• $8,4547
  • €10,273
  • 500.555
  • 1441.33
11 Aralık 2013 Çarşamba

Mucit olunur mu doğulur mu?

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ısrarla, ‘Türkiye’nin kilo başına 1.5 dolar seviyesindeki ihracatının’ yükseltilmesi gerektiği vurgusunu yapıyor. ‘Sürümden’ değil markalı, tasarım, katma değeri yüksek, inovatif ürünlerle ihracat yapılması halinde Türkiye gelişmiş, kalkınmış ülke olacak. Yarın Bakan Zafer Çağlayan yine çok önemli bir ‘tablo’yu açıklayacak.
Türkiye’de ilk defa, 115 bin ihracat firmasının tüm verileri analiz edilmiş. Bakan Çağlayan “Bu çalışmada, her bir firmamızın, sektörümüzün detaylı MR’ını çektik” diyor. Türkiye’nin ileri teknoloji karnesi, Türk ihracatçısının ne kadar tasarımla uğraştığını ortaya çıkacak.
Sonuçta konu dönüyor dolaşıyor, aynı noktaya geliyor. Düşünce biçimimizi değiştirmediğimiz sürece ‘katma değeri yüksek’ malların ihracatı söz konusu olmayacak. İnsanı umutsuzluğa sürükleyecek bulguyu geçenlerde Time dergisi ele almıştı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 17 ülkede yapılan araştırmada “Mucit olunur mu yoksa mucit doğulur mu?” sorusu vardı. Ankete katılan Türklerin yüzde 73’ü yaratıcılığın öğrenilebilir olduğunu söylüyordu. Rakam tek başına yüksek gibi duruyor değil mi?
Maalesef ki ‘yıldız’ ülkelerde mucitliğin öğrenilebilir olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 90’larda. Türklerin yüzde 23’ü mucitliğin doğuştan geldiğini söylüyor. Düşünce biçimini değiştirmesi gereken kitle bu. Ne acı ki mucitliğin doğuştan geldiğini en fazla savunan ülkede de bizden sonra Birleşik Arap Emirlikleri.

Borç, Türk insanının kamçısı

Avivasa’nın ‘paraları saç saç’ diye başlayıp, saçma, saçmalama ve saçma emir kipiyle devam eden reklamı benim için bir ‘kamu spotu’ niteliğinde. Tüketim çılgınlığına düşenlere ilaç niyetine. AvivaSa Emeklilik ve Hayat CEO’su Meral Eredenk’ten gelen tasarruf eğilimleri araştırmasını da dikkatlice okudum.
Tam da tahmin edeceğimiz gibi.
Biz Türkler tasarruf yapmıyoruz. Tasarruf yapamamamızın en önemli nedeni olarak da borçlarımızı gösteriyoruz. Biz borçla yaşıyoruz. Dahası borçlarımızdan rahatsızız ama borçlarımızı eritmek için de çaba göstermiyoruz.

Otelciler kendi ekmeğini niye pisler?

Başbakan Erdoğan iyi ki Bodrum’da kıyıları gezdi de, sahil bandındaki yapı kanununa aykırı yapılmış binaların yıkılması gündeme geldi. Bugün ilk balyoz Torba’daki Thor Oteli’ne inecekmiş. Oteli ruhsatsız inşa eden sahibi Simetri Grubu, ne acıdır ki internet sayfasında bugüne kadar yaptığı inşaatlarla övünüyor. Otel ile ilgili tanıtıma bakıyorum: Yemyeşil ormandan, masmavi denizden söz ediyor.
Sürdürülebilirlik kavramına sıkı sıkıya uyması gereken sektörlerin başında turizm geliyor. Doğanın katledilmesi, iklim değişikliği halinde önce kendi ekmek tekneleri zarar görecek. Bu nasıl bir günü kurtarma telaşı, bu nasıl şuursuzluk anlayan beri gelsin.

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi