• $9,5182
  • €11,0631
  • 549.019
  • 1519.25
16 Kasım 2014 Pazar

Tekstil hâlâ lokomotif ama arka plana itiliyor

Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı Vedat Aydın diyor ki, “Üretim kapasitesi açısından Çin, Hindistan bizim önümüzde ama nüfusa göre yani boyumuza göre bakarsak ev tekstilinde Türkiye birinci. İhracat birim fiyatında da birinciyiz. 2.5-3 milyar dolar ihracatımız var.”

Bir de, ev tekstilinin de dahil olduğu tekstil ve hazır giyim, Türkiye’nin lokomotif sektörüyken göz ardı edildiğini söylüyor.
Zorlu Tekstil, entegre ev tekstili üretim ve pazarlamasında dünyada üçüncü sırada, ilk ikisi Amerika’da. Nevresimde ve polyester iplik üretiminde Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyüğü.

Anaokulundan başlamalı

2023 için yükte hafif pahada ağır ihracat hedefinden söz ediyoruz. Daha çok katma değerli ürün, daha çok tasarım, daha çok marka hedefinde ev tekstili ne aşamada?
Bizim ihracatımızın kilogram değeri 13 dolar. Türkiye’nin toplam ihracatının kilogram değeri 1.5 dolar olduğuna göre bizimki epey yüksek. Hedefler tabii ki hepimizin gündeminde ama bu öyle bir konu ki anaokulundan başlaması gerekir. Yaratıcı olacak, katma değeri yüksek üretim yapacak olanlar bizleriz. Yaratıcılığa yönelik ne kadar insan yetiştiriyoruz ki, aralarından yaratıcı çıkacak diye ciddi bir soru işareti var kafamda.

Bir tek seramik geçebİlir

- Tekstil 90’ların sonunda büyük darbe yemişti, ardından ikinci büyük krizini de 2001’de yaşadı. Bir dönem fabrika mezarlığı halindeydi. Şu an nasıl tekstil sektörü?
İlk iş hayatına atıldığımda 1972-73, tekstil sektörü Türkiye’nin lider sektörüydü ve hatta tek sanayi sektörüydü. Bugün birçok sanayi oluştu, otomotiv, elektronik şusu, busu. Türkiye’nin ekonomisi değil de dış ticareti olarak bakarsak, tekstil hâlâ lokomotif. Katma değer olarak lokomotif. Yaptığı ciro, ülkeye kattığı değer olarak tekstil kesinlikle lokomotif. Bugün otomotiv sektörünün cirosu, elektronik sektörünün cirosu, tekstil ve hazır giyim olarak topladığımızda hepsinden fazla. Ayrıca katma değer olarak baktığımızda yani yaptığı ithalat ve ihracata baktığımızda tekstil açık ara önde. Seramik sektörünün cirosu artarsa, bir tek onlar tekstil sektörünü geçebilir. Seramiğin hammaddesi toprak olduğu için bizi geçebilir. Bizim için de pamuk stratejisi doğru kurulmuş olsaydı bizimde katma değerimiz çok daha yüksek olacaktı. Bugünkü halimizle de Türkiye’nin lokomotif sektörüyüz. Dış ticaretine katkısı otomotivden de iyi, elektronikten de. Bu kadar önemli bir sektörün ikinci plana düşüyor olması, sanki göz ardı ediliyor olması tabii ki yaşadığımız krizler. Bir de kriz döneminde tekstilcilerin fazla ağlaması sebep oldu.

30 yılda ancak olur

İhracata ham bezi satarak başladım. Pamuğun fiyatı neyse, ondan biraz daha üstünde satardık. Türkmenistan gibi, Pakistan gibi, Mısır gibi bir sürü ülkede pamuğun üzerinde fiyatla ham bez satıyorlar, ihracat yaptık diye de seviniyorlar. Biz oralardan 10-15 dolara geldik, çok şükür. Ancak benzer tekstil ürünlerini İtalya, Almanya kaça satıyor diye baktığınız zaman bizim iki mislimiz, üç mislimiz. Daha çok yolumuz var. Biz bu noktaya 1980’lerden sonra, 35 senede geldik. Bizim 24 dolara çıkmamız için bu hızla gidersek 30 seneye ihtiyacımız var. Ki kolay değil başlangıçta hızlı büyür.

Mehter adımıyla ilerleriz

Gerçekten inovatif olmak lazım. 2023’e ne kaldı şunun şurasında. 2033’de, 2040’da iki misline çıkar inşallah bu tempoyla. Bizi kurtarmaz. Peki ne yapmak lazım. Tabii ki sihirli değnek yok. İşin başından başlamak lazım, yani anaokulundan, ilkokuldan başlamak lazım. Yani gençlerin yaratıcılığa yönelik bakışı olması lazım. Bugün kime sorarsanız sorun, bizim gençliğimiz yaratıcı yetişiyor diyebiliyorsa, zaten rahatız. Siz sorun, böyle söyleyen varsa bana da söyleyin ben de sevineyim. Ama böyle bir şey yok. Gençliğimiz yaratıcı yetişiyor diyemediğimiz sürece inovatif olma konusu her zaman gündemimizde kalmaya devam edecektir. Gerçekten bir şey yapabilecek miyiz derseniz de biraz mehter adımıyla ilerleriz.
Tekstilciler çok ağladı

Kamuoyunda tekstili olduğu yerden aşağı düşürdü. Tekstilciler çok ağlıyor, tekstilciler batıyor denildi. Her sektörün batanı da var, çıkanı da. 20 yıl önceki kriz döneminin tesiri var hala. 2001’den sonra yatırımlar da hızla düştü. Dört yıl önce alınan ekonomik kararlarla ithalata vergi konmasıyla, sektöre bir destek geldi. Fiili bir gerçek var ki, son yıllarda en baba yatırımcılar yine tekstilde. Yeni makinalar alıyorlar, fabrikalarını büyütüyorlar. Kesinlikle tekstil yeniden gözde oldu. Tekstil sektöründe şu an çalışıp da şikayet eden, ağlayanı zor bulursunuz. Çok kar ediyorlar manasında değil ama eskiye göre bayağı toparlandı. Yatırımlar da bunu kanıtlıyor.

Gençlere ihtiyacımız var

Vedat AYDIN: Ekonomiye katkıda anahtar sektör tekstil. Bu iftihar edilebilecek bir şey mi? Onu söylemiyorum. Almanya gibi keşke elektronikte, otomotivde dünya çapında markalar çıkarsak. Bizim baba sektörümüz 40 yıl önce tekstildi, birçok iddialı sektör oluştu ama hâlâ lider tekstil. Bunu özellikle gençler için söylüyorum. Tekstil sektörüne ilgilerinin yeterince olmadığını düşünüyorum. Yanlış imajdan dolayı. Esasında tekstil sektörünün gençlere ihtiyacı var. Zaten lider sektör, tekstilde de inovatif işler yapılabilir. İnovasyon sadece üründe değildir, ki biz üründe de yapıyoruz. İnovasyon serviste de vardır, yeni pazarlara gitmekte vardır, pazarı geliştirmek ciddi bir iştir. Gidin Afrika’nın ortasına mal satın. Bunu yapacak olan gençlerdir. Biz pazarları kolay bulduk, Avrupa Birliği, Gümrük Birliği diye girdik, bir güzel oturduk. Güzel de mal satıyoruz. Amerika’yı da öğrendik. Ama Afrika’yı, Güney Amerika’yı doğru düzgün bilmiyoruz. Uzakdoğu, Çin’e mal satmamız lazım. Kim satacak? Genç nesiller Çince öğrensin, Rusça öğrensin gitsinler orada mal satsınlar.

Ahmet Zorlu gece yarısı fabrika baskını yapardı

- Bundan 25-30 yıl önce Ahmet Zorlu’nun fabrikaya gece baskınları yaptığını, kolilerin arasında uyuduğunu biliyorum. Ahmet Zorlu için bir dönem gözbebeği tekstildi, artık Zorlu Holding denildiğinde elektronik-beyaz eşya şirketi Vestel veya Zorlu Grubu’nun gayrimenkul, enerji işleri daha çok gündeme geliyor. Tekstil gözden düştü mü?
Çalışmaya başladığımdan beri hiç baskın yaptığını duymadım. Holdingde artık üçüncü kuşak var ama Ahmet Zorlu da, Zeki Zorlu da ikinci kuşak olarak işin içinde ve tekstil hâlâ gözbebekleri, bildikleri konu. Hem ilk göz ağrıları, hem de çok iyi bildikleri konu olduğu için artık eskisi gibi detaylara girip, işleri takip edemezler. Zaten işi iyi bildikleri için uzaktan bakınca bile anlarlar. Detaylarla ilgilenmiyorlar, neticeye bakıyorlar. Kendilerinden sonra oluşan kadrolar da demek ki işi iyi çekip çeviriyorlar. Bir de holding çok büyüdüğü için, gayrimenkul, enerji, madencilik, elektronik, beyaz eşya bunların hepsi ciddi konular. Ama hâlâ kumaş gördü mü eller, bakar.

İhracatta canavar olan Vestel

İhracatımızda en babası Avrupa ve ABD. Durumları nedeniyle Ukrayna, Irak sevimsiz. Kuzey Afrika'ya ihracat yapıyoruz ama sevimsiz. Çok şükür ki Avrupa Birliği’nde, ABD’de işlerimiz iyi. 2013’de 230 milyon dolarlık ihracat yaptık, bu sene 275-280 ile bitireceğiz, seneye 300 hedefliyoruz. Bizim grupta Vestel gibi bir ihracat canavarı olduğu için onların rakamlarına göre bizimki epey düşük.

Karadenizli beyaz sever

Ev tekstilinde en muhafazakar ülke Japonya. 40 yıldır bu işin içindeyim, 40 yıldır zevkleri hiç değişmedi. Bizim Karadenizli beyazı seviyor, beyazın üzerine desen istiyor. Yeşil, kahverengi tonu üzerine çarşaf yaparsanız almaz. Türkiye'de de dünyada da son zamanlarda desenli ürünlere talep çok arttı. Bu da bir trend. Erkek pantolonları bile desenli.

Tezgahta pırlanta satıyoruz

- Fuar konusunda geçen yıllarda Ahmet Zorlu epey sinirlenmişti, Yeşilköy CNR için “Aslan yatağından belli olur” diyordu, bu sene de siz tepki verdiniz: Sokak tezgahında pırlanta satıyoruz diye. Türkiye’nin bir fuar sorunu mu var?
Türkiye’nin fuar sorunu var, bunu saklayacak değiliz. Ev tekstilinin birinci fuarı Frankfurt’taki Heimtextil. Frankfurt’taki fuar binasını, yapısını gördüğümüz zaman Türkiye’de fuarcılık var demek zor. Öyle bir bina, altyapı Türkiye’de olsa, 3-5 seneye kadar fuarcılığı Frankfurt’tan alabilir. Türkiye ev tekstilinde üretici bir marka, bunun başında da Zorlu geliyor. Çarşafta, perdede Zorlu üretici marka. Havluda Denizli.

Tekstilcilerin yüzü gülüyor

Türkiye toplam ihracatta yüzde 5 büyürken, tekstilde yüzde 7 büyüyoruz. Tekstilcilerin yüzü gülüyor. Gülmeyen de başka bir rol yapıyor, muhtemelen başka amacı var veya tipi öyle, ciddi görünmek istiyor. 2015 için ihracatçı birliklerinin resmi raporları gelmedi ama hangi tekstilci arkadaşım ile konuşursam konuşayım hepsi 2015 için de büyüme bekliyor. Son 3 yılda 10 milyarın üzerinde yeni makine yatırımı yapıldı. Bu yatırımla ihracatta en az yüzde 10 büyümek zorunda.

Modaya biz karar veriyoruz

Türkiye’de maalesef ki ev tekstili konusunda trend setterlar, yani modayı belirleyenler, modaevi, tasarımcı yok. Sadece biz varız. Türkiye’de iyi tasarımcılar var ama giyim üzerine çalışıyorlar. Zorlu olarak biz belirliyoruz, modaya biz karar veriyoruz, bunu markalarımızla yönetiyoruz. En yüksek markamız Valeron, onun bir altı Linens, bir altı Taç, bir altı Kristal, bir altı Briel. Rakipler kendilerini bizim markalardan hangisine eşit görüyorlarsa, benzerini yapıyorlar.

Tezgahta pırlanta satıyoruz

- Fuar konusunda geçen yıllarda Ahmet Zorlu epey sinirlenmişti, Yeşilköy CNR için “Aslan yatağından belli olur” diyordu, bu sene de siz tepki verdiniz: Sokak tezgahında pırlanta satıyoruz diye. Türkiye’nin bir fuar sorunu mu var?
Türkiye’nin fuar sorunu var, bunu saklayacak değiliz. Ev tekstilinin birinci fuarı Frankfurt’taki Heimtextil. Frankfurt’taki fuar binasını, yapısını gördüğümüz zaman Türkiye’de fuarcılık var demek zor. Öyle bir bina, altyapı Türkiye’de olsa, 3-5 seneye kadar fuarcılığı Frankfurt’tan alabilir. Türkiye ev tekstilinde üretici bir marka, bunun başında da Zorlu geliyor. Çarşafta, perdede Zorlu üretici marka. Havluda Denizli.

<p>Herkes şaşkındı. Onu sadece  belgesellerden tanıyorlardı. İstanbul Arnavutköy'de örneğine az rast

Mahallede kızıl akbaba şaşkınlığı

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu