• $8,7646
  • €10,3156
  • 493.355
  • 1400.72
3 Ağustos 2013 Cumartesi

'Yeni barış süreci' gerçekten yeni mi?

WASHINGTON
Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry göreve geldiğinden beri mesaisinin büyük bir kısmını İsrail-Filistin müzakerelerini yeniden başlatmaya harcadı, Netanyahu ve Abbas’ı müzakerelerin yeniden başlaması konusunda ikna etti. Tüm dünyanın dikkati Suriye’ye, Mısır’a, Tunus’a kaymışken iki lideri henüz çerçevesi çizilmemiş bir müzakere sürecine prensipte evet dedirtmeyi diplomatik başarı olarak görmek, Washington’ın her gün felaket haberleri gelen Ortadoğu’dan beklentilerini ne kadar düşürdüğünü gösteriyor. 
Oysa gerçekçi bir bakış 2010’da müzakereleri tıkayan şartların hâlâ mevcut olduğunu, bu yüzden de fazla iyimserliğe kapılmamak gerektiğini görür. Yani ‘yeni barış süreci’nde yeni bir şey yok. Fakat Washington süreçten ümitli, bir tek şartla. Eğer Amerika Filistin Ulusal Yönetimi’ne ve Katar’a Hamas’a yapılan finansal yardımın kesilmesi konusunda baskı yaparsa Gazze halkının Hamas yönetimini devireceği ve böylece müzakere sürecinin önündeki en büyük engelin kalkacağı düşünülüyor. 
Oysa Hamas’ı zayıflatma ve izole etme politikaları defalarca denendi ve başarısızlığa uğradı. Gazze halkı finansal yardımın kesildiği, siyasi izolasyonun arttığı dönemlerde Hamas’ın arkasında kenetlendi. 
Bölgede son aylarda değişen stratejik dengeler Hamas’ı siyasi ve finansal olarak oldukça zayıflattı zaten. Hamas Esad’ın yanında yer almamak için Şam’dan ayrılıp genel merkezini Katar’a taşıdı, bu yüzden İran’dan aldığı lojistik ve finansal yardımın büyük bölümü kesildi. Katar’ın yeni emiri Müslüman Kardeşler’e babası kadar destek vermeyeceğinin sinyalini verince geriye Mısır ve Filistin Ulusal Yönetimi’nden gelen para kaldı. Hamas’ın bütçesinin önemli bir bölümünü Mısır’ı Gazze’ye bağlayan tünellerden gelen malların vergi gelirleri ve nakit kaçakçılığı oluşturuyor. Mısır’da darbeciler bu tünellerin büyük bölümünü kapattı. Eğer Washington Abbas’a Gazze’ye aktardığı parayı azaltma konusunda baskı yaparsa bu Hamas’ı iyice köşeye sıkıştıracaktır. 
Beklenilenin aksine köşeye sıkışmış bir Hamas Gazze’de elini güçlendirip radikal ittifaklar kurabilir. Gazze’ye yapılan uluslararası yardımın kesilmesi Gazze halkını Hamas’a daha bağımlı kılabilir. Hamas da bu kadar yalnızlaşmış ve köşeye sıkışmışken yeniden yüzünü İran’a dönebilir. Bu yüzden Washington Katar ve Abbas’a Hamas’ı köşeye sıkıştırması için değil, yardıma devam etmesi için baskı yapmalı ve Hamas’ı müzakere sürecine bir şekilde dahil etmeli.  

MISIR DARBESİNİN BÖLGESEL SONUÇLARI

Mısır’da Mursi’nin devrilmesinin kuşkusuz bölgesel sonuçları olacak. Mursi  yönetime geldiğinde Mısır dış politikasında birkaç önemli değişiklik yapmıştı. 1979 İran devrimiyle bozulan Mısır-İran ilişkilerini onarmaya çalıştı. Fakat Mursi’nin devrilmesiyle yönetime gelen hükümet açılan bu yeni sayfayı kapatabilir. Geçen ay Mısır güvenlik güçlerinin İran’ın Kahire’de yayın yapan Al Alam kanalına baskın yapıp yöneticilerini tutuklaması Mübarek dönemi İran politikasına dönüldüğünü gösteriyor. 
Mursi Mısır’ın İsrail ile imzaladığı anlaşmaya büyük ölçüde uydu fakat Mübarek’ten farklı olarak Mısır’ı Gazze’ye bağlayan tünellerin açık kalmasını sağladı. Darbe yönetimi başa geldiğinden bu yana bu tünellerin büyük bölümünü kapattı. Yani Mısır-Hamas ilişkileri de eski rayına oturtulmaya çalışılıyor. 
Yeni yönetim Mısır’ın Suriye politikasını da değiştireceğe benziyor. Esad karşıtı muhaliflere destek Mursi’nin dış politikasının mihenk taşlarından biriydi. Fakat Mursi’nin devrilmesinden bu yana Suriyelilerin Mısır’a girip çıkmasına kısıtlamalar getirildi, muhalifler tutuklandı. Öyle görünüyor ki Mısır’ın dış politikasında Mursi ile açılan parantez darbeyle kapanıyor. 

 

<p>CHP bir süredir muhalefetini Türkiye'nin dış politikası  ekseninde yapmaya başladı. CHP'li heyeti

Esed'den Kılıçdaroğlu'na davet

Özkan Demir'in gözünden TEKNOFEST İstanbul Festivali

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (23 Eylül 2021)

Lüfer tezgaha çıktı: İşte ilk fiyatlar