• $9,5054
  • €11,0668
  • 549.259
  • 1519.25
6 Ocak 2014 Pazartesi

İş âleminin 2014’ten beklentileri de değişti

17 Aralık’a kadar iş dünyasından kiminle konuşsam, yüzler gülüyordu. Hedefler büyüktü. Kimi dünyada marka olmak istiyor, kimi daha çok istihdam yaratmak.
Birden korku koridoruna girdik. Adına ister hiperleşen siyasi tansiyon deyin, ister siyasi kutuplaşma, iş âleminde de yüzler değişiverdi.
Türkiye için küçük ama dünya için büyük büyüme oranlarından söz ediliyordu. Türkiye için küçük tanımını da açalım, yüzde 3.5’lar, 4’ler Türkiye’nin kalkınması, istihdam yaratması, iş gücü kapısını çalan gençlerin geleceğe umutla bakması için yeterli değil. Ancak yüzde 4 civarındaki büyüme de dünyaya “Türkiye sağlam ayakta” mesajını veriyordu.
Sohbet ettiğim bir işadamı: “15 günde bizim de beklentilerimiz değişti. 2014 çok çalkantılı geçecek. Mevcudu koruyalım, yeter” diyor.
Bir işadamı da önemli bir vurguyu yapıyor: “Sürekli tedirgin yaşıyoruz. Oyunun kuralları daha ne kadar değişecek, bilmiyoruz” diyor.
Bir başkası, “Bir vatandaş olarak ben bile şu yaşanılanlar gölgesinde yargıya güvenmezken, hangi yabancı güvenip de gelir, Türkiye’de yatırım yapar?” diye soruyor.
Haksız mı?
Ekonomide yaşanılanlar, ‘ekonomi’ penceresinden açıklanamıyor.

Zamlara alışacağız
Yeni yıl yeni umut gibi çok beylik bir laf var da, biz eski yılın son günü hesapların kapandığını görmedik ki umutlu girmiş olalım yeni yıla. Sohbet ettiğim, yarattığı istihdam yüksek olan bir işadamına, “Siyasetteki toz bulutunu bir kenara koyarsak, 2014’ten ne beklersiniz?” diye soruyorum:
“Büyüme ve kalkınma insan odaklı değil. Bunun değiştirilmesini isterdim. 2014’te ne kadar büyüyeceğimiz elbette önemli ama yeşil büyümenin göz önünde tutulmasını isterdim. Çirkin şehirlerde yaşıyoruz, buna son verilmesini isterdim. Geleceğe ne kadar büyüme altyapısı bırakacağımızın gündemde tutulmasını isterdim. Vatandaş için paralel devlet tartışmaları önemli değil, onun için önemli olan cebindeki para. Vatandaşın refahının artmasını isterdim. Ne var ki bu yıl zamlarla yaşamaya alışacağız” diye yanıtlıyor.
Nedense Noel Baba’dan hediye isteyen bir çocuk gibi gördüm işadamını.

Yeşil kapladığınızda yeşillenmiyor
Seranit İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ece Ceylan Baba ile mimar, öğretim üyesi şapkasıyla sohbetimizden, “İstanbullu, İstanbul’a yabancılaşıyor” sözlerini aktarmıştım.
İstanbul’daki yapılaşmadan dert yanmayan yok. Ece Ceylan Baba, “Eskiden böyle değildi. İstanbul yaşamı çok kültürlü yaşamı içinde barındırıyordu, bundan uzaklaşıyoruz. Yoksa dönüşmesin demiyorum. Tabii ki dönüşsün, yapılaşma da olsun ama bunların alanları öyle bir belirlenir ki, gerçekten dengeli bir dağılım olabilir” diyor.
Oysa İstanbul’da semtler de birbirine benzemeye başladı. Ece Hanım, “Bu biraz da projelerin inanılmaz büyüklüğünden kaynaklanıyor. Çok büyük ölçekli her şey. Yatırımcı tarafından baktığınızda da onlar da haklı. Sonuçta çok fazla risk var önlerinde. O yüzden daha genel geçer, daha çizgisi belli bir noktada ve birbirine benzeyen konseptler üretmeye başladılar” diye yorumluyor.
Ece Ceylan Baba’ya, “Sonuçta bu argümanlara karşı, karşıt görüşte olanların söyleyecekleri belli. Plansız, programsız yapmıyoruz, ihtiyaç var ki yapıyoruz diyebilirler. Aksine nasıl ikna edebilirsiniz?” diye soruyorum:
Yanıt veriyor:
“İstanbul’un altyapısına bakalım. En basiti trafiğine bakalım, her geçen gün iyiye mi gidiyoruz, kötüye mi gidiyoruz. Çevre verilerine bakalım, hava kirliliğine bakalım, kişi başına düşen yeşil oranına bakalım. Bir yapı yapıp, terasını yeşille kapladığınız zaman İstanbul yeşillenmiyor.”

<p>Almanya'da önemli bir ilk yaşandı. Türk  kökenli bir milletvekili, ilk kez federal mecliste başka

Federal meclise Türk başkanvekili

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu