• $7,5335
  • €9,1059
  • 444.644
  • 1516.52
16 Eylül 2011 Cuma

Yeni halife Erdoğan

Başbakan Erdoğan, beraberindeki yedi bakanla birlikte Tunus'a doğru yola çıkarken, Ankara ve İstanbul'a gidecek uçaklar da Mısır Havaalanı'nda motorları çalıştırıyor.
Dün de yazmıştım. Başbakan Erdoğan'ın temposu için ağır kelimesi bile az kalıyor. Bu nasıl bir adrenalin veya nasıl bir motivasyondur ki, bakanları geçtim, korumalar bile ilk fırsatta koltuğa çöküveriyor, Başbakan Erdoğan ise koşturmaya devam ediyor. Mısır'da yönetime gelebilecek tüm çevrelerle görüşüyor. Arap Baharı'nda Türkiye rüzgarı estirmek için mücadele ediyor.
Şunu da belirteyim: Kimi gazetelerin 'Kahire Erdoğan için ayakta' 'Kahire sokakları Erdoğan diye inledi' yorumları gerçeği yansıtmıyor. Sadece bir kısım Türk medyası mı abartıyor? Değil ABD'li Time da 'Rock star gibi karşılandı' diyor.
Gazetemizde Mısır izlenimlerimi aktarmaya başladığım ilk gün, 14 Eylül'de yazmıştım. Evet, Mısır sokaklarında Erdoğan'a büyük bir sevgi vardı. Bu sevgiyi gösterenlerin sayısı sağdan da saysak, soldan da saysak 500 kadardı.
Mısırlıların sevgisini küçümsüyor muyum? Hayır.
Bence Başbakan Erdoğan da çok iyi biliyor ki, Arap halklarının gösterdiği sevgi elbette önemli ama asıl önemlisi Arap Baharı'nı yaşayan ülkelerdeki yeni yönetimlerin göstereceği 'sevgi' olacak.
Mısır'daki ilk gün kalabalığın gösterdiği sevginin organizasyonunda Müslüman Kardeşler'in payı büyüktü.
Erdoğan'ın 'Laik devlet yönetimi' nasihati üzerine büyük ihtimal hükümeti kuracak Müslüman Kardeşler'in yöneticilerinden 'sert tepki' gelmeye başladı. Dahası 'Siz İslami yönetim şekline geçin' diyenler de çıktı. Belki de o yüzden Mısır'da sokakta veya toplantı salonlarında 'Halife Erdoğan' sloganı atılıyordu.
Arap dünyasında kartlar yeniden karılıyor. Daha kartların dağıtımına geçilmedi bile. Erdoğan da el tutmaya çalışıyor. Çabası dikkat çekmese Sarkozy, İngiltere Başbakanı Cameron'u da yanına alıp apar topar, Erdoğan'dan önce varmak için Libya'ya doğru yola çıkmazdı.

200 işadamı seyahatte ne yaptı?
BAŞBAKAN Erdoğan'ın seyahatine 200 civarı işadamı katıldı. Soru şu: İşadamları 'siyasi yönü' ağırlıklı bu seyahate niye katılmak istedi?
48 saat için 2 bin 500 dolarlık seyahat bedeli ödediler. Şöyle karşılaştırma yapayım: Son dakika aldığım uçak bileti bana 400 TL'ye mal oldu.
Bu 2 bin 500 dolarlık seyahat bedeli karşılığında Başbakan Erdoğan ve bakanlarla uzun uzun sohbet edebilirdiler mi? Hayır. Başbakan Erdoğan'ın ve bakanların 'siyasi' gündemi vardı.
'Uzun uzun sohbet edebildiler mi?' sorusuna peşin 'Hayır' yanıtını vermeden, geziye katılan işadamlarını üç gruba ayırmak gerektiğini söylemeliyim.
Birinci grup, Mısır'da işi, yatırımı olanlar. Onların bu geziye katılmaları bir zorunluluk adeta.
İkinci grup, 'Acaba bize de iş çıkar mı?' diyenler. Onların da büyük bir bölümü 'mutsuz' geri döndü. Kargaşadan, organizasyonun karışıklığından yakındılar.
Geldik üçüncü gruba: Piramit gezisine, Nil Nehri'nde akşam yemeğine büyük grupla birlikte katılmayıp, Başbakan Erdoğan'ın otobüsüne binen, özel kapalı kapılar arkasında yenilen küçük, sınırlı sayıdaki insanın bulunduğu yemeklerde, toplantılarda hazır bulunanlar.
Sadece iş hayatının değil, siyaset hayatının hatta genel anlamda hayatın kuralı bu: Kimileri genel kalabalığa karışır, kimileri de karar vericiler arasında ayrıcalıklı yerini alır.

Çarşı, TÜSİAD'a karşı
İHRACATÇILARIN örgütü TİM'in eski Başkanı, AKP'den siyasete girmeye çalışıp, başarıya ulaşamayan Oğuz Satıcı sesleniyor: 'Funda sana çok özel haber var.'
Hayrola?
Yanında oturan Ethem Sancak 'Söylemeyin yazar' diyor
Oğuz Satıcı sürdürüyor sözünü:
'Ethem Sancak, TÜSİAD'a başkan oluyor' diyor.
Ethem Sancak, Başbakan Erdoğan için 'İdolüm, sevdalısıyım' diyen işadamı.
Ethem Sancak 'TÜSİAD da artık yeni rüzgardan payını almalı' diye konuşuyor önce, başkanlık 'haberi' için de 'Yazma tekzip ederim' diyor.
Oğuz Satıcı devam ediyor: 'Funda beni tanıyorsun, yalan söyler miyim? Ali Kibar, TÜSİAD'a başkan olması için tavsiye edecek.'
Oğuz Satıcı ile Ethem Sancak'ın karşısında oturan yeni medya patronu Yıldırım Demirören sözü alıyor:
'Yarın bizim gazetede başlık oluyor. Siz bir gün sonra ayrıntıları yazarsınız.'
Gülüyorum:
'Siz yenisiniz basında. Habercilik böyle değildir. Kim haberi atlatırsa o başarılı olur, ertesi günkü ayrıntılar teferruat kalır.'
Gülüyor: 'Madem öyle size bir atlatma haber borcum olsun.'
Parantez açayım, Vatan veya Milliyet gazetelerinde bu haber yer almadı. Sadece dört işadamı arasında geçen espri bu.
Nitekim Ali Kibar da espriyi sürdürüyor: 'İki gündür beni ikna etmeye çalışıyorlar, TÜSİAD'a önereyim diye. Yıldırım Bey diyor ki, Çarşı TÜSİAD'a karşı. Ben de diyorum ki, Ümit'in de (Ümit Boyner) Çarşı'sı var.'
mleyi kısaca açıklayayım: Beşiktaş Kulübü Başkanı Yıldırım Demirören her şeye karşı 'Çarşı' esprisi yapıyor. Boyner ailesinin 'Boyner' mağazalarının eski adı 'Çarşı'ydı.
Bu espri, bir üstte yazdığım 'kimi işadamları kalabalık grupta yer almaz, karar alıcılar ile birlikte karar alıcı olmaya çalışır' yorumumun bir teyidi sadece.

<p>Özel harekat polislerinden oluşan Taktik Su Altı Operasyon Grup Amirliği, su altı ve üstünden düz

Suyun altında da 'özel harekat'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Fenerbahçe'nin ardından Galatasaray... Beşiktaş'ta yüzler gülüyor

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı