir kere kaybediyor. Yaş kaç olursa olsun, onsuz bir dünyada yaşamanın ne anlama geldiğini, dostlarımızın acımızı dindirdiği bu günlerde tam olarak kavrayabildiğimizi sanmıyorum. Ama biliyorum ki, böyle ayrılıkların acısı, derin bir sızıya dönüşerek hayat boyu eşlik ediyor insana. Fakat ilahi takdire boyun eğmek, bizi bunca yıl birlikte yaşattığı için Allah’a şükretmek, mensubu olduğumuz okulun temel öğretilerindendi.

Babam gerçekten bir okuldu. Her konuda olduğu gibi, dünya ile ahiret dengesini de ‘itidal’ ilkesi üzerine kuran bir okul. Dinin akide boyutunu, sevgisini her daim ifade ettiği Hz. İbrahim’in örnekliği ile içselleştirmiş, bize de bunu öğretmişti. Eleştirel aklın ışığını her yere düşürürken, Efendimizin adı her geçtiğinde gözleri yaşaran bir kalbe de sahipti. İlim ve irfan ehline büyük hürmet duyar, ilim meclislerini severdi.

Aktif ticaret hayatında, İstanbul ve Anadolu’nun ruhunu hep bütünleştirdiğine şahit olduk. Hayatı boyunca cam eşya kullanmamış bir Anadolu köylüsüne de, cam sanayiinin duayenlerine de ulaşabilecek bir iletişim ustası olarak yaşadı. Türkiye’nin yakın tarihine şahitlik ettiği yaşamında, sohbetlerini ülke gerçeğini ifade eden anekdotlarla zenginleştirirdi.

Ticari hayatı boyunca dürüstlüğü şiar edinmiş, çocukları ve torunları için ilkeli bir yaşamın aynası olmuştu. Bayağılığa prim vermez, meselelere olgusal düzlemden bakar, yeri gelir, çocuklarıyla yazı dili ile iletişim kurmayı tercih eder, mektup yazardı. Gündelik hayatın prensipler üzerine kurulduğu evimizde, bazen aşırı ciddiyetle kuşatıldığımızı hissetsek de, bu mevzi bizim için hep saygındı. Beş takım elbiseyi geçmeyen gardrobu ve gündelik hayatında mütevazi tercihleriyle yaşayan birinin, başkaları için gösterdiği cömertlik, bu saygınlığı fazlasıyla hak ediyordu.

Babam Hacı Bekir Şahin, ona layık olmaya çalışarak yaşayacağımız manevi bir miras bırakarak aramızdan ayrıldı. Dileriz ki, bizlerin ve dostlarının şahitliği, Rabbimizin rahmetini ziyadeleştirir. Bu vesileyle, vefat ve cenaze sürecinde acımıza ortak olan tüm dostlarımıza teşekkürü şahsım ve ailem adına bir borç bilirim. Böyle zamanlarda acılar, akraba ve dostların varlığıyla hafifliyor.

<p>Haber: Ayşe Gültekin </p><p>'İSTANBUL BİR OKULSA BEYOĞLU BUNUN MERKEZİ' </p><p>Beyo

Kültür ve sanatın kalbi Beyoğlu

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor