• $9,6026
  • €11,1772
  • 557.158
  • 1470.58
12 Ekim 2013 Cumartesi

Kaptan Kirk, Nixon ve Obama

Uzay Yolu 6’yı izleyenler mutlaka hatırlayacaklar. Filmin kahramanı Kaptan Kirk bütün kariyerini Klingonlular’la savaşmaya adadıktan sonra düşmanıyla müzakere masasına oturur. İkinci kaptan Spock bu cesur adımı sadece Kirk’ün atabileceğini ima etmek için şunları söyler: ‘Çin’e sadece Nixon gidebilirdi.’ 
Amerika’nın siyasi kültüründe cesur açılımları, toplumsal desteği olmayan riskli dış politika manevralarını ancak güçlü liderlerin yapabileceğini anlatan bu söz, Amerikan Başkanı Richard Nixon’ın 1972’de Çin Halk Cumhuriyeti’ne yaptığı tarihi ziyarete atıfta bulunur. Soğuk Savaş’ın en çetin yıllarında ateşli bir komünizm düşmanı olmakla nam salmış bir Amerikan başkanı, Kongre’den gelebilecek bütün saldırılara, siyasi rakiplerinin tüm acımasız eleştirilerine rağmen 72 yılının şubat ayında Çin Halk Cumhuriyeti’ne giderek komünist lider Mao ile el sıkışır. Dünya medyasının manşetlerine taşıdığı bu tarihi an, iki ülke arasındaki 22 yıllık gerginliği sona erdirir ve ilişkilerde yeni bir sayfa açar. 
Nixon sert eleştiriler aldı 
İki hafta evvel Obama ile İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin yaptığı telefon görüşmesi akla Nixon’ın Mao ile el sıkıştığı o tarihi anı getirdi. Tıpkı Nixon gibi Obama da kendisine yöneltilecek tüm saldırılara rağmen cesur bir adım atarak, 1979’dan bu yana İran Cumhurbaşkanı ile konuşan ilk Amerikan başkanı oldu. Ve yine Nixon gibi Kongre üyelerinin sert eleştirilerine maruz kaldı. Ruhani’nin ılımlı söylemlerini aldatmaca, Obama’nın İran açılımını naifçe bulanlar sadece Kongre üyeleri değil. Amerika’nın müttefikleri Suudi Arabistan ve İsrail de bu açılımdan rahatsız ve Washington’da yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyorlar. 
Suudiler için bölgedeki en büyük rakibi İran ile en önemli müttefiki Amerika arasındaki bir yakınlaşma Ortadoğu’da Şii cepheyi güçlendirip Suudi Arabistan’ın etki alanını daraltacak bir durum, bu yüzden şiddetle karşı çıkıyorlar. İsrail ise Ruhani’nin ‘kuzu kılığına girmiş bir kurt’ olduğunu, Obama hoş jestlerle Ruhani ile twitt’leşirken, İran’ın her gün nükleer bomba yapmaya daha da yaklaştığını düşünüyor. 
Dört bir yandan yükselen eleştirilere rağmen Obama açılımda kararlı görünüyor. Şimdi tüm gözler gelecek hafta Cenevre’de İran’la yapılacak nükleer müzakerelerde. İran’ın nükleer programına Batı’nın istediği türden bir çözüm bulmak hiç kuşkusuz kolay olmayacak. İran bütün ekonomik yaptırımların kaldırılmasını istiyor, Batı ise İran’ın uranyum zenginleştirmesini tamamen durdurmasını. Fakat çözüm bu iki uç noktanın arasında bir yerde. İran uranyum zenginleştirmesini düşük bir dozda tutup, nükleer faaliyetlerini Batı’nın yüzde yüz denetimine açmayı kabul edebilir, Batı ise karşılığında İran’ı dünyanın bankacılık sisteminden koparan ve para transferini engelleyen finansal yaptırımların bir kısmını kaldırmaya evet diyebilir. Fakat bu, hızlı yürütülmesi gereken bir süreç çünkü İran’da 2015’te parlamento seçimleri var ve marttan itibaren seçim atmosferine girilecek. Şahin kanat Ruhani’ye Amerika’ya taviz verdiği söylemiyle saldıracak ve bu Ruhani’nin manevra alanını daraltabilir. 
Obama’nın İran açılımı başarısız olursa, iki ülkenin bir sonraki başkanları nükleer meselede Ahmedinecad ve Bush’tan daha radikal olabilir. Başarılı bir açılım ise Irak’taki mezhep çatışmasından Suriye iç savaşına, Lübnan’dan İsrail-Filistin meselesine pek çok bölgesel meselenin çözümünde kilit olabilir. Tıpkı Kaptan Kirk’ün Klingonlular’la barışı kurtarıp sahneden çekilmesi gibi, Obama da başkanlığını Soğuk Savaş’tan sonra Amerika’nın en büyük stratejik sorunu olan İran meselesini çözmüş Amerikan başkanı olarak kapatabilir. 

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi

Kuraklık nedeniyle Van Gölü'nde yeni adacıklar ortaya çıktı

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler