• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
30 Eylül 2012 Pazar

Kongreden Çankaya'ya bir yolculuk

Siyasi hayatımızın mutlak hakimi olmasına rağmen ne en çok oyu alan lider oydu ne de en fazla milletvekiline sahip olan partinin genel başkanıydı. Şimdi Tayyip Bey önemli bir virajda

AKP'nin 4.Olağan Kongresi bugün yapılıyor. Yönetime girecek yeni isimler, Tayyip Bey'in yeni çalışma arkadaşları MYKY'a kimin girip girmediği merakla bekleniyor. Ama ben size bambaşka bir açıdan kongreyi anlatayım. Ne dersiniz?
Adalet ve Kalkınma Partisi için her şeyi diyebiliriz. Ama bir konu da hakkını teslim etmeliyiz. Parti tam bir PR harikasıdır. Kuruluşundan seçim kampanyalarına, sloganlarına kadar hemen her adımları planlı ve kusursuz işliyor. Bu kongrenin temasına bakar mısınız? 2023'ün kadroları oluşturuluyor.
Subliminal olarak hepimizin bilinç altına '2023'e kadar AKP iktidarda' mesajını kazıyıveriyorlar. TV'leri izleyin, gazeteleri okuyun. Hepsi Tayyip Bey'in 2023'e kadar çalışma arkadaşlarını seçtiğini yazıyorlar. Sanki 10 yıl daha iktidardalar veya önümüzdeki üç seçimi de kazandılar. Ya da bu seçilen MYKY 10 yıllığına seçiliyor.

2023 VE AKP İKTİDARDA
Ama yaratılan algı 2023 ve AKP halen iktidarda.
Bu algının hemen kabullenilmesinde mesajın gücü kadar Tayyip Bey'in gücünün de rolü var. Bakınız, Atatürk'ü saymazsak siyasi hayatımızın en güçlü lideri Tayyip Erdoğan'dır. Yarattığı etki, devletin diğer kurumları üzerinde kurduğu hakimiyet, hesap vermezlik ve giderek yükselen oy trendiyle en güçlü siyasi liderdir.
Siyasi hayatımızın mutlak hakimi olmasına rağmen ne en çok oyu alan lider oydu ne de en fazla milletvekiline sahip olan partinin genel başkanıydı.
Demokrasi tarihimizde en çok oy alan ilk lider Adnan Menderes'tir. 1954 seçimlerinde aldığı oy rüya gibidir: %58.40. Peki ondan sonra en fazla oy alan kim olmuştur dersiniz? Süleyman Bey'in Adalet Partisi 1965 seçimlerinde ezip geçmişti: % 52
Tayyip Bey'in geçen sene aldığı % 49.8 oy oranı ancak üçüncü sırada yer alabilir.
Peki milletvekillikleri?
Orada da ilk sıra Menderes'indir.
1954 seçiminde 540 milletvekilinden 502'si Demokratlar'ındı. Mecliste          % 91'lik bir hakimiyet kurmuşlardı.
(CHP % 35 gibi bugün hayal sayılabilecek bir oy oranıyla 54 seçimlerinden çıkmasına rağmen sadece ve sadece 31 milletvekili çıkarabilmişti. )
Yani Tayyip Bey milletvekili sayısında da lider değil. Hatta ilk seçim zaferinden bu yana oy oranı artmasına rağmen milletvekili sayısı giderek düşüyor.
2002 seçimleri: 365
2007 seçimleri: 341
2011 seçimleri: 327
Ama tüm bunlara rağmen Tayyip Bey'in siyasi gücü giderek arttı. Artık kimse parti içi demokrasiyi, delege ve yöneticilerin demokratik mücadelesini, kongreyi konuşmuyor. Tayyip Bey'in ağzından çıkacak sözü bekliyor. Görev süresi dolan MKYK üyelerini son kez toplayan Tayyip Bey onlara teşekkür etti. Ne bir itiraz ne bir adaylık ne bir karşı çıkış... Herkes verilen kararın mutlak olduğunun bilinciyle hatıra fotoğrafı çektirip ayrıldı.
Ama şimdi Tayyip Bey önemli bir virajda. Belki de hayatında hiç olmadığı kadar. Tek tek yazalım:
1- Çankaya yokuşu diktir!
Tayyip Bey'in yıllardır en büyük isteği Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak. Bu isteğine de artık çok yakın. Ama nasıl olacak. Yani Başbakanlığı kime bırakacak? Herkes Numan Kurtulmuş'un bu plan dahilinde partiye dahil edildiğini konuşuyor. İyi, tamam da Abdullah Bey ne olacak? Bir dahaki dönem sade bir Kayseri milletvekili mi? Bunu kabul edebileceğini düşünebilir miyiz?
2- Fethullah Gülen Hoca göz ardı edilebilir mi?
Kim ne derse desin Gülen hareketi siyasi hayatımızda en belirleyici aktördür. Ve Tayyip Bey'le yaşanan MİT krizinde doruğa çıkan bir gerilimin tarafıdır. Hoca Tayyip Bey'in koşulsuz şartsız köşke çıkmasını ve mutlak güç sahibi olmasını asla istemez. Pekii Tayyip Bey Hoca Efendi'yi göz ardı ederek Köşk'e çıkabilir mi? Şimdilik bunu deniyor...
3- Kürt meselesini erteleyerek köşke çıkmak istiyor.
PKK tam 7 başbakana mal oldu. 7 başbakan PKK meselesi ve onun yarattığı sorunlar kümesinde boğuldu ve siyasi arenadan çekildi. Artık kimse dillendirmese de iş 'doğuya yatırım yapalım' saflığının çok ötesine geçmiş durumdadır. Anayasaya iki milletli eşit bir devlet ibaresi konmadan yeni bir şey söylemiş olmuyorsunuz. (Ayrıca toprak talepleri de peşi sıra gelecek, hazırlıklı olun) Hangi başbakan, hangi siyasi bu taleplere izin verebilir. Ya da izin verirse ayakta kalabilir? Tayyip Bey bunu çok iyi gördüğü için Kürt sorununu erteleyerek Köşk'e çıkmak istiyor.
Yaklaşan ekonomik krizin ayak seslerini hiç yazmıyorum.
4- Anket savaşları ve manşetler
Tayyip Bey'e bağlı koro yüksek sesle onu Çankaya'ya uğurlamaya hazırlanıyor. Birbiri ardına çıkan anketlerde liderliği ve halk nezdindeki kredisi artıyormuş. Oysa ülkede yaşananlara bir bakar mısınız? Günlük gelen şehit sayısı 10'lu sayılara çıktı. Başka bir iktidar olsa % 5'lere düşmüştü. Tayyip Bey'in ise oyları her daim artıyor. Ama Abdullah Gül cephesi de boş durmuyor. Önce bir anket yayınladılar. Halk Tayyip Bey'i seviyor ama Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı olarak görmek istiyor diye. Son günlerde de Taraf gazetesi bu iddiayı köpürterek Tayyip Bey'in üzerine gidiyor.
Ama görünen o ki Tayyip Bey'in işi bir hayli güç. Ve bugünkü kongreden sonra şekillenecek yeni cumhurbaşkanlığı senaryolarında önüne beklenmedik engeller çıkabilir...

CUMHURBAŞKANIMIZ NEREDE?
Atlattığı önemli sağlık operasyonunun da Cumhurbaşkanlığını istemesinde önemli bir faktör olduğunu biliyorum. Çankaya'da biraz daha az yorucu bir tempoyla çalışabilir. Ama köşkten indikten sonra başbakanlık koltuğu hayali kuran Cumhurbaşkanımızın basit bir operasyon olarak sunulan orta kulak iltihabı çalışmalarına engel olursa?
O zaman denklem biraz daha karışmaz mı? Ne dersiniz?
Sahi, Cumhurbaşkanımız 20 gündür nerede?

twitter.com/gurkanhacir

<p>Çevre dediğimiz hadisenin sadece devletlere bırakılamayacağını söyleyen Oğuzhan Bilgin, konuya il

'Çevre, dünya ve tabiat bize emanet olarak bırakıldı'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor