• $12,4902
  • €14,1202
  • 713.051
  • 1776.41
20 Nisan 2014 Pazar

Türk 'aydınlandı', yabancı tası tarağı toplayıp kaçtı!

FUNDA ÖZKAN
funda.ozkan@aksam.com.tr

Aydınlatma sektörünün pazar büyüklüğü yıllık 1 milyar dolar. 32 yıl önce öğretmenliği bırakıp sektöre adım atan Reşit Göğüş, kurucusu olduğu Pelsan için “İhracatta en büyük, iç pazarda birinci, istihdamda lideriz” diyor. Ekonomide derdimiz cari açık. Cari açığın temel nedeni enerji ithalatımız ama aynı zamanda üretim yerine ithalatın tercih edilmesi. Reşit Göğüş ile sohbetimizin özü de bu.

En çok istihdam sağlayan, en çok ihracat yapan şirketiz diyorsunuz. Aydınlatma sektörünün hangi alanında birincisiniz?
Ben işe başladığımda Philips’in imalatı vardı, Steco’nun imalatı vardı, General Electric'in üretimi vardı. Dediler ki, biz Türkiye’de lamba üretmeyelim, Çin’de üretelim. Önce lamba üretimlerini kapattılar. Şirketlerimiz, özellikle Pelsan’ın büyümesiyle aydınlatma armatürü imalatını da kapattılar, Türkiye’ye ithalata başladılar. Yabancıların Türkiye’de imalatı hem lambada, hem armatürde bitti. Bu kapatma kararlarını bir gazetede de şöyle okudum: Türkiye’deki yerel üreticilerin güçlü olması nedeniyle kapattılar. Yalnız biz değil, bizim gibi 5-6 firma var, hepimizin üretimi güçlü.

LAMBAYI HERKES ÇİN'DEN GETİRİYOR

Yabancıların hiçbiri mi Türkiye’de üretim yapmıyor?
Aydınlatma armatüründe hepsi ithal. Biz üretimde bir numarayız. 504 çalışanımız ile bizden sonra en fazla istihdam edenin iki katı. İç ve dış aydınlatmada üretim yapıyoruz, devlete de satıyoruz, tüketiciye de, projelere de, marketlere de satıyoruz.

Yapı marketinde bir tüketici dünya çapında ünlü markaları görüyor, yanında da sizin Pelsan’ınızı veya Maxin’inizi. Ben sizi tanımasam o büyük markaları tercih ederim, çünkü bilmediğim markanın, Türkiye’de üretilenlerin standartlarına, kalitesine güvenmem.
Bu konuyu ikiye ayırmak lazım, birisi lambalar, birisi de lamba ile çalışan armatür kısmı. 100 yıldır Philips Türkiye’de. Her doğan çocuk bilir. GE, yakın bir zamana kadar dünyanın en büyük şirketiydi. Osram uluslararası bir şirket. Ancak tüketici şunu bilmeli, lambada o da Çin’de yapılıyor, bu da. Lambayı alıp, Türkiye’de iyi kalite kontrolü yapan firmalar olabilir. Bizim laboratuvarımızı gördünüz. Biz kalitesine güvendiğimiz ürünü piyasaya çıkarıyoruz. Size hiç yalan söylemiyoruz diyoruz. Bir watt için kaç lümen alıyorsa üzerine onu yazıyoruz diyoruz. Armatürde ise, bilinen yabancı markaların ların hepsi ithal, bizler üretim yapıyoruz.

ÜNİVERSİTELERE LABORATUVAR

Tabii ki yabancıların marka değerleri yüksek. Ancak biz de kendimizi tanıtmak için de geçen yıl Yıldız Üniversitesi’ne, bu yıl Kocaeli Üniversitesi’ne, gelecek yıl da Gaziantep Üniversitesi’ne çeşitli laboratuvarlar kuruyoruz ki her elektrik mühendisi Pelsan’ı tanıyarak çıksın. Sonra onlar da tüketiciye diyecek ki, Pelsan’ı alabilirsiniz. Bizden sonra o çokuluslu şirketler üniversitelere gitmeye başladı, Pelsan’a pazar kaybetmemek için. Biz öndeyiz çünkü senede beş endüstri meslek lisesini de hem aydınlatıyoruz, hem de laboratuvar kuruyoruz, genç öğrenciler de tanısın diye. Çekirdekten yetişenlere de tanıtıyoruz.

BİRİNCİ SINIF ÜLKE KALİTESİNDEYİZ

Seramik üreticileri de yakınır, tüketicilerdeki İtalyan markası hayranlığından. Lambada yerli ve uluslararası tüm markaların ithal edildiğini, armatürde ise yabancı markaların Türkiye'yi bıraktığını yerli üreticiden başka üretici kalmadığını anlattınız. Siz de yabancı tercihinden yakınıyor musunuz?
Neden futbolda 35’inciyiz, müzikte 50’nciyiz, matematikte 42’nci sıradayız. Ekonomide en büyük 17'nci ülkeyiz ama maalesef ki biz nüfusumuz nedeniyle ordayız. Halk her şeyde bu sıralamayı yapıyor. 40’ıncı sıradaki bir ülkenin mi malını alır, yoksa üçüncü sıradakinin mi? Bilinci artırmak için ülke olarak her şeyde kendimizi yükseltirsek, bizim insanımız da Türk malı mükemmel kardeşim der. Biz de kendimizi anlatacağız, biz birinci ülke kalitesinde kal üretiyoruz diye. Tüm sektörler anlatacak, anlata anlata halk da bizim malımızı alır, niye İtalyan’ın malını alsın.

ARTIK PATRON ŞİRKETİ DEĞİLİZ KELİMELERİME DİKKAT EDİYORUM

Biliyoruz ki, aile şirketlerinde ikinci kuşağın yaşatması olasılığı yüzde 20 düzeyinde. Şirketinizde geleceğe ilişkin nasıl hazırlık yapıyorsunuz?
Burası 30 sene bir patron şirketi olarak yönetildi. Her şeye kararı ben veriyordum. Bunun çok iyi tarafları da var, kötü tarafları da. İkinci neslin gelmesiyle patron şirketi bitti, biz aile şirketi olmaya çalışıyoruz. Önce aile şirketi olacağız, ardından da kurumsal bir şirket olacağız. Ancak kuralımız aile şirketi özelliklerini kaybetmeden. Çocukluğumdan beri çeşitli ideallerim vardı, biri de çocuklarımla beraber aynı çatı altında çalışmaktı. Bu idealime ulaşmış bir babayım, çok mutluyum. Üçümüz kişiliklerimizi, bilgilerimizi ortaya koyan, alayla ve okulluyu birleştirerek, aile anayasını oluşturmak için uğraşıyoruz, rötuşu kaldı. Aile konseyimiz kuruldu. Gelecek yıllarda hepimizin uyduğu, beraber karar verdiğimiz kurallarla şirketi yöneteceğiz.

Oğlunuz Yiğit Göğüş satış ve ihracattan sorumlu, kızınız Yurdem Göğüş Çoruhlu ithalat ve pazarlamadan. Aslında biri sağ kolunuz, diğeri sol. Evdeki baba figürü ve iş yerinde talep eden yönetici figürü arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Çok dikkat ediyoruz. Çocuklar da dikkat ediyor, ben de. Kelimelerime dikkat ediyorum. Aslında yalnız kelimeler de değil, oturmama bile dikkat ediyorum. Çocuklar geldikten sonra, patron şirketindeki kadar rahat olmuyorsunuz. Onlar da evde babalarına davrandıkları gibi burada davranmıyorlar. Kişiliğinden feragat etmeden, bilgimizi ve tecrübemizi ortaya koyarak işimizi yapıyoruz.

ARALTIRMA GELİŞTİRME BİZDE SINIRSIZ

Cironuzun yüzde 2’sini ar-ge'ye ayırdığınızı okudum.
(Kızı Yurdem Göğüş Çoruhlu: Hatta sınırsız) Evet bizde sınırsız. Bütçe yaparken, söylediğim şu, ar-ge için bütçe sınırsız. Yeter ki, araştırma yapın. Sektördeki firmalarda doğru düzgün ar-ge bölümü yoktur, bizim şirkette iki ar-ge bölümü var. Eski ürünlerin pazarını kaybetmeyelim diye ar-ge devam ediyor, bir de LED için ayrı bölümümüz var.

1 EYLÜL'DE AYDINLATMAYI KİMSE TUTAMAZ

2013’ün artıklarıyla ocak, şubat aylarında çok mal sevk ettik Ancak mart ayında siparişte gerileme hissettik. Nisan, mayısta piyasa açılır. Eylül 1 oldu mu aydınlatma sektörünü kimse tutamaz. Neden mi? Çünkü inşaatlar bitince aydınlatma kullanılıyor. Köylü buğdayını, arpasını, fıstığını satıyor, aydınlatma almaya sıra geliyor. Doğu’da kış için eve kapanmadan önce para harcanır.

MAHALLEDEKİ ELEKTRİKÇİYE PEK İŞ KALMIYOR

Biz market kanalında satıyoruz, yapı marketlerin hepsinde varız ama Türkiye’de hala elektrikçiler bayrağı taşıyor. Mahalledeki elektrikçiler işi yönetiyor. Bayi kanalında da biz çok güzlüyüz.

Elektrikçiler de nitelik sorunu yok mu? Benim elektrikçim, apartman görevlisi. Elektrik gibi hayati öneme haiz bir işte iyi eğitim aramamız gerekmiyor mu?
Eğitim, halkın güvenliğini, sağlığını koruma konusu bir devlet politikasıdır. Buna ne Pelsan’ın, ne Akşam gazetesinin gücü yeter. Ancak elektrik konusunda Avrupa Birliği’nin, ABD’nin yaptığı bir performans testi var, bir de güvenlik testi. Bunlar olmazsa hiçbir ürünü pazara süremeyiz. Bizim fabrikadaki en kıymetli makinalarımız laboratuvardı. En çok parayı laboratuvara harcıyoruz. Aslında elektrikçiye bir iş kalmıyor. Elinizi dokunduğunuz zaman elektrik çarpmıyor çünkü topraklamasını çok iyi yapıyoruz.

SERMAYESİ EŞİNİN ALTINLARI

Öğretmenlikten nasıl karar verdiniz ticarete atılmaya?
1981'e kadar öğretmenlik yaptım, asker arkadaşım, dedi ki sen bir iş kur, öğretmenlikten kaç kuruş eksik kazanırsan, vallahi her ay sana havale çıkaracağım. Sen kibrit bile satsan yine para kazanırsın dedi.
Ben de çok şaşırmıştım. Ticari fikirlerimizi beğenmiş. İstanbul’da iki dayım vardı. Biri kebapçı, diğeri elektrikçi. Önce kebapçı dayımla konuştum. Bu kebapçılığın yazı yok, kışı yok, bayramı yok. Güzel bir meslek değil, sen öbür dayın ile konuş. Yok derse bana gel dedi. Öbür dayıma gittim, birlikte iş yapalım dedi. Evlendiğimizde eşimin altınları vardı, 300 gram sattık, dayım da sermaye koydu. 1982 Ocak’ta başladık.

TÜRKİLER BİZİM İÇİN GAZİANTEP

Nerelere ihracat yapıyorsunuz?
Sizin aklınıza en uç neresi geliyor. Angola’ya, Gana’ya, Tanzanya’ya, Etopya’ya satıyoruz. En büyük işimiz Almanya. Danimarka, Fransa, İngiltere, Rusya, Türki Cumhuriyetler zaten bizim için Antep sayılır. Ocak, şubat, martta ihracatımız, geçen yılın en iyi döneminin de üstündeydi. İhracatın artmasında paritenin de etkisi olabilir, belki bizim ekip çok canlanmış olabilir. Çünkü Yiğit dedi ki sene başında “Baba ihracata çok önem vereceğiz.” Belki de ihracat ekibinin geçen yıl verdiği tekliflerin işe dönüşmüş olmasıdır.

<p class='MsoNormal'>Aykut  Enişte 2 filmiyle beyaz perdeye dönmeye hazırlanan Melis Babadağ, iki  s

Gişeci'de Aykut Enişte 2 sohbetleri... Bölüm 2: Melis Babadağ

Galatasaray'a Malatya'da coşku seli

Hibe desteğiyle mantar tesisi kurdu! Şimdi siparişlere yetişemiyor

400 bin uçuş saatini başarıyla tamamladı! Türkiye'nin ilk milli ve özgün SİHA'sı