• $8,7063
  • €10,3783
  • 501.801
  • 1403.89
30 Kasım 2013 Cumartesi

Washington’da eksen kayması tartışması

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2010 Haziran’ında İran’a yaptırım öngören oylamasında Türkiye yaptırımlara hayır oyu kullanmıştı. Türkiye’nin diplomatik çözümü savunup yaptırımlara karşı tavır alması Obama yönetimini kızdırmış, Washington’da ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor’ tartışmalarını başlatmıştı. Bundan üç yıl sonra Obama’nın başarılı bir diplomatik manevrayla, yaptırımların bir kısmını hafifleterek İran ile bir anlaşmaya varmış olması Washington’da aynı tartışmayı yeniden başlattı. Fakat bu kez eleştirilerin hedefi Türkiye değil, Obama yönetimi.
İran ile varılan anlaşmanın İran’a nükleer silah üretmek için zaman kazandırdığını söyleyen sadece İsrail lobisi değil. Kongre üyeleri, neo-conlara yakın çalışan düşünce kuruluşları Obama’nın İran ile vardığı anlaşmanın Amerika’nın bölgedeki ‘geleneksel’ müttefiklerinden koptuğuna ve Washington’ın ekseninin kaydığına işaret ettiğini savunuyor.
Washington’ın ‘geleneksel’ müttefiklerinden kasıt İsrail ve Suudi Arabistan. Her ikisi de İran ile varılan uzlaşıdan rahatsız. Suudilerin bölge politikası İran ile rekabet üzerine kurulu. Irak’ta, Suriye’de ve Körfez’de İran’ın etki alanını genişletmesini istemiyor. Fakat İran ile varılan anlaşma Suudilerin korktuğu her şeyi başına getirebilir. Eğer anlaşma başarılı olursa İran bölgedeki etki alanını genişletebilir. Bunun yanında Obama nükleer meselede başarılı olunursa Suriye meselesinde de İran ile yakın çalışacaktır. Bu, Suudi Arabistan’ın Suriye’deki rolünü sınırlayacak bir durum. Ayrıca İran’a yaptırımların kaldırılması İran ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri de canlandırabilir. Tüm bunlar Suudilerin korkulu rüyası.
İsrail’in İran ile müzakerelerden duyduğu rahatsızlığın sebebini anlatmaya gerek yok. Netanyahu, seçimi İran tehdidiyle kazandı ve İsrail siyasetini bu korku üzerine inşa etmeye devam ediyor. İşte tüm bu sebepler yüzünden Suudiler ve İsrail arasında şaşırtıcı bir ittifak kurulmuşa benziyor. Her ikisi de Washington’da son aylarda çok yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyorlar. Suudiler, İsrail’e yakın düşünce kuruluşlarına yüklü miktarda para aktarıyorlar. Washington’a neredeyse her hafta İsrail Dışişleri’nden bir heyet geliyor, Kongre üyeleriyle görüşüyor.
Bunu daha evvel de söylemiştim. En yakın müttefikleri İsrail ve Suudi Arabistan’dan yükselen eleştirilere rağmen Obama’nın İran ile angajman politikasından geri adım atmaması belki de Amerika’nın Ortadoğu politikasını dost ve düşman ikileminden kurtarıp daha esnek bir zemine oturtması için önemli bir fırsat. Onlarca yıl İsrail’in saldırgan politikalarına kayıtsız şartsız destek veren, petrol akışının kesintiye uğramaması için Suudi Arabistan gibi ülkelerin hem iç siyasetlerinde hem de Körfez’de izlediği agresif siyaseti onaylayan, İran ile düşmanlığı kutsal bir emir gibi bölge politikasının kalbine oturtan katı, değişmeyen, gelişmeyen bir Amerikan siyaseti yerini bölgede olup bitenlere daha etkili yanıt verebilecek dinamik bir politikaya bırakabilir. Ayaklanmaların her gün yeni dinamikler ürettiği Ortadoğu gibi bir bölgede aksinin bedeli çok yüksek olabilir.

<p>Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı</p>

Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın ikinci büyük rüzgar tüneli tesisinin yapımına başlandı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (18 Haziran 2021)

DSİ'nin yaptığı gölet hayvancılığı geliştirip köye dönüşü hızlandırdı

Tuz Gölü'ndeki flamingoların ilk kez yavruları görüntülendi