• $8,7765
  • €10,3175
  • 493.405
  • 1401.46
5 Ağustos 2013 Pazartesi

Washington'ın İslamcılık korkusu

WASHINGTON - Dışişleri Bakanı Kerry geçen hafta Mısır darbesi için 'ordu demokrasiyi yeniden inşa etmek için müdahale etti' dedi. Amerika'nın Mısır'da aldığı bu tavır Bush yönetiminin dış politika anlayışına geri dönüldüğünün işareti. 
Obama başkan seçildiğinde Bush'un 'terörle mücadele' odaklı dış politikasını değiştireceği ve Ortadoğu ile ilişkileri İslamcılık korkusu üzerine kurmaktan vazgeçeceği sözü vermişti. 2009 yılında Müslüman dünyasına seslendiği 'yeni başlangıç' başlıklı ünlü Mısır konuşmasında Bush yönetimini eleştirmiş, Amerika'nın Müslüman dünyasıyla ilişkilerinde yeni bir sayfa açacağını söylemişti. 
Fakat Mısır'da seçimle işbaşına gelmiş Müslüman Kardeşler yönetimini deviren darbecileri desteklemesi Obama'yla açılan o yeni sayfanın kapandığını gösteriyor. Ve Obama yeniden başladığı noktaya geri dönüyor. Demokratikleşmeyi terörle ve İslamcılıkla mücadeleye kurban ediyor. Devrilen İslamcılar ise darbe destekleniyor. 

Darbe islamcılık karşıtı değil 

Oysa bu yaklaşımın çok önemli birkaç sorunu var: Mısır darbesi İslamcılığa karşı yapılmış bir darbe değil. Küçük bir grup seküler elit dışında Tahrir Meydanı'nda Mursi'ye karşı ayaklananlar Mursi'nin İslamcı politikalarına karşı değil sosyo-ekonomik sorunlara çözüm bulamayışına ve otoriterleşen üslubuna karşı ayaklandılar. Şeriat hükümleri anlamında 2012'de Mursi yönetimince yapılan anayasa 1971'de Enver Sedat tarafından yapılan anayasadan farklı değildi. Her iki anayasa da şeriat ilkelerinin yasamanın kaynağı olduğunu söylüyor. Ordunun getirdiği geçici cumhurbaşkanı Adli Mansur'un geçiş anayasası da aynı şeriat hükümlerini içeriyor. Dolayısıyla darbe İslamcı ideolojiyi ortadan kaldırmak için yapılmadı. 
Darbenin altında yatan temel sebeplerden bir tanesi Genelkurmay Başkanı Abdulfettah El Sisi ile Mursi arasındaki gerilim. Gerilimin kaynağı Mursi'nin İslamcı ajandası değil çünkü Mursi ve Sisi İslamcılık konusunda birbirlerine oldukça yakınlar, zaten bu yüzden Mursi, Sisi'yi savunma bakanı olarak atamıştı. Sisi'nin 2006 yılında Amerikan ordusunun en önemli eğitim kurumlarından biri olan Savaş Koleji'nde yazdığı tez bunun en önemli kanıtı. Sisi tezinde uzun uzun İslamcılığı övüyor ve sekülerliğin Müslüman toplumlara uygun olmadığını anlatıyor. 
Mursi ve Sisi arasındaki gerilimin nedeni ikisi arasındaki güç mücadelesi. Sisi Mursi'nin orduyu kendisine karşı kışkırtmaya çalıştığını, Sina'da elini zayıflatmaya uğraştığını ve orduyu dış politika yapım sürecinden dışladığını düşünüyor. 
Bütün bunları bir tarafa bırakıp Sisi'nin Mısır'da İslamcılığın ve Müslüman Kardeşler’in kökünü kazıyıp radikal bir seküler sistem inşa etmek için darbe yaptığını varsayalım. Mısır'da İslamcılık Mursi'nin Özgürlük veAdalet Partisi'nden (ÖAP) ibaret değil, kökleri 20. yüzyılın başlarına dayanan toplumsal bir hareket. Onlarca yılda inşa edilmiş ve toplumun her kesimine kök salmış bir hareketi kamusal alandan silmek kolay değil. Darbe sadece ÖAP'ye darbe vurur, İslamcılık ve Müslüman Kardeşler baki kalır. 
Kısacası Obama Sisi'nin inşa ettiği darbeden Müslüman Kardeşler’i ve İslamcı ideolojiyi yok etmesini bekliyorsa yanılıyor. Mısır'ın demokrasi denemesi darbeyle 2011'de başladığı yere geri dönerken Obama'nın dış politikası da Mısır darbesiyle Bush yıllarına döndü. Washington'ın Mısır gibi önemli bir ülkede darbecilerin yanında durmasının bölgenin ortak hafızasında açacağı derin yarayı bir düşünün… 

<p>İstanbul Ümraniye'de ilk kapsamlı evcil hayvan parkı  kullanıma açıldı. Minik dostlarımız keyifli

Minik dostlara özel park alanı

Özkan Demir'in gözünden TEKNOFEST İstanbul Festivali

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (23 Eylül 2021)

Lüfer tezgaha çıktı: İşte ilk fiyatlar