• $13,6359
  • €15,5161
  • 782.927
  • 2004.55
23 Aralık 2013 Pazartesi

17 Aralık bir Washington operasyonu mu?

Washington
Nisan ayında Amerikan Senatosu’ndan 47 temsilcinin Dışişleri Bakanı John Kerry ve Hazine Bakanı Jack Lew’e mektup yazarak Halk Bankası’na ambargo konulmasını istemesi ve 17 Aralık operasyonuna Halk Bankası genel müdürünün de karışmış olması Türkiye’de operasyonun Amerika menşeili olup olmadığına dair bir tartışma başlattı. Tartışmanın temel argümanı Washington’daki İsrail lobisinin Kongre ve Obama yönetimine baskı yaparak bu operasyonu başlattığı, hedefin ise İran yaptırımlarını ihlal ettiği söylenen Halkbank’ın ve hükümetin cezalandırılması olduğu.
Akıl yürütelim. Bu düşüncenin birçok sorunlu tarafı var. Birincisi zamanlama. Kongre’nin Halkbank ile ilgili rahatsızlığı dünkü mesele değil. Washington yıllardır Türkiye’nin yaptırımlara rağmen İran’dan enerji almaya devam etmesinden ve İran’a ödemelerin Halkbank aracılığıyla yapılmasından rahatsız. Türkiye İran’dan aldığı doğalgazın ödemesini Türk Lirası cinsinden Halkbank’a yapıyor. İran ise Türk Lirası’nı uluslararası bankacılık sistemine sokamadığı için Türkiye’den külçe altın alıyor ve bunu çeşitli yollarla ülkeden çıkarıyor. Washington’ın endişeleri bununla bitmiyor. Halkbank’ın Hindistan gibi üçüncü ülkelerin İran’a yaptığı enerji ödemelerini de kabul etmesinin İran’a nefes aldırdığını ve yaptırımların etkisini kırdığını düşünüyor. Bu sebeple Kongre 6 Şubat’ta yeni bir yaptırım paketi geçirdi. Paket ile birlikte üçüncü ülkelerin Halkbank aracılığıyla İran’a ödeme yapmasının önü kesildi ve İran ile altın ticareti güçleşti.
Obama yönetiminin tüm risklere ve Kongre’den gelen tepkilere rağmen İran’a açılım yaptığı, yaptırımları hafiflettiği, bununla birlikte Halkbank dahil tüm Türk bankaları üzerindeki İran’la işlem yapmaya dair kısıtlamaları kaldırdığı ve Kongre’nin geçirmeye çalıştığı yeni yaptırım paketini engellemeye ciddi mesai harcadığı bir dönemde Halkbank’a ve hükümete karşı böyle bir operasyon yaptığını düşünmenin gerçekçi olmadığına inanıyorum.
AIPAC’in başını çektiği İsrail lobisinin bu operasyonu başlatmış olduğu inancı da Washington’daki dinamiklerle örtüşmüyor bence.
Obama’nın AIPAC’in tüm çabalarına rağmen İran ile müzakere masasına oturması ve yine İsrail lobisinin baskılarına aldırmayıp Esad’a gözdağı verecek bir askeri operasyona girmemesi İsrail lobisinin Amerikan yönetimi nezdindeki etkisinin azaldığının göstergesi. AIPAC’in eski gücünü yitirdiğini İsrail büyükelçiliği mensupları dahi kapalı toplantılarda dile getiriyor.
Fakat bunlardan çok daha önemli bir faktör var. Sayın Davutoğlu’nun Washington ziyareti gösterdi ki Obama yönetimi Türkiye ile ittifakını önemsiyor ve hükümetle bölgede daha yakın çalışmak istiyor, bu nedenle Türkiye’de mikro siyasette olanları ikili ilişkilerin gündemine taşıyıp gerginlik yaratmak istemiyor. Ortadoğu’daki ayaklanmalar Mısır, İsrail ve Suudi Arabistan gibi Amerika’nın geleneksel müttefikleriyle arasında soğukluk yaratmışken, Türkiye Washington’ın güvenebileceği ender ülkelerden, özellikle de Suriye meselesinde.
Obama Suriye’de Suudiler ile yakın çalışıyordu fakat Obama’nın kimyasal silah kararının ardından Suudiler Washington’ın Suriye politikasının altını oymaya başladılar. Diğer Körfez ülkeleri de İran açılımı yüzünden Obama’ya kızgın. Böyle bir bölgesel konjonktürde Washington’ın daha da yakın çalışmak istediği Türkiye’de 17 Aralık gibi bir operasyona girişip Türk hükümetini hedef alması ve istikrarsızlık yaratmak istemesi kendi ayağına kurşun sıkmak olur.

<p>Sosyal medyada birçok dizi yayınlandığı gün TT listesinde kendisine yer buluyor. Tarih dizileri g

Kasım ayının en çok izlenen ilk 10 dizisi

Ankara'nın Beypazarı ilçesinde yerlerinden kopan kayalar evlerin üzerine düştü

2021 yılında Türkiye'de en çok yapılan aramalar

Trabzon'da 4 farklı noktada orman yangını