• $8,4614
  • €10,2807
  • 500.719
  • 1441.33
21 Haziran 2013 Cuma

Van’da tahammülsüzlük had safhada

İstanbul’dan Van’a uçaktayım. Önümdeki üç koltukta, kucağında bebeği ile bir kadın, yanında iki kızı. Kızlar yol boyunca anneden ilgi görmek için her yolu deniyor ama ne mümkün. Annenin tüm ilgisi kucağındaki oğluna. Ayrımcılık değil, bebeğe de öyle bir pışpış yapıyor ki, çocuğun beyni ile böbreği yer değiştirmediyse şanslı. 
Başbakan Erdoğan’ın ‘üç’le başlayıp, üçe, beşe bakmadan ‘bol çocuk yapın’ söylemi aklıma geliyor. Çocuk yapmak sadece doğurmak, karnını doyurmak değil ki. Ruhsal açlığını gidermek çok daha önemli. 
AÇEV’inTravma Sonrası Aile Danışma Merkezi’nde çocuk psikoloğu Deniz Bozunoğulları’na soruyorum: 
“Özellikle annelerde tahammülsüzlük had safhada. Tükenmişlik sendromu çok yüksek” diyor. 
Tükenmişlik sendromu her ne kadar son gün lerde ‘magazinleşmiş’ olsa da, sıradan insanların hayatında önemli sorun. 
“Aylarca konteynerde yaşamaktan bıkmış, kocanın işsizliğinden bıkmış, ekonomik şartların zorluğundan bıkmış” diye anlatıyor psikolog. Ev temiz olacak, eş eve geldiğinde yemek hazır olacak, çocuklara bakacak, öncelikler arasında sıkışmış kalmış kadın. 
Psikolog Deniz Hanım, devam ediyor: 
“Anneler yorgun, çocukların temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra tamam ben baktım diye bakıyor. Uçaktaki kadın da sırt pışpışlayacağına çocuğunun sırtını sıvazlasa, sakin sesle konuşsa çocuk çok daha huzurlu olacak.” 

Murat Özyeğin’in himayesinde 

Deprem sonrası Van’da 32 konteyner kent kurulmuştu, en büyüğü Hüsrevpaşa’da da AÇEV Travma Sonrası Aile Danışma Merkezi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Ayşen Özyeğin’in kurucusu olduğu Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile Psikolojik Travma ve Krize Müdahale, Eğitim ve Araştırma Derneği PAYE’nin işbirliğinde, Murat Özyeğin’in himayesindeki merkezde bugüne kadar 390 yetişkin, 294 çocuğa danışmanlık hizmeti verilmiş. İkisi İstanbul, biri Mersin’den gelen, biri de İzmirli olup Van’da yaşayan dört psikolog çalışıyor. 
Bu merkez ile büyük bir bilinç devrimi yaşandı aslında. Malum bizim toplumda psikoloğa başvurmak yadırganır, deli muamelesi yapılır. 
Merkezin sorumlusu sosyolog Berivan Kılıçaslan anlatıyor: 
“Başlarda gelin merkezimize dediğimizde, niye ben deli miyim ki diyenler çoktu. Tabii ki deli değilsiniz, depremden sonra zaman zaman kalp atışlarınız hızlanıyor mu, yemek yiyememe, uyuyamama, etrafa daha agresif olma gibi sıkıntılarınız oldu mu? diyorduk. Artık insanlar komşusuna tavsiye ediyor git, ben faydasını gördüm diye.” 

Çocukların % 99.8’i şiddet görüyor 

Berivan Kılıçasslan depremden 1.5 yıl sonra ‘ikinci bir furyanın’ başladığını anlatıyor. Psikoloğa danışmak isteyen çocuklarda büyük bir artış varmış. 
Psikolog Deniz Bozunoğulları da, “Aile içi şiddet çok yüksek. Çocukların yüzde 99.8’inde aile içi şiddet vakası var” diyor. 
Babanın, anneye, annenin, çocuklara, büyük çocukların, küçük çocuklara şiddeti. Gücü gücüne yetene. 
Şiddet derken ille de öldüresiye dövmek değil. Bir tokadın bile şiddet olduğunun farkında değil aileler. 
 

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi