• $8,5102
  • €10,2964
  • 498.458
  • 1441.33
24 Haziran 2013 Pazartesi

Washington İran seçim sonuçlarından memnun

WASHINGTON

İran’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini reformcu olarak bilinen Hassan Ruhani’nin kazanması Washington’da beklentileri yükseltti. Obama yönetimine yakın çevreler Batı’nın İran’a uyguladığı yaptırımların ve baskının sonunda İran’da istedikleri değişimi getirdiğini, İran halkının Batı ile ılımlı ilişkiler kurma vaadiyle seçimlere giren bir adaydan yana oy kullanarak bu değişim özlemini ifade ettiğini düşünüyor. İran seçimlerinin Washington’ı ilgilendiren tarafı yeni cumhurbaşkanının izleyeceği dış politika. Ruhani’nin İran’ın nükleer programı konusunda daha ılımlı ve Batı ile müzakereye daha açık olacağı beklentisi var. Ayrıca Washington Ruhani’nin Esad’a Ahmedinecad kadar destek vermeyeceği görüşünde. 
Ruhani’nin seçim kampanyası sırasında İran’ın uluslararası izolasyonunu kıracağı mesajını verdiği ve her fırsatta çatışma yerine angajmanı savunduğu doğru. Fakat yeni cumhurbaşkanının İran’ın dış politikasını ne yönde etkileyeceğini anlamak için birkaç noktanın altını çizmek gerektiğini düşünüyorum. İran seçimleri daha ılımlı bir lideri başa getirmiş olabilir fakat en nihayetinde bu bir rejim değişikliği değil. Ruhani yıllardır rejim içinde, rejim için çalışmış bir aktör. 
İkinci nokta ise İran’ın dış politikasını cumhurbaşkanının değil dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in belirlediği. Onun onayı olmadan dış politikada bir değişiklik mümkün değil. Hamaney, Ruhani’ye bu konuda karar alma serbestisi verse bile Ruhani İran’ın nükleer programı ve Esad’a destek konusunda Ahmedinecad’dan farklı bir politika izlemeyeceğe benziyor. 

RUHANİ ELEŞTİRİLERİN HEDEFİ OLDU 
Ruhani 2003 yılında İran’ın nükleer müzakerecisiyken Batı nezdinde güven artırıcı bir adım olarak İran’ın uranyum zenginleştirmesini durdurma kararı aldı. Bu karar Ruhani’yi sert eleştirilerin hedefi yaptı ve 2005 yılında Ahmedinecad’ın başa gelmesinde rol oynadı. Kuşkusuz bu deneyim Ruhani’nin cumhurbaşkanı olarak Batı ile nükleer müzakere politikasını etkileyecektir. Amerika, İran’a yaptırımların hafifletilmesinde ciddi adımlar atmadıkça ve İran’ın uranyum zenginleştirme hakkını tanımadıkça Ruhani nükleer program konusunda köklü bir değişikliğe gitmeyecektir. 
Ruhani’nin Suriye meselesinde de Amerika’nın beklentilerini karşılamayacağını düşünüyorum. Suriye İran için hayati öneme sahip. Suriye sadece İsrail’e karşı ‘direniş cephesi’nin önemli bir ayağı değil aynı zamanda İran’ın Lübnan’daki Hizbullah’a lojistik desteğinde kullandığı önemli bir geçit. Eğer Esad rejimi düşerse İran bölgede daha da yalnızlaşacak. Suriye’deki iç savaş zaten İran’ı zayıflatmış ve bölgesel güç dengesini İran aleyhine değiştirmiş durumda. Amerika’nın ve Körfez ülkelerinin Suriye iç savaşını İran’ın bölgesel nüfuzunu kırmak için bir fırsat olarak görmeleri de İran’daki ‘kendi güvenliğimiz için Esad’ın yönetimde kalması şart’ algısını pekiştiriyor. 
Obama’nın Suriye’de girmek istemediği bir savaşın içine çekildiği, başta İsrail olmak üzere Ürdün ve Türkiye gibi bölgesel müttefiklerinin Suriye’de olanlar yüzünden güvenlik kaygılarının her geçen gün arttığı, nükleer müzakerelerin çıkmaz sokağa girdiği bir dönemde Washington’ın Ruhani’nin seçilmesini sihirli bir değnek olarak görmek istediği açık. Fakat konu İran’ın nükleer programı ve Suriye politikası ise Obama Ruhani’ye değil, Hameney’e ve İran’ın jeostratejik çıkarlarına bakmak zorunda. 

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı