• $7,4769
  • €9,0634
  • 442.317
  • 1565.01
28 Aralık 2012 Cuma

Amerika, İran'a saldıracak mı?

Amerika'nın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) nezdindeki temsilcisi Robert Wood 'İran marta kadar UAEK ile işbirliği yapmazsa Amerika gerekli adımı atacaktır' diyerek 'Amerika İran'a saldıracak mı' tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Bu tartışmada herkesin mutabık olduğu nokta Amerika'nın tam ölçekli bir savaş yerine birkaç saatlik ve İran'ın nükleer tesislerini hedef alan bir hava operasyonunu tercih edeceği. Fakat bu sınırlı saldırının bile çok ciddi riskleri olduğu düşünüldüğünde Obama yönetiminin bu kararı kolay almayacağını kestirmek zor değil.
SONUÇ VERİR Mİ?
Öncelikle sorulması gereken saldırının sorunu çözüp çözmeyeceği. Askeri müdahale İran'ın nükleer programını durdurmayıp en fazla birkaç yıl geriletecektir, tabii bütün önemli tesislerin bombalandığını varsayarsak. Natanz, Arak, Isfahan ve Qom'daki tesisler bilinenler fakat uzmanlar Amerikan istihbaratının bilmediği pek çok nükleer tesisin bulunduğunu söylüyor. Üstelik Amerikan saldırısı İran'ın nükleer çalışmalarına hız verebilir. İsrail'in 1981'de Irak'ın Osirak reaktörünü bombalamasından sonra Saddam nükleer çalışmaları hızlandırmıştı. Saddam'ın nükleer silah üretmekten alıkoyan İsrail'in saldırısı değil, Amerika'nın 1991'den itibaren yürüttüğü çevreleme politikasıydı. Bu yüzden Amerika'nın saldırı sonrasında İran'a karşı daha aktif bir çevreleme politikası izlemesi gerek. Bu da körfezde daha fazla Amerikan askeri ve daha ağır yaptırımlar demek. Ne Amerikan halkı ne de Amerikan ekonomisi Ortadoğu'ya daha fazla asker göndermeyi kaldıracak durumda. Amerika'nın tek yanlı müdahalesinden sonra uluslararası camia da yaptırımlar konusunda bugün olduğu
kadar gönüllü olmayabilir.
Operasyonel risklerin yanında İran'ın misillemesinin yaratacağı riskler de önemli. Mesela İran Hürmüz Boğaz'ını kapatabilir. Basra Körfezi'ndeki petrolün yüzde doksanı dünya pazarına ulaşmak için Hürmüz'den geçiyor ve boğazın kapatılması dünya petrolünün yaklaşık dörtte birinin dünya pazarından çekilmesi anlamına gelir. Amerika'nın boğazı açmak için haftalar süren bir askeri operasyona girmesi gerek, bu da petrol piyasasının uzun süre çalkalanması demek. İran askeri müdahaleye benzer şekilde yanıt vererek körfez ülkelerindeki Amerikan üslerine saldırabilir, bu da körfez ülkelerini de çatışmaya
çekerek krizi derinleştirebilir. Amerika'nın saldırısı tıpkı 2003 Irak işgalinden sonra
olduğu gibi bölgedeki Amerikan karşıtlığını güçlendirerek radikal İslamcı grupların terör saldırılarını artırabilir, İran halkının rejime desteğini artırıp İran rejimini güçlendirebilir ve bölgesel güç dengesini İran lehine değiştirebilir.
RİSKLER BİLİNİYOR
Bütün bu risklerin Amerikan yönetimi tarafından değerlendirilmemiş olması
imkansız. Nitekim İran'a askeri bir müdahale kararında en etkili olacak iki isim, Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey ve CENTCOM komutanı James Mattis, askeri seçeneğe şüpheyle bakıyor. Dempsey CNN'e verdiği bir demeçte 'İran'a saldırının çok büyük riskler ve belirsizlikler' içerdiğini söyleyerek askeri seçeneğin önündeki güçlüklerin Obama yönetimi ve askeri bürokrasi tarafından kabul edildiğini göstermiş oldu.
Peki Robert Wood'un sözlerini nasıl yorumlamak lazım? İran'da başkanlık seçimleri haziranda. Obama yönetimi İran'ın seçim arifesinde halkın tam desteğini alan nükleer programı konusunda Batı'ya taviz vermeyeceğini gayet iyi biliyor olmalı. Seçim atmosferine girilecek marta kadarki birkaç aylık süre Amerika'nın İran'ın nükleer programı konusunda sıkıştıracağı tek fırsat penceresi. Wood'un tehditkar tonu İran'ı marttan önce müzakere masasına çekmek için.
 

<p>Neslihan Atagül, Sefirin Kızı dizisindeki Nare karakterine can veriyordu. Atagül diziye veda etti

Neslihan Atagül'den ayrılık kararı... Haftanın Magazin Başlıkları'nda

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Gediz Deltası'nda kış kuşları kayıt altına alınıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı