• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
20 Mayıs 2013 Pazartesi

Suriye’de siyasi çözüm mümkün mü?

WASHINGTON

Başbakan Erdoğan’ın Washington’a yaptığı ziyaret, Türkiye’nin Suriye politikasını Amerika’nınkine yaklaştırdı. Erdoğan, Washington ziyareti öncesinde, Rusya ve Amerika’nın Cenevre Mutabakatı çerçevesinde Suriye meselesine siyasi çözüm bulma girişimlerini ‘ipe un sermek’ olarak tanımlarken, Obamaile görüşmesinin ardından bu tavrını yumuşatmış görünüyor. Şimdi tüm dünyanın gözü Rusya ve Amerika tarafından tarihi açıklanması beklenen, Suriye rejimi ve muhalefetini bir araya getirecek konferansta.
Suriye’de çözüm için Rusya’nın tavrı önemli. Fakat siyasi bir çözümden bahsedildiği bir dönemde Rusya’nın Pasifik filosundan ondan fazla savaş gemisini Tartus üssü yakınlarına göndermesi ve Esad’a uzun menzilli Yakhont füzelerini teslim etmesi Putin’in diplomatik girişimlere pek de ciddi bakmadığını gösteriyor. Fakat çözümü güçleştiren başka faktörler de var.
Bunlardan bir tanesi Esad’ın son haftalarda muhaliflere karşı başkent Şam gibi stratejik önemi olan yerlerde kazandığı askeri başarılar. Bu başarıların altında yatan temel faktörlerden bir tanesi Esad’ın konvansiyonel güçlerine Hizbullah ve İran tarafından eğitilen 60.000 milisin katılması. Yüzde yetmişi Sünni olan ve konvansiyonel savaş üzerine eğitim görmüş ordunun aksine ‘Ulusal Savunma Gücü’ adı verilen bu milisler gerilla eğitimi görmüş ve çoğunluğu Alevi. Bu yüzden muhaliflere karşı çok daha etkili saldırılar yürütüyorlar, Esad’a ve rejime çok daha fazla bağlılar. Arap medyasında çıkan haberlere göre Esad son haftalarda birden fazla toplu etkinliğe katılmış ve morali de hayli yüksek. Askeri olarak mevzi kazandığı, Rusya ve İran’ın Esad rejimine askeri ve diplomatik desteği sürdürdüğü ve Batı’nın Suriye muhalefetine olan güvensizliğini sık sık dillendirdiği bir dönemde Esad’ın,içinde kendisinin olmadığı bir formüle evet demesini beklemek gerçekçi değil. Aynı şekilde Suriye muhalefetinin de içinde Esad olan bir formülü kabul etmesi şu noktada mümkün değil.

BÖLÜNMÜŞ BİR MUHALEFET
Meseleyi karmaşıklaştıran bir diğer faktör yerel ve uluslararası güçler arasında Esad’dan sonra nasıl bir Suriye istendiğine dair bir mutabakatın olmaması. Esad’dan sonra Suriye azınlıklara bölgesel özerklik veren federal bir devlet mi olacak yoksa Sünniler’in kontrolünde üniter bir devlet mi? Azınlıklara Lübnan’da olduğu gibi yasal koruma sağlanabilecek mi, ordunun bu süreçte rolü ne olacak? Kendi içinde bölünmüş Suriye muhalefeti bu sorulara tatmin edici cevaplar veremediği sürece azınlıklar Esad sonrası Suriye’den korkmaya ve rejimin arkasında durmaya devam edecekler. Aynı bölünmüşlük uluslararası camianın da Suriye politikasını karmaşıklaştırıyor. Katar’ın, İran’ın, Rusya’nın, Suudi Arabistan’ın, İsrail’in, Türkiye’nin, Amerika ve Avrupa’nın Esad sonrası Suriye için ortak bir vizyon oluşturması ne kadar mümkün? Oysa bu ortak vizyon Suriye’de kalıcı bir siyasi çözüm için şart. Lübnan’da 15 yıl süren sivil savaşın ne zaman bittiğini ve siyasi çözümün ne zaman mümkün olduğunu düşünelim. Savaşan taraflar karşı tarafı askeri olarak alt etmenin mümkün olmadığını anladığında ve hem yerel, hem bölgesel, hem de uluslararası güçlerin ortak bir Lübnan vizyonunda mutabakata vardığında. Suriye’de ne muhalifler, ne rejim, ne bölgesel ne de bölge dışı aktörler henüz o noktada değil.

<p>Sosyal medyada viral olmuş haftanın en eğlenceli videolarını 'GÖRMELİSİN'!<br></p>

En Zor Çocuk Oyununu 'Görmelisin'!

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!

Sosyal medyayı sallayan en ilginç illüzyonlar