• $9,5084
  • €11,0945
  • 546.121
  • 1455.42
25 Ocak 2014 Cumartesi

Niyet çözüm mü çözümsüzlük mü?

WASHINGTON

Suriye’de ayaklanmanın başladığı Mart 2011’den bu yana rejim ile muhalefet temsilcilerinin ilk kez aynı masada bir araya gelmesi açısından önem taşıyan Cenevre 2 Konferansı başladı. Bu görüşmelerden savaşın seyrini değiştirecek bir karar çıkacağını bekleyen çok az insan var. Ne rejim, ne muhalefet ne de onları destekleyen dış aktörler mevcut şartlarda tarafların anlaşmaya yanaşacağını düşünüyor. Peki o halde neden katıldılar bu toplantıya?
Herkesin sebebi farklı fakat ortak bir nokta var. Hiç kimse diplomasiye direnen taraf olarak görünmek istemiyor, her ne kadar diplomasiye inanmasa da.
Esad rejimi Cenevre’yi, ayaklanmanın başladığı günden bu yana söylediği şeyi Batı nezdinde yinelemek için bir platform olarak görüyor. Neydi Esad’ın söylediği: ‘Bu bir iç savaş değil, savaşanların derdi demokrasi, özgürlük, eşitlik değil. Bu, rejimi devirip bir İslam devleti kurmak isteyen radikal İslamcı terörist güçlerin terör faaliyeti.’ Bu söylemini güçlendirmek için Esad’ın radikal İslamcı gruplara finansal destek verdiği, tutuklu İslamcı liderleri serbest bıraktığı söyleniyor. Böylece Batı’yı en zayıf yerinden vurup kendisini bu ortak tehdidi geri püskürtecek tek aktör olarak lanse ediyor. Ayrıca Suriye muhalefetini de radikaller ve ılımlılar olarak bölüp birbirleriyle savaştırarak zayıflatıyor. Bugüne kadar Esad’ın bu stratejisi oldukça işe yaradı. Bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat örgütleri Esad rejimi ile El Kaide’ye karşı işbirliği yapmak için gizli görüşmeler yürütüyormuş. Suriye muhalefeti de enerjisinin ve kaynaklarının büyük kısmını rejimle değil, birbirleriyle savaşmaya harcıyor.
Batı destekli Suriye muhalefeti ise Cenevre’ye Amerika’nın ‘katılmazsanız yardımı keseriz’ tehdidi üzerine katıldı. Amerika’nın muhalefete El Kaide’ye karşı savaşmaları koşuluyla askeri desteği artırdığı söyleniyor. Muhalifler geç gelen bu yardımı kaybetmek istemiyor.
Gelelim sivil savaşın gerçekten bitmesini isteyen bölgesel ülkeler dışındaki aktörlere. Rusya’nın diplomatik çözüme inanmadığı ortada. Daha geçen hafta Esad’a ağır silahlar gönderdi. Suriye’de süren savaş Rusya’yı hep istediği gibi Ortadoğu’da önemli bir aktör yaptı. Ayrıca savaş devam ettikçe Esad Rusya’ya bağımlı olacak. Rusya Esad’a yaptığı yardımın karşılığını almaya başladı bile. Geçen ay Rus enerji şirketi Soyuzneftegas Esad rejimiyle 90 milyon dolarlık enerji anlaşması imzaladı. Cenevre Rusya için Suriye’de çözümsüzlüğü devam ettirmenin en meşru aracı. Bir yandan dünyanın dikkatini diplomatik sürece çekip askeri alternatiflerin tartışılmasını geciktiriyor, diğer yandan Cenevre’ye katılan ılımlı Suriye muhalefeti ile içerde savaşan muhalefet arasındaki uçurumu derinleştirip çözümü güçleştiriyor.
Cenevre Rusya için neyse Amerika için de o. Amerika’nın önceliği rejimi devirmek değil. Asıl derdi radikal İslamcıların zayıflatılması. Bu olmadan savaşın bitmesini istemiyor. Cenevre ile zaman kazanıp çözümsüzlüğü bir süre daha devam ettirmek istiyor. Geçen hafta Suriye dosyasına bakan Amerikan Dışişleri'nden bir arkadaşıma ‘Cenevre’den ne çıksa sevinirsiniz?’ diye sordum. "Taraflar tarih dahi belirtmeden ‘yakında görüşürüz’ diyerek ayrılsa havalara uçarız" dedi.
Kısacası çözüm için önemli tüm aktörler Cenevre’ye çözüm sürecini başlatmak için değil, çözümsüzlüğü devam ettirmek için katılmışa benziyor. Doktora öğrencisiyken aldığım İç Savaş dersinde iç savaşların sona ermesi için gereken bir şiddet eşiğinden bahsetmiştik. Tarafların uyguladığı ve maruz kaldığı şiddet öyle bir noktaya gelir ki tüm aktörler müzakereden başka çıkış göremez. Öyle görünüyor ki tarafların gözünde Suriye’deki şiddet o eşiği hâlâ geçmedi.

<p>Verdiğiniz nefes aldığınız nefesle  karışmıyor. Akıllı maske telefonla kontrol ediliyor.</p><p>Ak

Akıllı maske nefes aldıracak

Güney Kore ilk yerli roketi 'Nuri'yi uzaya fırlattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Üsküdar'da bir kafede vatandaşlarla sohbet etti

Niğde'de 20 milyon yıllık fosil bulundu