• $8,3199
  • €10,1107
  • 498.955
  • 1454.25
30 Aralık 2013 Pazartesi

2013’te Türk- Amerikan ilişkileri

WASHINGTON

2013’ün son günleri... Bu yıl Türk-Amerikan ilişkilerinde neler olmuş göz atalım. Ama önce biraz daha geriye gidip ilişkilerin seyrinin yakın tarihine dair bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Obama 2008 seçimlerini kazanıp başkan olduktan hemen sonra ilk yurtdışı seyahatini Türkiye’ye yaparak Türkiye ile ittifaka ne kadar önem verdiğinin sinyalini verdi. Fakat 2010’da olanlar ikili ilişkilerde tansiyonu yükseltti. Başbakan Erdoğan’ın 2009 Davos çıkışıyla İsrail ve Türkiye arasında başlayan gerginlik Obama yönetimini de rahatsız etti. Ardından Mavi Marmara ile Türk-İsrail ilişkilerinin içine girdiği büyük kriz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Türkiye’nin İran’a yaptırımlara hayır oyu kullanması gerilimi iyice artırdı. Türkiye’nin bu dış politika manevraları Washington’da endişe yarattı. ‘Türkiye’nin dış politika ekseni Doğu’ya kayıyor, artık Türkiye Batı’nın Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi güvenebileceği stratejik ortak olmaktan çıkıyor, Türkiye’yi kaybettik’ gibi söylemler sıkça dillendirilir oldu.
Fakat Ortadoğu’da başlayan ayaklanmaların bölgede yarattığı kaos, bozulan Türk-Amerikan ilişkilerini yeniden rayına oturttu. Obama yönetimi, oluşmaya başlayan yeni bölgesel dinamiklerin Amerika’nın elini zayıflatacağını, bölgedeki rolünü azaltacağını gördü. Bu nedenle bölge siyasetini ayaklanma öncesi bölgede etkisini artıran Türkiye gibi müttefikler üzerinden yürütmeye karar verdi. Türkiye’nin Libya müdahalesine katılımı, Suriye’de Esad karşıtı cepheye destek verme kararı ve NATO füze savunma sistemine ev sahipliği yapmayı kabul etmesi Washington tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı, 2010’daki gerilimi unutturdu.
Gelelim 2013’e... 2013’te de bu yakınlaşma devam etti. Türk-Amerikan ilişkilerinde sorun yaratma potansiyeli yüksek tüm gelişmelere rağmen büyük krizler önlendi. Mesela Türkiye’nin yaptırımlara rağmen İran’dan enerji almaya devam etmesinden rahatsız olan Amerikan Kongresi şubat ayında yeni bir yaptırım paketi geçirerek Türkiye’nin Halkbank üzerinden İran’a yaptığı ödemelerin önünü kesmeye çalıştı. Fakat Obama yönetimi bunun ikili ilişkide daha büyük bir kriz yaratmasını önledi.
Washington Türkiye’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile imzaladığı enerji anlaşmalarına da Irak’ı böleceği gerekçesiyle karşı çıktı fakat bu mesele de iki ülke arasındaki ittifakı sarsacak bir krize neden olmadı. Türk-Amerikan ilişkilerindeki önemli gündem maddelerinden biri olan Türk-İsrail gerginliğinde de Obama Türk tarafının hassasiyetlerine önem verdi, Netanyahu’nun Türkiye’den özür dilemesini sağladı. Suriye meselesinde de tüm fikir ayrılıklarına rağmen Obama Türkiye ile birlikte çalışmaya devam ediyor.
Tüm bunlar şunu söylüyor. Obama’nın Türkiye’ye baktığında gördüğü şey ayaklanmalarla, terör saldırılarıyla, radikal İslamcı grupların yükselişiyle, etnik ve mezhep çatışmalarıyla sallanan bir bölgede sırtını dayayabileceği ender bir müttefik. Bu nedenle Washington 2013 yılı boyunca Türkiye ile ilişkileri gerecek her tür söylemden kaçındı, iç siyasette yaşanan depremlere müdahale etmemeye çalıştı. Amerikan yönetimi Avrupa’ya kıyasla Gezi olaylarına cılız bir tepki verdi. 17 Aralık operasyonunun Amerika kaynaklı olduğu iddiaları karşısında da yapıcı bir tutum takındı, ikili ilişkilerin önemini vurguladı. Tüm bunlar Türkiye’nin, mevcut konjonktürde, Amerika’nın Ortadoğu politikası için taşıdığı öneme ve Obama yönetiminin Türkiye ile ilişkilerde sorun istemediğine işaret ediyor. Bölgede sular durulmazsa bu yaklaşım 2014’te de devam edeceğe benziyor.

<p>Piyasalar haftaya nasıl başladı? Altın fiyatları neden  yükselişte? Kademeli  normalleşmenin ekon

Kademeli normalleşmenin ekonomiye etkisi nasıl olacak?

Yer siyah, gök beyaz; şampiyon Beşiktaş!

Filistinlilerin evleri yerle bir oldu

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı